Güncel
Giriş Tarihi : 16-04-2026 18:53

Milli Eğitim'de Fulbright Tartışmaları

Türkiye’nin eğitim sistemini 1949’dan bu yana "ikili anlaşmalar" kıskacına alan Fulbright Eğitim Komisyonu, 75. yılında yeniden tartışmaların odağında.

Milli Eğitim'de Fulbright Tartışmaları

Karar mekanizmasındaki ABD üstünlüğü, müfredatın "yabancılaşması" ve milli egemenlik tartışmalarıyla derinleşen dosya, Türk eğitim felsefesinin neden "milli" olamadığı sorusunu gündeme taşıyor.

 

1948 yılında temelleri atılan ve 13 Mart 1950 tarihinde 5596 sayılı kanunla resmileşen Türkiye-ABD Kültürel Mübadele Komisyonu - Fulbright, sağladığı bursların gölgesinde kalan idari yapısıyla mercek altına alındı.

 

Gazeteci-Yazar Recep Yazgan ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın gibi isimlerin sert eleştirilerine konu olan sistem, Türk çocuklarının neyi, nasıl öğreneceğine karar veren "görünmez bir el" olarak nitelendiriliyor.

 

ANKARA’DA BIR EYLÜL ZIYARETI: FULBRIGHT’IN DOĞUŞU

 

Her şey, 14-16 Eylül 1948 tarihinde Arkansas Senatörü J. William Fulbright ve Illinois Senatörü Scott Lucas’ın Ankara ziyaretiyle başladı. Dönemin Başbakanı Hasan Saka, Milli Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu ve Dışişleri Bakan vekili Tahsin Bekir Balta ile yapılan üst düzey görüşmeler, eğitim sistemini on yıllar boyunca bir "ikili mekanizmaya" bağlayacak olan 5596 sayılı kanunun yolunu açtı. 1949 yılında imzalanan anlaşma, ABD’nin savaş sonrası Türkiye’ye sağladığı fonların "eğitim ve kültür mübadelesi" adı altında kullanılmasını öngörüyordu.

 

OYLARIN EŞITLIĞI DURUMUNDA SON SÖZ ABD BÜYÜKELÇISININ

 

Komisyonun en çok tartışılan yönü, yönetim kurulundaki oy dağılımı. Kanunun 5. maddesine göre komisyon 4 Türk ve 4 Amerikalı üyeden oluşuyor. Ancak, oyların eşit çıkması durumunda "Fahri Başkan" sıfatıyla ABD Büyükelçisi’nin (Misyon Şefi) oyu iki oy sayılıyor. Bu durum, Türkiye’nin eğitim politikaları ve müfredat içerikleri üzerinde nihai karar yetkisinin fiilen ABD’li diplomatların elinde olduğu iddiasını güçlendiriyor.

 

"KENDI DEĞERLERIMIZI BIZDEN SAKLADILAR"

Diriliş Postası Yazarı Recep Yazgan, bu yapının müfredat üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekiyor.

 

Yazgan, eğitim sisteminin batı merkezli bir bakış açısıyla dizayn edildiğini belirterek şu çarpıcı tespiti yapıyor:

 

"Algoritmanın El Harezmi, Cebir ilminin İbn-i Cabir, trigonometrinin 'üçgen bilimi' olduğunu bize öğretmediler. 'Avicenna' dedikleri İbn-i Sina’nın, 'Averroes' dedikleri İbn-i Rüşd’ün kendi değerimiz olduğunu müfredattan sildiler.

 

75 yıldır çocuklarımızın zihnini, gerçek hayatla ve kadim kültürümüzle bağı olmayan bir eğitim anlayışına mahkûm ettik."

 

EKONOMIK EGEMENLIK TARTIŞMASI

 

Anlaşma metnindeki mali hükümler de egemenlik tartışmalarını körüklüyor. Türkiye sınırları içerisinde eğitim faaliyetleri için kullanılan kaynaklar, hukuki olarak "yabancı bir hükümete ait emval (mal)" sayılıyor. Yani Türkiye’de harcanan para, hukuken ABD’ye ait kabul ediliyor ve denetimi doğrudan ABD Dışişleri Bakanı’na bağlı tutuluyor. Bu durum, Türkiye’nin kendi topraklarındaki eğitim harcamaları üzerinde tam kontrol sahibi olamadığı eleştirilerine yol açıyor.

 

BAĞIMSIZ BIR FELSEFE ŞART

 

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Fulbright’ın sadece bir burs programı değil, bir "etki ajandası" olduğunu savunuyor. 2017 yılında hazırladıkları "Müfredatın Demokratikleştirilmesi" raporu sonrası ABD Konsolosluğu tarafından yapılan ziyareti hatırlatan sendika yetkilileri, eğitim sisteminin milli değerlerle donatılması ve yabancı unsurlardan (NATO ve Fulbright etkisinden) arındırılması gerektiğini vurguluyor.

 

TARIHTEKI IKI KRIZ VE "MILLI GÖRÜŞ" ENGELI

 

Recep Yazgan’ın yazısında belirttiği üzere, bu komisyonla Türk devleti arasında bugüne kadar iki büyük kriz yaşandı:

 

Kenan Evren’in Müdahalesi: 12 Eylül sonrası din eğitiminin komisyona sorulmadan anayasal zorunluluk haline getirilmesi.

 

Milli Görüş Direnci: Necmettin Erbakan’ın hükümet ortağı olduğu dönemde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın milli bir çizgiye çekilme çabalarına karşı yapılan diplomatik baskılar.

 

Prestij mi, nüfus mu?

 

Prof. Dr. Aziz Sancar gibi bilim insanlarına kapı açan prestijli bir program olarak sunulan Fulbright, madalyonun öteki yüzünde ciddi egemenlik ve müfredat tartışmalarını barındırıyor.

 

Türkiye’nin 2026 vizyonunda, eğitim sisteminin bu 75 yıllık "gölge yönetimden" kurtulup kurtulamayacağı, siyasetin ve kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor.

 

adminadmin