Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 23-10-2013 10:14   Güncelleme : 23-10-2013 10:14

Kaç Hayatta Öldüm Ben

Kaç hayatta öldüm ben? Kaç sela okundu ardımdan? Kaç kez “Mevtayı nasıl bilirdiniz?” nidaları yükseldi kalabalıklardan

Kaç Hayatta Öldüm Ben
Kaç hayatta öldüm ben?

Kaç sela okundu ardımdan?

Kaç kez “Mevtayı nasıl bilirdiniz?” nidaları yükseldi kalabalıklardan.

Kaç hayatta öldüm ben?

Kaç hayatta unutuldu adım?

Her başladığımız hikaye yeniden doğuşsa, kaç sonu olmayan hikayede öldük biz?

Sahi kaç kez öldük biz?

Çıkıp gittiğimiz kaç hayat oldu?

Ölmeden önce öldük defalarca… Başka hayatlarda, başka insanlarda öldük.

Anlamımızı yitirdik başkalarında ve öldürdük kimilerini de kendi içimizde.

Gömdük, gömüldük; topraklar attık üstlerine ve de topraklar atıldı üzerlerimize…

Defnimizin ardından sessizce soruldu nasıl bilindiğimiz.

Belki hatırlanmamacasına dillere yasaklandık… Belki hatırlandığımız yüzlerde ve yüreklerde bir şeyler canlandı… Ama değişmeyen tek gerçek “gittik ve öldük”…

Önce daha çok tazeyken gidişler ve ölüşler; şu kapıdan çıkıp gelinecek gibi oldu,

belki de çalan telefonda beklenildi sesler. İnanmak istedik ölmediğimize ve
ölmediklerine ama öldük ve öldüler. Alışıldı her şey gibi yokluğa da…

Alışmak diyorum. Unutmak olmasa da alışılıyor önümüze konulan her hikayeye.
Kaç hayatta öldük biz?

 Kaç sevgi kaldı yaşanılmaya aç?

Kaç hayal gerçekleşmeden yıkıldı?

Kaç söz söylenecekken tutuldu ve unutuldu dillerde?

Sonrasında zamanı geçti ve anlamı yitirildi sözlerin.

Ne çok korkuyorduk ölümden. Sanki hiç ölmemişiz gibi. Oysa ne çok ölmüş ne
çok öldürmüştük içimizde kimilerini…
 
adminadmin