Samsun Haber
Giriş Tarihi : 21-07-2026 18:16

Oğuzhan Uğur'un babası Hasan Atilla Uğur kimdir

Kamuoyunda içerik üreticisi Oğuzhan Uğur’un babası olarak bilinen emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur; Doğu Anadolu'daki karanlık iddialardan Ergenekon tutukluluğuna, Abdullah Öcalan’ın sorgusundan siyasete uzanan tartışmalı geçmişiyle gündemdeki yerini koruyor.

Oğuzhan Uğur'un babası Hasan Atilla Uğur kimdir

Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran en kritik virajlarda adı sıkça geçen emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur hakkındaki arşiv kayıtları, 2008 yılındaki Ergenekon operasyonlarına kadar oldukça sınırlı bir profile işaret ediyordu.

Ancak gözaltı süreciyle birlikte patlak veren iddialar, Uğur'un Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki görev yıllarından cezaevi süreçlerine kadar uzanan geniş bir dosyanın kapağını araladı.

MARDİN KIZILTEPE VE "BIÇAK TİMİ" İDDİALARI

1990'lı yıllarda Yüzbaşı rütbesiyle Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı olarak görev yapan Hasan Atilla Uğur, bölgedeki faili meçhul cinayetlerle ilişkilendirilen unsurların başında yer aldı.

Dönemin jandarma personeli, köy korucuları ve bazı siyasilerden oluşan ve kamuoyunda "Bıçak Timi" olarak adlandırılan yapıyı komuta ettiği öne sürülen Uğur, ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldı.

1995 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybolan ve 2008'de Kızıltepe Katarlı Köyü’ndeki kazılarda kemiklerine ulaşılan Şemsettin ve Nejat Yalçınkaya kardeşler olayında da baş şüpheli sıfatıyla soruşturuldu.

1990'lı yıllardaki 22 faili meçhul cinayeti kapsayan Kızıltepe-JİTEM davasında yargılanan Uğur, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava sonucunda 2019 yılında beraat etti.

ŞARKICI ÇELİK, İHSAN GÜVEN CİNAYETİ VE ERGENEKON BAĞLANTILARI

Ergenekon soruşturması kapsamında Hasan Atilla Uğur'un adı, magazin ve sanat dünyasından sürpriz isimlerle de yan yana getirildi. 2004 yılında Tuzla'daki evlerinde öldürülen emekli Binbaşı İhsan Güven ve eşi Sibel Güven cinayeti dosyası, Uğur ile şarkıcı Çelik Erişçi arasında gizemli bir bağ olduğu iddialarını gündeme taşıdı.

 

Soruşturma dosyalarına yansıyan raporlarda; "Kürşat" kod adını kullandığı öne sürülen Hasan Atilla Uğur ile şarkıcı Çelik Erişçi'nin Ankara'da sık sık görüştüğü iddia edildi. Çelik Erişçi, İhsan Güven ile dostluğunu kabul etmekle birlikte Uğur ile olan bağlantı iddialarını reddetti ve 2009 yılında mahkemede tanık sıfatıyla ifade verdi. Dönemin savcılığınca üretilen bu tezler, Ergenekon davasının beraatle sonuçlanmasıyla hukuki bir geçerlilik kazanmadı.

İMRALI SORGUSU, ERGENEKON VE BERAAT SÜRECİ

1999 yılında Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilen PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’ndaki ilk sorgu heyetinde yer alan Uğur, bu süreçteki rolüyle geniş kitlelerce tanındı. Jandarma Teknik İstihbarat Daire Başkanlığı görevinde de bulunan Uğur, 1 Temmuz 2008'de Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınarak tutuklandı.

5 yılı aşkın süre cezaevinde kaldıktan sonra Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararları ve Yargıtay'ın bozma ilamı neticesinde yeniden görülen yargılamada beraat etti. Emekliliğinin ardından Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstlenerek ulusalcı-milliyetçi çizgide aktif siyasete atıldı.

Şüphe uyandıran tesadüfler: Banyo ve kalp krizleri

Hasan Atilla Uğur'un görev ve tutukluluk yıllarına dair arşiv kayıtları incelendiğinde, çevresinde yaşanan bazı şüpheli ölüm vakaları dikkat çekiyor:

Teğmen Emrah Durmuş olayı (2006): Ankara Jandarma Okullar Komutanlığı'nda görevli Teğmen Emrah Durmuş, banyoda geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Cenaze törenine Jandarma Eğitim Alay Komutanı Albay Hasan Atilla Uğur katıldı.

Kaşif Kozinoğlu'nun vefatı (2011): Oda TV davasından tutuklu bulunan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu, Silivri Cezaevi'nde spordan sonra duş alıp odasına geçmesinin ardından geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Kozinoğlu'nun fenalaştığı andaki koğuş arkadaşı ise Hasan Atilla Uğur'du.

Beştepe danışmanlığı kulisleri ve siyasi tartışmalar

Son yıllarda kamuoyunda kendisini "FETÖ kumpaslarının mağduru" ve güvenlik uzlaşmalarının aktörü olarak konumlandıran Uğur, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne danışmanlık yaptığı yönündeki iddialarla da tartışmaların odak noktasına oturdu. Bir röportajında Külliye çevresindeki danışman kadrosunu eleştirmesi, geçmişteki iddialar ve siyasi duruşuyla birleştiğinde, güvenlik bürokrasisindeki aktörlerin dünü ve bugünü üzerine yürütülen tartışmaları yeniden alevlendirdi.

adminadmin