Kimdi o “Ben Ankara’nın İstanbul’a dönüşünü severim.” diyen zat? Samsun güzel bir şehir; Güzel insanların eli değebilse daha da güzelleşecek şehir… İstanbul’la yarışamasa da güzellikte, seveninin gönlündeki tahtın sahibi şehir Samsun.
Her yeni, eskinin ayak izleri üzerine kurulur ve öyle seyreder.
Emanet bilinci olanlar yalana tevessül etmezler… Aldatmak, safları bozmak onların kitaplarında hiç yazmaz. Onlar “gri”den hoşlanmaz… Renkleri nettir onların. Sadece, güneş fazla vurunca parlar, güneş bulutlar ardına çekilince de renkleri biraz solar. Ama asla renklerinde bir değişme olmaz. Kökü “çınar” olanın meyvesi “armut” olmaz…
Bunca cümlenin kurulduğu şu günlerde kimsenin kimseyi dinlediği yok esasen; herkes lafını söyleme derdinde…
Onlar yaptıkları bu işi sevdikleri veya o işten zevk aldıkları için yapmazlar; yapılması elzem ve şart olduğu için yaparlar… Emrolundukları gibi dosdoğru olmak en önemli duruşlarıdır. Hepsinin anlayış ve idraki aynı olmamakla beraber niyetleri hep aynıdır… Zira Yüce Yaratıcı, amellerde becerememe ihtimaline mukabi,l “iyi işler yapma” niyetini öne çıkarmıştır…
Yeni cümleler kurmak lazım ama heceleri kadim olsun…
Onlar sonucu göremeseler de gelecek adına gayretten ve emaneti sırtlamaktan geri durmazlar. Onlar sonuca değil, yapılması gerekenin zamanında yapılmasına odaklanırlar. Bu nedenle günlük kayıpları, kayıp olarak görmezler. Onlar için sonsuz bir mükafat denizi vardır ve bu denizin dünyadaki kısmı, buzdağının su üstündeki kısmı kadar bile değildir. Şöhret, onların ayaklarına dolanacak bir pranga olduğu için şöhret peşinde koşmazlar; kalabalıkların onları izleyip izlemediğiyle ilgilenmezler. Sadece işlerini en iyi şekliyle yapar, yollarına devam ederler… Çağdaşları onları anlayamasalar da tarih onların yaptıklarının en dürüst şahidi olacaktır.
Gaybı düşünmek ve anlama çabası içinde olmak, ancak aklın ve zekanın olgunlaşmasıyla olur…
Genelde beklentisiz olduğumuzu vurgulasak da bazen “Bir teşekkür bile etmedi.” sitemimizi de ekleriz ardına… Halbuki o erler mükafattan geçtikleri gibi, teşekkürden de geçerler… Teşekkürden geçtikleri gibi durup “Bu yaptıklarım çok sevaplı işler, ahirette bunun mükafatını mutlaka alacağım.” diye bile düşünmeyi kendilerine zul sayarlar. Onlar sadece yapmayı en iyi bildikleri şeyi yapar ve üzerine hiç düşünmeden geçer giderler… İnsanların vefasızlıkları, arkalarından işler çevirmeleri onları yavaşlatmaz. Zira “İnsan kendine zulmeden bir varlıktır, bana zulmetmesi de kendini bilemeyişindendir. O halde bana bunlara takılmadan yoluma devam etmek düşer.” der ve “Nefsine merhameti olmayanın, nesline merhameti olmaz.” ard bilgisine dayanarak alınmadan, gücenmeden, engellere takılmadan yürürler…
Onlar bir çiçekle baharın gelemeyeceğine, ancak tüm baharların bir çiçekle başlayacağına tam inanırlar…
Çok yakın tarihimizde böylesi bir hizmet eri geçti dünyadan… Şimdi, yolundan sapmadan gidenleri, her daim kendisini rahmetle ananları var. Her halükarda terk edilecek bu dünyada en güzel hizmetlere ve hayırlı işlere imza atmak, sadıklardan olarak ömrümüzü tamamlamak en önemli gayemiz olmalı… Bize bu yolu ve çizgiyi gösteren merhum Prof Dr. Necmettin ERBAKAN’a Allah’tan (cc) rahmet diliyoruz. Bize sunulan “tercih etme” zamanları, bizlerin başımızı iki elimizin arasına alıp düşünmek zorunda olduğumuz zamanlardandır. Yaptığımız her tercih sırtımızdaki heybeye attığımız “beyaz” veya “siyah” toplarımızdır ve bir sonraki tercihimizin rengini belirler…
Sağlıklı,Selametli ve saadetli günler dilerim…
O ERLER Kİ…
Kimdi o “Ben Ankara’nın İstanbul’a dönüşünü severim
admin






















































































































































































































