Fikir
Giriş Tarihi : 18-12-2012 11:53   Güncelleme : 18-12-2012 11:53

TÜSİAD’da Statükonun Kurbanı Oldum

Erdem Çenesiz, iş hayatına çıraklıktan başlayan bir girişimci.Turhal’da dünyaya gelmiş. Babası İsmet ve amcası İlhan Çenesiz önce Turhal’da tuğla-kiremit fabrikası kurar, daha sonra işlerini Samsun’a taşırlar.

TÜSİAD’da Statükonun Kurbanı Oldum
 
TÜSİAD’ın da içinde bulunduğu TÜRKONFED Başkanlığı’ndan istifa eden iş adamı Erdem Çenesiz, TÜSİAD’daki statükoya teslim olmadığı için görevi bırakmak zorunda kaldığını söylüyor.

Erdem Çenesiz, Türkiye’nin en büyük seramik gereçleri üreticilerinden Ece Grup’un Yönetim Kurulu Başkanı. Çorum merkezli Ece Grup, 40’tan fazla ülkeye kendi markasıyla ihracat yapan ve yenilikçi ürünleriyle öne çıkan bir şirket. Kamuoyu Çenesiz’i, iş hayatındaki başarıları kadar, sivil toplum kuruluşlarındaki etkinliğiyle de tanıyor. TÜSİAD’ın da içinde bulunduğu Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKKONFED) Başkanlığı’nı yürütürken, ani bir kararla görevinden istifa eden Çenesiz’in yaşadıkları, gerek TÜSİAD çevrelerinde gerekse Anadolu iş dünyasında çok ses getirmişti. Çatı kuruluş olmasına rağmen, hâlen TÜSİAD’ın kontrolünden çıkamayan TÜRKONFED’deki anlayışı değiştirmeye çalışan, İstanbul sermayesi ile Anadolu sermayesini bir araya getirmek için büyük çaba sarf eden Çenesiz’in yaklaşımları, TÜSİAD’ın statükocu yapısına takılmıştı. Görevini yapamaz hâle getirildiği gerekçesiyle istifa eden Çenesiz, o dönem yaşadıklarını Aksiyon’a anlattı. Çenesiz, bütün çabasına rağmen TÜSİAD’daki statükocu zihniyeti aşamadığını söylüyor. 2013’te görevi bırakacak TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’e de bir çağrı yapıyor: “Görevinizi bırakmadan benim yaşadıklarımı aydınlatın!”
 
Erdem Çenesiz, Mart 2011’de TÜRKKONFED Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilmişti. O güne kadar TÜSİAD’ın gölgesinde kalan ve varlığı pek hissedilmeyen federasyon, onun göreve gelmesiyle bir anda hareketlenir. Nitekim Çenesiz ve ekibi, görev yaptıkları 18 ay boyunca federasyonda, her güne 1,6 etkinlik düşecek bir tempoyla çalışır. Kuruluşundan bu yana sadece 3 bakanı ziyaret eden federasyon yönetimi, onun döneminde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve 17 bakan ile muhalefet liderlerini ziyaret eder. Bu onunla da yetinilmez, diğer iş dünyası kuruluşlarıyla diyalog çalışmaları başlatılır. TUSKON ve MÜSİAD gibi yapılarla da bir araya gelinir. TÜRKKONFED’de Anadolu mizaçlı bir yönetim anlayışı oluşturduklarını belirten Çenesiz, “Daha güçlü bir federasyon için TÜSİAD’ın gölgesinde kalmışlıktan kurtulmak gerekiyordu.  Bu, o yapıya karşı olmak, ona muhalefet etmek değildi. Sivil toplum dünyasında ve Anadolu’da daha aktif olmak gerekiyordu ve ben bunu yaptım. Herkesi ziyarete gittim. Mümkün olduğunca dernek faaliyetlerine katıldım, tabanı dinledim. Samimi ve tarafsız bir mantıkla ve kimseden etkilenmeden bağımsız hareket eden bir çalışma yaptık.” diyor.
 
Geçen yıl ocak ayında yapılan bir arama konferansı ile TÜRKONFED’in geleceğini masaya yatırdıklarını ve herkesin fikirlerini aldıklarını belirten Çenesiz, ortaya bir rapor çıktığını, bu raporu başkanlığı döneminde birinci stratejik doküman olarak kullandıklarını söylüyor. Çenesiz, çabalarının TÜSİAD yönetimindeki bazı isimler tarafından yanlış algılandığını vurguluyor: “Benim federasyonu derneğin gölgesinden kurtarma çabamı, TÜSİAD’a karşı olma gibi bir algıya çevirdiler. Sonra bu kişiselleşti, stratejik kararlarda senin dediğin, benim dediğim olacak noktasına gitti.” Başkanlık görevi sırasında demokratik davrandığını ve her görüşü dikkate aldığını belirterek, iş yapamaz noktaya geldikten sonra da istifa ettiğini anlatıyor. Başkan Ümit Boyner ile hiçbir sıkıntı yaşamadığını belirten Çenesiz, şöyle devam ediyor: “TÜSİAD’ın, o konuyla görevlendirilen kişinin yöntemlerini benimsemek gibi bir kültürü var. Ben Ümit Hanım’da bir nezaketsizlik, işime karışma görmedim ama TÜSİAD’dan görevlendirilmiş yetkililer bazında işimize müdahale çabalarını ziyadesiyle gördüm. Ümit Hanım’la bu konuları bir kez görüştüm ve bazı konularda hiç bilgilendirilmediğini fark ettim; çünkü söylediklerimi şaşkınlıkla karşıladı.” Kendisinin istifaya zorlanmasıyla ilgili çalışan TÜSİAD yönetim kurulu üyesi iş adamını da herkesin iyi bildiğini ve o kişinin aynı zamanda TÜRKONFED yönetim kurulunda olduğunu belirten Çenesiz, diğer üyelerin kendisi gibi çıkıp konuşamadığı için sıkıntıların örtbas edildiğini iddia ediyor.
 
Boyner empozeye karşı çıkamadı
 
Erdem Çenesiz, TÜSİAD üyesi değil. Bugüne kadar konfederasyona başkanlık yapanların aynı zamanda TÜSİAD üyesi olma geleneği vardı. Erdem Bey, bu geleneği de değiştiren bir başkan olmuştu. Konfederasyon ile TÜSİAD’ın ilişkisini olumlu bulduğunu belirten Çenesiz, “TÜSİAD’ın orada yer almasını ve desteklemesini önemli buluyorum, çünkü orada Anadolu var. TÜRKKONFED, Anadolu’dan çıkan bir yapılanma olduğu için, aslında derneğin de imajını düzeltiyordu. Bu açıdan güzel bir kurguydu.” diyor. TÜSİAD üyesi olmayan ve Anadolu’dan çıkmış bir başkanı yıpratmak ve devirmek için, dernek genel sekreterinin şehir şehir dolaşmasını, hatta kendi memleketi Çorum’a kadar gelmesini eleştiren Çenesiz, “TÜSİAD’ın vermek istediği imaj bu mudur?” diye soruyor.
 
Aslında Erdem Çenesiz tarzında bir iş adamının TÜRKONFED’e başkan seçilmesi, konfederasyonun yapısını bilen iş çevrelerini şaşırtan bir gelişme olmuştu. Daha baştan onun, diğer başkanlar gibi TÜSİAD Başkanı’nın ‘emir eri’ pozisyonunda olmayacağı biliniyordu. Buna rağmen başkanlık teklifinin bizzat TÜRKKONFED’in bir önceki başkanı Celal Beysel’den geldiğini vurguluyor. Nitekim TÜSİAD yönetimi bu değişime 18 ay tahammül edebildi ve görev süresinin dolmasına 6 ay kala Çenesiz saf dışı bırakıldı. Başarılı girişimci dernekteki bu psikolojiyi, “Beni başkanlıktan uzaklaştıranlar, ‘Bizim söylediğimiz yapmayanın kellesini alırız’ diye mesaj veriyor. Bir nevi ‘statükoyu korudum’ mesajıdır bu. Ben inanarak çalıştım ama statükoyu kıramadık, buna rağmen en azından direndik. Benden talepleri vardı, onları yapmadım.” diyor. Bazı yönetim kurulu üyelerinin kendisini TÜSİAD düşmanı gibi göstermeye çalıştığını belirterek, “Yaptıklarımız ortada. Benim en büyük huzurum, koltukta kalma uğruna değişmesi gerektiğine inandığım statükonun temsilcisi olmamaktır.” ifadelerini kullanıyor.
 
İstifa sonrası hayli destek bulmuş Çenesiz. Özellikle TÜSİAD’a karşı açıklama yapma cesaretini göstermesi epey takdir görmüş iş dünyasından. Yaşadığı süreci, her zaman televizyon ekranında tartışmaya hazır olduğunu belirtiyor; ancak karşı tarafta böyle bir cesaret görmediğini de sözlerine ekliyor. Çenesiz, karalama amaçlı suçlamalara da tepkili: “Muhtemelen Ümit Hanım’a ‘sen bu işe karışma, biz çözeriz’ dediler. Benim tavrımı siyasi beklentilerle açıklamaya çalıştılar.  Oysa, işini iyi yapmaya çalışan insanları ötekileştiren ve kendisi gibi ilişkiler kurmayan birini, bir siyasi partinin temsilcisi gibi göstermenin vebali büyüktür. Biz her partiye eşit mesafedeyiz. Başkanlığım döneminde AK Parti kadar CHP’ye de gittik, raporlarımızı sunduk. Ümit Hanım’ı severim ve gitmeden bu işi açıklığa kavuşturmalıdır. Çünkü ben onun bir empozeyi kabul etmek zorunda kaldığını düşünüyorum. Ancak bu işi örtbas etmeleri onlar için en güzel tercih olacak gibi görünüyor.”
 
Büyümenin metodolojisi değişmeli
 
Erdem Çenesiz’in tek gündemi patronlar kulübüyle yaşadığı sıkıntılar ve statükocu iş çevreleri  değil. Bir Anadolu markası ve sivil toplumda etkin bir isim olarak, Türkiye ekonomisi ve Anadolu’nun kalkınması da onun değişmez gündemlerinden. Anadolu şirketlerinin markalaşma yarışında biraz geç kaldığını ancak pes edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Anadolu’dan pek çok dünya markası çıkaracaklarını kaydeden Çenesiz, tespitlerini sıralıyor: “Genç, dinamik bir nüfusumuz var ve özgüvenimiz arttı. Yaşlanan Avrupa’nın yanında yıldız gibi parlıyoruz. Devir Türkiye’nin devri, medeni ve müreffeh ülke olma açısından, bütün avantajları aynı anda elinde bulunduran bir toplumuz. Bu sürece genç nüfusu ve yeteri kadar meslek eğitimini de ekleyebilirsek, hem kendi markalarımız olacak hem de Avrupa’nın önde gelen markalarını bünyemize katacağız.”
 
Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme sürecine ihtiyacı olduğunu belirten Çenesiz, yüksek cari açık vererek büyüme döneminin artık geride bırakılması gerektiğini düşünüyor. Bunun için ekonomideki yapısal sorunların çözümüne odaklanılması gerektiğini belirterek, “Yapılması gereken önce iç tasarrufları artırmak, ikincisi teknoloji transferi ile yüksek katma değerli üretim yapmak ve eğitimli insan kaynağını artırmaktır.” yorumunu yapıyor. Bu üç maddeyi özel sektör ve kamunun fikir birliği içinde ele alması durumunda, daha kalıcı ve sürdürülebilir büyümenin sağlanacağını belirterek, büyümenin metodolojisini bu anlayışa göre tekrar gözden geçirmek gerektiğini vurguluyor. Kalıcı ve sağlıklı büyüme için markalı üretim, nihai üründe yerlilik oranlarının artırılması ve devlet teşviklerinin de önemine işaret eden Çenesiz, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması için de yeni teşvik paketinin önemli bir adım olduğunu vurguluyor. Ekonomi yönetiminin son dönemde sürdürülebilir ve sağlıklı büyüme noktasında kararlar almasını da olumlu buluyor.
 
Haberin tamamı için tıklayınız:
http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-34354-tusiadda-statukonun-kurbani-oldum.html
ZAFER ÖZCAN / AKSİYON
 
adminadmin