Samsun Dostluk Grubu'nun, bir zamanlar şehrin en etkili ve varlıklı isimlerinden biri olan Özdemir Erol’u kaldığı bakım merkezinde ziyaret etmesi, "vefa" kavramının kamuoyunda yeniden sorgulanmasına neden oluyor.
Grubun geleneksel cumartesi kahvaltısını huzurevine taşıyarak sergilediği bu yaklaşım; şatafatlı sözlerin aksine, gerçek dostluğun ve kültürel değerlerin yitirilişi olarak yorumlanarak sert eleştirilerin hedefi oldu.
Gösterişli vefa şovu mu, trajik bir son mu?
Samsun Dostluk Grubu, her hafta düzenledikleri geleneksel cumartesi kahvaltılarının son adresini Akay Narin Bakım Merkezi olarak belirledi.
Grup üyeleri, uzun yıllar birlikte yol yürüdükleri Özdemir Erol’u burada ziyaret ederek, bu durumu bir vefa örneği olarak kamuoyuna sundu.
Ziyaretin ardından yapılan açıklamalar ve süslü cümleler, dışarıdan bakıldığında büyük bir dostluk tablosu gibi görünse de, bu coğrafyanın ve kültürün insanları için durum çok daha trajik bir anlam taşıyor.
Geçmişin kudretli ismi şimdi huzurevinde
Ziyaretin asıl sarsıcı tarafı ise Özdemir Erol’un geçmişteki konumu ile bugünkü hayatı arasındaki keskin zıtlıkta yatıyor. Özdemir Erol, Samsun’un geçmişteki en öncü, varlıklı ve etkili isimlerinden biri olarak tanınıyordu.
Bir zamanlar şehrin nabzını tutan, gücü ve imkanlarıyla bilinen bir ismin, bugün daha çok kimsesizlerin ve sahipsizlerin durağı olarak hafızalara kazınan bir bakım merkezinde yaşamını sürdürmesi büyük bir ironi olarak değerlendiriliyor. Dostlarının bu durumu ibretlik bulmak yerine, huzurevinde yapılan bir ziyareti marifetmiş gibi sunmaları tepki çekti.
Yeni dünya düzenine sitem: asıl vefa evlat kucağıdır
Söz konusu "vefa" ziyareti, yenidünya düzeninin getirdiği yabancılaşmaya ve değişen toplumsal normlara yönelik sitemleri de beraberinde getirdi. Geleneksel aile yapısına ve kültürel kodlara bağlı çevreler, huzurevlerinin bir son durak olarak normalleştirilmesine karşı çıkıyor. Yapılan değerlendirmelerde, gerçek huzurun ve vefanın, dostların senede bir gün yaptığı kurumsal ziyaretlerde değil; kişinin kendi sıcak yuvasında, hayırlı evlatlarının şefkatli ellerinde bulunması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Ziyaretin yarattığı yankı, "Umarız dostlarımız bizi huzurevinde değil, evlatlarımızın bize baktığı evlerimizde ziyaret eder" şeklindeki ortak bir temenniye dönüştü.




















































































































































































































