Köşe Yazıları
Giriş Tarihi : 05-10-2013 13:43   Güncelleme : 05-10-2013 13:43

YEŞİL YAPRAKLAR BİR BİR GAZEL OLMUŞ..

Zihnimde Aşık Sefai’ den bir dize “Yeşil yaprak döndüğünde gazele, yazın ardı güz görünür sevdiğim…” Şimdilerde yeşil yapraklar bir bir gazel olmuş

YEŞİL YAPRAKLAR BİR BİR GAZEL OLMUŞ..
Zihnimde Aşık Sefai’ den bir dize “Yeşil yaprak döndüğünde gazele, yazın ardı güz görünür sevdiğim…”

Şimdilerde yeşil yapraklar bir bir gazel olmuş. Güz tüm sertliğiyle bize doğru yaklaşıyor. Mevsimin etkisinden olsa gerek oldukça esrik bakıyor, sonbaharın hüznüne bulanıyoruz.

Soğuktu şehrin sokakları fakat diş geçiremiyordu bize. Üşüdükçe; soğuktan, ıslanmaktan korkardık. Bazen de olmayacak dualara amin demekten…

Olmayacak dualara amin denmezmiş... Gönlümüzden geçirsek de dilimize düşmez, düşmemeliymiş.

Bazen günleri bölüşüyoruz. Güneşli ve yağmurlu günler diye… Kimimiz kış güneşine aldanıyoruz kimimiz yaz yağmuruna. Fakat aldatmıyoruz…

Bazılarımız ellerinin üşümesinden ve bir daha ısınamamasından korkuyor bazılarımızsa ısınamayan ellerinden hiç şikayet etmiyor hatta buz tutan parmaklarından da rahatsız olmuyor. Bir de yalnızlık ile yoğrulmuş yüreklerine çeşitli korku tohumları ekenler ve dolayısıyla kalplerinin buz tutmasından korkanlar var… Kalplerimizin buz tutmasından sığınıyoruz Allah’ a…

Bazen şehrin aynı sokaklarını farklı zamanlarda adımlıyor, ayrı zamanlarını soluyor, aynı göğün altında ayrı acıları selamlıyoruz… Birbirimizden bihaber…

Ne kadar yol katetmiş olsak da gök aynı gök, bizse yollardan yorgun. Bu gök, nerede ve hangi zamanın içinde olursak olalım orada olacak. Zaman bizim gibi durup düşünmüyor. Zaman durmaksızın akıyor.

Akrep ile yelkovan kadar olamadık, onlar kadar çakışamadık.

Yelken açmış bir yerlerde yeni acılar… Limana gidip karşılamalı tüm kadirşinaslığımızla. Bu şehirde yelken de açılmaz ufka da bakılmaz.

Bir yerlerde ama nerelerde?

Bir keresinde kalabalığın içinden bir ses yükselmiş ve bana şöyle seslenmişti:

-Haymatlos!

O an gülüp geçmiştim, bugün düşünüp anlamaya çalışıyorum. İnsan kendini hiçbir yere ait hissedemeyince, hiçbir yerli olamıyor ve bunu da gizleyemiyormuş. Aidiyet duygusu sonradan kazanılması zor fakat imkansız olmayan ne mühim bir duyguymuş…

Ne uçan balonlar var etrafta ne sihirli değnekler ne de olmasını istediğimiz başka herhangi bir şey… Uykuyla uyanıklık arası git geller yaşıyor, çeşitli duygularla karşı karşıya kalıyoruz. Bunlardan en baskını kalsam mı gitsem mi?

İçimizde şımarttığımız çocuklarımızın büyüme vakti gelmiş çatmış işte… Büyürken içimiz acır ve hiçbir acı gerçeğin acısı kadar tesirli değildir. Tarifsiz ve bitimsiz acı…
Gönül sızılarımız biriksin bir köşesinde içimizin biz sımsıkı sarılırken duygularımıza. Ters esen rüzgar olduk kendimize olduk ama sürüklemedik, sürüklenmedik…

Bazenleri bitirdik…

Durup dinle(n)medik…
adminadmin