Samsun Haber
Giriş Tarihi : 23-04-2026 13:27

Murat Abi Tamamladı Dünya Sürgününü

Samsun’da antikacı ve Cibran Kafe’nin sahibi Nevzat Onmuş, vefat eden şair ve düşünce adamı Murat Kapkıner için kaleme aldığı duygusal metinle sevenlerini derinden etkiledi.

Murat Abi Tamamladı Dünya Sürgününü

Onmuş’un hatıralarla örülü veda yazısı, yalnızca bir dost kaybının değil, bir fikir ve gönül insanına yapılan içten uğurlamanın ifadesi olarak dikkat çekti.

“Sessizce çekilip dünya sürgününden Sevgili’ye varmış Murat Kapkıner…” sözleriyle başlayan yazıda, Kapkıner’in Samsun günlerinden dost meclislerine, şiir okumalarından hayat derslerine kadar uzanan çok sayıda hatıra paylaşıldı.

Vefat haberini üç gün sonra öğrendiğini belirten Onmuş, Kapkıner’i “başkentler başkentine göçen güzel adam” sözleriyle andı.

SAMSUN’DA DOSTLUKLA GEÇEN GÜNLER HAFIZALARDA

Nevzat Onmuş, Mustafa Öner’in davetiyle Samsun’a gelen Murat Kapkıner ile Cibran’lı günlerde unutulmaz vakitler geçirdiklerini anlattı.

İlk olarak Necaaddin Açmak’ın sahildeki yazlık evinde misafir edilen Kapkıner’in daha sonra öğretmenevine, ardından Çiftlik Caddesi’nde kiralanan eve yerleştirildiği aktarıldı.

Bu süreçte Semih Saygılı’nın en yakın yol arkadaşlarından biri olduğu vurgulanırken, Aziz ile kurulan dostluklara da dikkat çekildi. Onmuş, Kapkıner’in sevdiği herkese “Sevgilim” hitabıyla seslendiğini, bu hitabın dost meclislerinde unutulmaz bir iz bıraktığını anlattı.

“Mustafa Karaosmanoğlu’nu sevdi Samsun’dan. Ibrahim Tökel’i sevdi. İlle de Semih’i.

“İnsanın kimden ne hikmet öğreneceğini bilemezsin Sevgilim.” dedi bir gün bana. Sulukule vakitlerimde çingene cevval adamlarla gönül eylediğim bir gecenin behrinde, -aylardan Ramazan- Üsküdar vapurundan inmişim eve elim boş gitmeyeyim iki ekmek alayım dedim.

Fırıncı delikanlıya iki ekmek ver evlat dedim, para aranıyorum ceplerimde bir yandan. O cep boş bu cep boş. Delikanlı: “Abi yarın verirsin uğraşma.“ dedi. “Ya yarın getirmezsem?” dediğimde “O senin sorunun abi.“ dedi apansız. Hikmet işte bu. İki ekmeğin parasını getirip vermesem fırıncı bir şey kaybetmez. Adam sevabı kaptı zaten. Altı üstü iki ekmek parası. Fırıncı fakirlemez ödemesem. Lakin getirmesem ben neler kaybederim…”

TÜRKÜLER, ŞİİRLER VE HAFIZAYA KAZINAN GECELER

Hatıralarda yer alan en dikkat çekici bölümlerden biri de birlikte geçirilen şiirli ve türkülü geceler oldu. Bir gece, birlikte Neşet Ertaş türkülerini söyleyerek geçirilen saatler, Onmuş’un anlatımında duygusal bir zirveye dönüştü.

Kapkıner’in bağlama çaldığı, yüksek sesle şiir okuduğu, Erdem Beyazıt başta olmak üzere büyük şairlerin şiirlerini bambaşka bir tonda yorumladığı anlar, yazıda özel yer tuttu. Onmuş, “Hızır’la Kırk Saat sanki Sezai Karakoç’un değil, onun şiiriydi” sözleriyle Kapkıner’in şiir icrasındaki etkisini anlattı.

“Arada bağlama çalardı Cibran’da. Ben böyle yüksek ses görmedim ondan sonra. Ben diyim Neşet siz anlayın Malatyalı Fahri Kayahan … Erdem Beyazıt ve başka büyük şairlerin şirini ondan öğrendik nasıl okunur. Reis bile onun gibi okudu “Sana, bana, vatanıma, ülkemin insanlarına dair…“ Ne vakit araba kullansam, önümden bir kedi geçse dilimde bir Kapkıner dizesi “Kedi gidiyor tekerleklere kendi…“  “Anne ben artık iyiyim.” bilmezki annem Kapkıner dizesidir. Şair sözüdür… Hızır’la Kırk Saat sankim  Sezai Bey’in değil, o söyledi onun şiir…

“Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz / Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz / Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı / Günlere geldim bunu bana öğretmediniz / Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı / Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim /  Bunu bana söylemediniz”

Liseli yıllarımdan bu yana dilimden hiç eksik etmediğim bir ses,  teyiplerin kolonlarını patlatacak kadar asi “Kardeşime Mektuplar“ kaseti…

“KARDEŞİME MEKTUPLAR” KUŞAKLARIN HAFIZASINDA

Liseli yıllardan itibaren etkisinden çıkamadığını söylediği “Kardeşime Mektuplar” kasetinden söz eden Onmuş, Murat Kapkıner’in sesinin bir kuşağın hafızasında yer ettiğini vurguladı.

Kapkıner’in yalnız şiirle değil, gündelik hayatta küçük hadiselerden hikmet devşiren tavrıyla da çevresindekileri etkilediği kaydedildi. Üsküdar’da bir fırında yaşanan “iki ekmek” hikâyesi üzerinden aktardığı ahlaki ders, bu yönün en dikkat çekici örneklerinden biri olarak yazıya yansıdı.

“İNSANIN KİMDEN NE HİKMET ÖĞRENECEĞİNİ BİLEMEZSİN”

Yazıda, Kapkıner’in sıkça tekrarladığı “İnsanın kimden ne hikmet öğreneceğini bilemezsin sevgilim” sözü, onun düşünce dünyasının özeti olarak öne çıktı. Onmuş, bu yaklaşımın sadece sözde kalmadığını, Kapkıner’in hayatı boyunca bunu yaşadığını vurguladı.

Onun, sıradan görünen olaylardan metafizik derinlik çıkarabilen nadir isimlerden biri olduğu ifade edilirken, sanat, dostluk ve hikmetin Kapkıner şahsiyetinde birleştiği belirtildi.

ANTİKA VESPA, RESİMLER VE YARIM KALAN HATIRALAR

Onmuş’un yazısında pişmanlık taşıyan hatıralar da yer aldı. Kapkıner’in Samsun’dan ayrılırken antika Vespa motorunu kendisine bırakmak istemesi, fakat bunu kabul etmemesi “şimdi pişmanım” sözleriyle anlatıldı.

Semih Saygılı ile birlikte, canı sıkılmasın diye tuval, boya ve fırça aldıkları; sipariş edilen resimlerden birinin havari, diğerinin ise mezarı başında sahibini terk etmeyen at olduğu bilgisi paylaşıldı. “At murattır” ifadesiyle bu hatıra, vefat haberine sembolik anlam kattı.

EDEBİYAT VE DOST MECLİSLERİNDE BIRAKTIĞI İZ SİLİNMİYOR

Şairin vefatı, yalnız dost çevresinde değil, onu şiir okumalarından, sohbetlerinden, kasetlerinden ve metinlerinden tanıyan geniş kesimlerde de üzüntüyle karşılandı. Samsun’daki Cibran çevresi başta olmak üzere, düşünce ve edebiyat çevrelerinde Kapkıner’in bıraktığı iz yeniden konuşulmaya başlandı.

Nevzat Onmuş’un kaleme aldığı bu metin, bir veda yazısı olmanın ötesinde, bir dostluk tarihinin tanıklığı olarak kayda geçti.

“Canı sıkılmasın yüzü kızarmasın diye tuval, boya, fırça aldıydık Semih’le. Sipariş ettiğim resimlerin biri kopya havari diğeri mezarı başında sahibini terk etmeyen at idi. At murattır. Murat abi göçtü başkentler başkentine. Tamamladı dünya sürgününü. Güzel adamlar güzel atlara binip gittiler. O da gitti. Umarız uzamaz bizim sürgünümüz de…

adminadmin