Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 16-05-2013 09:02   Güncelleme : 16-05-2013 09:02

Gide(meye)ne!

‘ Gidilmesi zor yerler var gidilmesi gereken… ’ bi şarkıdan ödünç aldım bu cümleyi

Gide(meye)ne!
Gidilmesi zor yerler var gidilmesi gereken… bi şarkıdan ödünç aldım bu cümleyi.
 
Otobüs terminallerinde, tren garlarında bir köşede öylece durup beklerken başlayacağımız yeni hayatın kaygısı var üzerimizde, tedirgin, düşünceli. Düşünmek için durmak lazım. Uzun uzun durmak, uzun uzun düşünmek...
 
Her şey bir gün biter ama, bir şey hiçbir zaman bitirilmeyeceği kararlılığıyla istenebilir.
 
Gitmek!
 
Gerçekten kararlımıyız gitmeye, gitmek istemeye?
 
Geçmişin hüznüyle geleceğin endişesi karışmış, belirsizlik yüzümüze yansımış! Önceye ait ne varsa refüze etmişiz, belki de etmek isteyip becerememişiz. Hayallerimiz ölçüsüz kahkahaların arasında farkedilmezken, işimiz belkilere kalacak belki de? Belkilerin gölgesine sığınan temennileri biriktirir dururuz. Kesinler belkileşir, belkiler kesinleşir.
 
Sonra dökeriz eteklerimizde ne biriktirdiysek yollara doğru, bir iz bir nişan olsun diye. Belki de arkamızdan gelecekler için ya da gelmesini istediklerimiz için kimbilir!
 
Hayat alıyor yavaş yavaş neyimiz var neyimiz yoksa. Önce cebimizdekileri, sonra yetmiyor ümitlerimizi ve dahası heyecanımızı!
 
İçimizden geldiği gibi yaşamaya, aklımızdan geçenleri söylemeye korkuyoruz. Pencereyi açıp perdeyi aralamaya, insanların gözlerine bakıp gülümsemeye, yolda ilerlerken karşı kaldırıma geçmeye, herhangi birine saati sormaya korkuyoruz. Ezberlenmiş cümleler dışında başka başka kelimelere uzağız, kelimelere yabancı. Alışkanlıklardan vazgeçmek zor geliyor. Dahası bunu isteyip istemediğimizi bile net bi şekilde bilmiyoruz.
 
Erteliyoruz, öteliyoruz! Gerimizde her ne varsa kopamıyoruz.
 
Yola çıkacak kişinin aşması gereken ilk ve en önemli engel kendisidir, kendi yerleşikliğidir.der Oruç Aruoba. Bir yolculuk sırasında nasıl geride kalan manzaralara takılı kalmıyorsak, hayat yolculuğunda da takılı kalmamalıyız. Kilometrelerce aşıp şehirlerce uzağa yol almalıyız.
 
Kimileri el sallıyor gidenin ardından…
Kimilerine el sallanıyor!
Kimileri çökmüş ilk bulduğu duvar dibinde giryende…
Gönüller feveran eder!
 
Yol musun, yolcu mu?
Yük müsün, hammal mı?
Karşılayan mısın, uğurlayan mı yoksa tek başına yaşamı sırtlayan mı?
Günlerimizin aydınlığı mı, gecelerimizin karanlığı mı, tan vaktinin alacalığı mı?
Nesin?
Hangisisin?
Nesin sen ki yansıttığın ne olsun?
Eğilip suya baktığında gördüğün silüet ne?
 
Köprü altından çok sular aktı, akıyor, akacak ta, ya da sular altından akacak köprü bulamamakta.
Akıp giden mi, akıyor olan mı, akacak olan mısın? Yoksa yoksa hala köprü mü aramaktasın?
Yıkıldı köprüler, kurudu nehirler…
Nesin sen? Kimsin sen?
Yerin ne?
Durduğun yön ne yana bakmakta?
Baktığın yerde görmek istediğin ne?
Görmekte olduğun  ustaca resmedilmemiş mi yoksa?
 
Tekrara düşmek pahasına tekrarlıyorum ödünç cümlemi. Gidilmesi zor yerler var gidilmesi gereken...
adminadmin