Google bu dönemde farklı ülkelerden toplam 24.179 içeriğin kaldırılması yönünde 2.285 başvuru aldı. Bu tür başvurular arasında YouTube video portalından videolar, blog hizmeti olan Blogger'dan yazıların kaldırılması veya bazı içeriklerin aramalarda daha zor çıkması gibi çeşitli sansür talepleri yer alıyordu. Bu dönemde sansür talepleri en çok artış kaydeden devletler Brezilya ve Rusya oldu. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu, tartışmalı "Müslümanların Masumiyeti" adlı videonun sansürlenmesini isteyen ülkelerin sayısı 20'yi buldu.
Türkiye'de Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu'nun Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, 63 YouTube videosu ve 22 Blogger yazısının "Atatürk'ü, devleti veya ulusal kimlik ve değerleri eleştirdiği" iddiasıyla kaldırılması için talepte bulundu. Google, Türkiye'deki kullanıcıların söz konusu YouTube videolarının yüzde 52′sine erişimini kısıtlarken, blog yayınlarıyla ilgili talepleri ise uygun bulmadı. Türkiye'nin sansürlenmesi amacıyla başvurularının arasında, "Resmi makamlar hakkında eleştiri", "Yetişkinlere uygun içerik", Gizlilik ve güvenlik" gibi kategorilerde önemli artışlar olduğu gözlemlendi.
***
Sansürlenen içerikler arasında pornografi hem en geniş şekilde hedef alınan hem de en yaygın bir şekilde meşru görülen içeriği oluşturuyor. İnterneti denetleyen ülkeler, "uygun olmayan" içerik gibi muğlak kavramlarla işe başlayıp, zaman içinde siyasi ve "güvenlikle ilgili" içerikleri de kapsayacak şekilde sansür sınırlarını genişletiyor. Ancak, "sakıncalı içerik" çerçevesi çoğu kez insan hakları, azınlık hakları, ifade ve inanç özgürlüğü alanlarını da kapsıyor.
İnternette sansürle ilgili yöntem ve sorunların birçoğu, gazete, dergi, kitap, radyo, televizyon ve sinema gibi geleneksel medya mecralarına yönelik uygulanan sansüre benziyor. Ancak yine de bu farklı medya araçlarına yönelik uygulanan sansür yöntemleri arasında önemli bir ayrım söz konusu: Çevrimiçi paylaşımların ulusal sınırlar içine hapsedilmesi ve denetimi çok daha zor. Zira ulusal sınırlar içinde yasaklanan bir içeriğe, daha liberal bir başka ülke üzerinden de erişim olanaklı. Bu bağlamda sansür uygulayan yetkililer, aslında doğrudan denetimleri olmayan kaynaklarda yer alan içeriği engellemeleri gerekiyor. Bu nedenle de içerik filtreleme sistemleri gibi çok daha sofistike teknik ve yöntemler kullanmak zorundalar.
Dünyada İnterneti ve dolayısıyla da vatandaşlarını en çok denetlemeye çalışan ülkelerin başında, Çin, Kuzey Kore ve İran gibi ülkeler geliyor. Çin'in "Büyük Güvenlik Duvarı" (Great Firewall) olarak tabir edilen İnternet filtreleme sistemi, devletler tarafından tüm dünyada giderek daha fazla oranda örnek alınıyor. İran, İnternet üzerindeki denetimlerini artırmak üzere, dış dünya ile sınırlı şekilde etkileşimde bulunacak olan ulusal bir İnternet altyapısı üzerinde çalışıyor. Denetim ve sansürleme yöntemleri ise ülkeden ülkeye değişiyor.
Örneğin birçok devlet, blog sayfa sahiplerine hükümet lehine yazmaları için para ödüyor. Ya da teknolojik denetimin yanı sıra, izleme işlerini insan kaynaklarıyla da destekliyor. Bilgi kaynaklarına yönelik örgütlü korsan saldırılar da kullanılan yöntemler arasında. Örneğin Çin'in Kızılordu içinde oluşturulan korsan birimi, ülkenin ticari ve ulusal çıkarları doğrultusunda korsan saldırılar düzenleyip; değerli ticari ve askeri bilgileri ele geçirmeye çalışırken, ülkeye yönelik eleştirel içeriğe sahip web sitelerine de saldırıyor. Öte yandan bu tür sansürü sadece baskıcı rejimler değil, ABD gibi batı ülkeleri de uyguluyor. Amerikan devletinin Wikileaks'ın dünya kamuoyu ile paylaştığı belgeleri sansürlemek ve bu girişimin başındaki Julian Assange'ı mahkum ettirmek için gösterdiği çabalar, bu tür baskılara iyi bir örnek teşkil ediyor.
Sansür çabalarında uç nokta ise, tüm İnternet bağlantılarını kesmek. Nitekim bu boyutta bir sansüre "Arap Baharı" sırasında birkaç Ortadoğu ülkesi başvurdu, ancak bu yöntem diktatörlerin devrilmesini engelleyemedi. Çin, 2009 yılında Sincan özerk bölgesinde patlak veren etnik ayaklanmalar sırasında, bölgedeki tüm İnternet, yurtdışı telefon ve SMS bağlantılarını kesti. Bölge halkı yaklaşık bir yıl boyunca Telekom hizmetlerinden yararlanamadı.
***
Yukarında verilen örneklerden de görülebileceği gibi, İnternet üzerindeki sansür ve denetimler, devletin kolluk kuvvetleri, ordusu ve diğer aygıtlarıyla vatandaşlarına uyguladığı baskı ve denetimlerin bir uzantısı niteliğinde. Oysa İnternete erişim özgürlüğü, temel insan hakları arasında yer alması gerekir. İnternet, ulusal devletlerin denetimine bırakılamayacak kadar önemli bir mecra. Bu yanıyla İnternet ve iletişim özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve diğer siyasi haklar mücadelesinin bir parçası olarak ele alınmalıdır.
F. Levent Şensever – Marksist.org- [email protected]
İNTERNETTE DEVLETİN UZUN ELİ
Devletler her geçen gün vatandaşlarını izlemek, beğenmedikleri ve onaylamadıkları bilgilerin dağılımını engellemek ve bu tür içerikleri paylaşanları cezalandırmak üzere İnternet üzerinde denetimlerini artırıyor. Google tarafından yakın zamanda açıklanan "Şeffaflık Raporu"na göre, 2012 yılının ikinci yarısında devletlerin kaldırılmasını talep ettiği içerik miktarında yüzde 26'lık bir artış gerçekleşti.
admin


















































































































































































































