Fikir
Giriş Tarihi : 24-12-2025 16:32

Millî Mücadele’nin Meksika Açmazı

Millî Mücadele yıllarında işgal güçlerine karşı omuz omuza savaşan, cephede aynı hedefe kilitlenen askerî ve sivil kadrolar; zaferin ardından siyasî, fikrî, hatta şahsî ayrışmalarla karşı karşıya geldi.

Millî Mücadele’nin Meksika Açmazı

Mustafa Kemal Paşa’dan Enver Paşa’ya, Kazım Karabekir’den Halide Edip’e uzanan bu tablo, Türkiye’nin kuruluş sürecindeki en sert kırılmalardan birini ve tarihi evrilmeyi ortaya koyuyor.

ZAFERDE BİRLİK, SONRA AYRI YOLLAR

1919–1922 arasında Anadolu’da yürütülen Millî Mücadele, farklı dünya görüşlerine sahip isimleri aynı cephede buluşturdu.

İttihat ve Terakki kökenli askerî kadro, İslâmcı-muhafazakâr aydınlar, sivil teşkilatçılar ile basın çevresi; işgale karşı ortak bir hedefte birleşti.

Mustafa Kemal Paşa liderliğinde yürüyen süreçte;

Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele, İsmet İnönü, Kazım Özalp cephede görev aldı.

Kara Vasıf, Hüsrev Sami Bey gibi isimler gizli teşkilatlanma sahasında etkili oldu.

Halide Edip, Yunus Nadi, Mehmet Âkif Ersoy, Said Nursî ise fikrî ve manevî cephede mücadeleyi destekledi.

ZAFERDEN SONRA BAŞLAYAN GERİLİM

Savaş kazanıldıktan sonra birlik zemini hızla dağıldı.

Yeni devletin nasıl kurulacağı, hangi fikrî hat üzerinden yürüyeceği, iktidarın kimde toplanacağı soruları sert çatışmalara yol açtı.

Enver Paşa, Millî Mücadele’ye dışarıdan destek vermesine rağmen Ankara merkezli kadrodan dışlandı.

Kazım Karabekir, Cumhuriyet sonrası muhalif konumda yer aldı, fikri, siyasî ve fiziki baskılarla karşılaştı.

Rauf Orbay, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası sürecinde sistem dışına itildi.

Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy gibi isimler askerî ve siyasî etkilerini kaybetti.

MANEVÎ CEPHE DE AYRIŞTI

Millî Mücadele’yi dinî meşruiyetle destekleyen isimler de yeni dönemde hedef haline geldi.

Mehmet Âkif Ersoy, sessizliğe çekildi, yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Türkiye’ye döndüğünde ise İrtica-906' diye kodlanarak ölüm döşeğindeyken bile takip edilmeye devam edildi.

Said Nursî, siyasetten uzak durmayı tercih etti, Cumhuriyet’in kuruluş döneminde benimsenen merkezîleşme, sekülerleşme, kontrol politikalarının sonucu sürekli sürgün hayatı yaşadı.

Halide Edip Adıvar, zamanla resmî tarih anlatısının dışına itildi. Halide Edip Adıvar ile Mustafa Kemal arasındaki çatışma, Millî Mücadele sonrası ortaya çıkan iktidar, yöntem ve rejim tasavvuru farklılığından kaynaklandı. Süreç, açık bir kopuştan çok giderek derinleşen bir mesafe şeklinde gelişti.

Bu ayrışma, sadece siyaset alanında değil; hafıza, tarih yazımı ve kamusal anlatı düzleminde de derin izler bıraktı.

TARİHİN ORTASINDA BİR “MEKSİKA AÇMAZI”

Bugün geriye dönüp bakıldığında ortaya çıkan tablo, bir “Meksika açmazı”nı andırıyor:

Aynı düşmana karşı silah çeken kadrolar, zafer sonrası birbirini hedef alan farklı kamplara dönüştü.

Millî Mücadele’nin başarısı, bu kadroların ortak iradesiyle mümkün oldu.

Ancak Cumhuriyet’in şekillenme süreci, bu ortaklığın sürdürülemediğini gösterdi.

Millî Mücadele yalnızca dış düşmana karşı verilen bir savaş değil; zafer sonrasında yön, iktidar ve hafıza mücadelesine dönüşen çok katmanlı bir tarihsel kırılma olarak kayda geçti.

Bugün hâlâ tartışılan pek çok başlık Millî Mücadele’nin Meksika Açmazıyla başlayan bazen sesli, bazen kavgalı gürültülü bazen de sessiz gerilimin devamı niteliğinde.

adminadmin