Sykes–Picot ve Türkiye’nin Terör Bataklığını çözebilmemiz için tabiri caizse bu haritayı çok iyi ezberlememiz, hatta hafızalarımıza kazımamız ve bu harita ile yatıp kalkmamız gerekiyor…
Dönemin ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından hazırlatılan haritayla birlikte, “1920’lerde sınırlar bu şekilde çizilseydi Ortadoğu kurtarılabilir miydi?” diye soran ABD’li New York Times aslında bugün Ortadoğunun ve Türkiye’nin hali hazırda yaşadıklarının, Sebeplerin bundan 100 sene önceki planların hala geçerliliğini koruduğunu gösteriyor…
Bu harita’da aslında eksik olan bir parça var!
Dikkat ettiniz mi?
O harita’da İsrail yok!
O haritada Suriye olarak gösterilen bölgenin aslında İsrail için ayrılan parça olduğunu bilir isek haritada ki puzzle’nin eksik parçasını da tamamlamış oluruz

Sykes–Picot ve Türkiye’nin Terör Bataklığını çözebilmemiz için tabiri caizse bu haritayı çok iyi ezberlememiz, hatta hafızalarımıza kazımamız ve bu harita ile yatıp kalkmamız gerekiyor…
Dönemin ABD Başkanı Woodrow Wilson tarafından hazırlatılan haritayla birlikte, “1920’lerde sınırlar bu şekilde çizilseydi Ortadoğu kurtarılabilir miydi?” diye soran ABD’li New York Times aslında bugün Ortadoğunun ve Türkiye’nin hali hazırda yaşadıklarının, Sebeplerin bundan 100 sene önceki planların hala geçerliliğini koruduğunu gösteriyor…
Bu harita’da aslında eksik olan bir parça var!
Dikkat ettiniz mi?
O harita’da İsrail yok!
O haritada Suriye olarak gösterilen bölgenin aslında İsrail için ayrılan parça olduğunu bilir isek haritada ki puzzle’nin eksik parçasını da tamamlamış oluruz.
Bu haritaları yayanın ABD’li New York Times gazetesinin sahibi Ünlü Sulzberger ailesi olduğunu ve onların da Alman yahudisi olduğunu da buraya dip not olarak ekleyelim!
Başı sıkışınca bizim CIAmaatında ABD’ye gidip Türkiye aleyhtarı yazılar paylaştığı, Muhterem! HocaEfendi! Hazretlerinin! röportaj verdiği gazetenin aslında vukuatları saymakla bitmiyor! Ama en çarpıcı bir örneğini sizlerin gözlerinizin önüne serelim ki, Sykes–Picot ve Türkiye’nin Terör Bataklığında ki serüvenini iyi anlayalım…
New York Times’ın haber kaynağını açıklamadığı için cezaevine de giren Pullitzer ödüllü muhabiri Jutidh Miller, Irak savaşı öncesinde 2001 yılı boyunca Ahmet Çelebi gibi Saddam muhalifi kaynaklara dayandırarak Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğuna ilişkin yazdığı onca haberin kısa süre sonra yanlış/yalan oluğunun ortaya çıkmasının olay olduğunu da bilmeyenlere söylemek ve bilenlere tekrar hatırlatmak kastıyla şimdi tekrar yeniden haritayı hafızalarınıza kazımanızı tekrar rica ediyorum!
New York Times’ın yoğun bir şekilde Irak’ın kitle imha silahları bulundurduğuna ait yazılarını esas kabul eden ABD Hükümeti hepimizin malumu Saddam’ın devrilmesi ve Irak’ın şuan ki içinden çıkılamaz hal almasına sebep oldu. Peki ABD Yönetimi Saddam’ın devrilmesi sonrası onlarca araştırmaya rağmen Kitle İmha silahlarını bulamamasını nasıl izah etti dersiniz? “YANILMIŞIZ, KUSURA BAKMAYIN!”
Aslında Hedefe ulaşılmıştı! Saddam devrilmişti! Bölge de kaos ortamı ile insanlar birbirlerine kırdırılmıştı!
Saddam’ın devrilmesinde en önemli etken aslında Saddam Hüseyin’in artık Petrolü Amerikan Doları ile değil Euro para birimi ile satacağını ifade etmesidir. Aynı keza Kaddafi’nin de indirilmesinin asıl ana sebebi budur. Bakmayın insanlara özgürlük getiriyoruz narası attıklarına!
Petrolün ABD Doları yerine Euro ile satılması ABD’nin ve haliyle ABD Doları üzerinde kesin etkisi olan Yahudi Ailelerinin yok olması demektir. Saddam ve Kaddafi’nin Euro üzerinde ısrarcı olmaları Irak ve Libya’ya ABD’nin özgürlük! getirmesi ile son buldu.
Peki, gelen bu özgürlükler! kimlere yaradı?
İsrail’e, ABD’nin önde gelen Yahudi Ailelerine ve elbette ki Dünya’da ki Silah üreticilerine ve tüccarlarına…
Kafanızda şu soru oluştu mu?
DEAŞ neden bitmiyor? Ya da DEAŞ’ın bitmesini kimler istemiyor?
DEAŞ, Petrol gelirlerini ABD Doları ile sattığı müddetçe DEAŞ’ın bitmesi mümkün değil, DEAŞ isterse Petrolün varil fiyatını 10$ olarak belirlesin! Yeter ki petrolü $ olarak satsın!
DEAŞ petrolü ABD Doları ile sattığı müddetçe sorun yok!
29 Nisan 2016’da ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’ın, Senatoda düzenlenen DEAŞ’a Karşı Mücadele Yöntemlerinin sorgulandığı bir oturumda ki soruları ve yanıtlar oldukça ilginç!
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’dan Soru:PYD’yi hiç duydunuz mu?
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’dan Cevap:Evet,Duydum.
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’dan Soru:Kim onlar?
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’dan Cevap:Kürt bir grup
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’dan Soru:’YPG’yi hiç duydunuz mu? ‘YPG’ Kim?
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’dan Cevap:Evet onları da duydum. Başka bir Kürt grup
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’dan Soru:Bunlar(YPG) PYD’nin silahlı kanadı değil mi?
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’dan Cevap:Evet öyleler…
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’dan Soru: 2003 yılında kurulan solcu, Suriye Kürt Partisi. Haberler, bunların PKK ile bağlantılı ya da en azından önemli ilişkileri olduğunu belirtiyor. Bu doğru mu?
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’dan Cevap:Evet
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’dan Soru:’PKK’ Türk hükümetinin gözünde bir terör örgütü değil mi?
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’dan Cevap:’PKK’sadece Türkiye’nin değil,ABD olarakta gözümüzde terör örgütüdür.
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’dan Soru:Peki Suriye’de YPG’yi silahlandırdığımız için Türkler’in bize kızgın olması sizin için şaşırtıcı mı? Madem PKK ile o kadar yakınlar?!
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’dan Cevap:Hayır, hiç değil.Türkiye ile çok geniş kapsamlı görüşmeler yapmaktayız.
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’dan Soru:Yani Türkiye bu durumla ilgili olumlu mu?
ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’dan Cevap:Hayır olumlu değiller…
Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’dan Soru:Hiç olumlu değiller. Ben Türkiye’den daha yeni döndüm. Bu fikrin dünyadaki en aptalca fikir olduğunu düşünüyorlar ve ben de onlarla aynı düşüncedeyim…
“Türkiye’nin neden biraz kızgın olduğunu merak ediyorsanız söyleyeyim. Biz, Suriye’de Türk hükümetine karşı çarpışan teröristlerle işbirliği yapan grupları silahlandırıyoruz. Türkiye daha çok şeyler yapabilir içinde bulunulan durum çok saçma…”
Bu kısa soru cevap kısmında ABD Savunma Bakanı Ashton Carter aslında PYD’yi destekler olarak görünürken aslında PKK’yı desteklediklerini ifade etmiştir.
Peki, aynı gün! Yani 29 Nisan 2016’da ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby ne söyledi? DİKKAT!
PKK’yı terör örgütü olarak gördüklerini ve bu konuda herhangi bir değişikliğin olmadığını söylerken, “YPG’yi ise terör örgütü olarak tanımıyoruz” dedi.
ABD Savunma Bakanı Terör Örgütünü desteklediklerini kabul ederken ABD Dış İşleri Bakanlığı sözcüsü neden tam tersi bir açıklama da bulundu sizce?
Denklemin üç tane ayağı var!
Petrol,Bu yüzyılın vazgeçilmezi, Petrol kiminse onun hükümdar olduğu bir Emtia…
Petrolün Dolar ile satışı, Euro ya da başka herhangi bir para birimi ile satışı sadece ABD Ekonomisini değil, Dünya ekonomisini alt-üst edeceği gibi Yahudi Ailelerin Dünya Ekonomisi üzerindeki etkisini kaybetmesine neden olabilecek bir hamle! Hatırlayın, Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin Türkiye üzerinden Petrol sevkiyatına bazılarının nasıl karşı çıktığını, Halkbank üzerinde kurulmak istenen tezgahı, Rezza Sarrab’ın neden ABD’nin İran ambargosunu deldiği gerekçesiyle ABD’de de tutuklanmasını…. HATIRLAYIN!
Vaad edilmiş topraklara ulaşmak. İlk iki basamak eğer gerçekleşti ise elbette sonuç olarak ulaşılması gereken tek hamle kalmıştır. O da vaad edilmiş topraklar. Bunun için ise sözde Müttefikimiz gerçekte ise Türkiye’nin altını oymakta mahir ABD tarafından kılıflarla Terör Örgütlerine bu son hamle yaptırılmıyor mu?
DİKKAT!
Hem DEAŞ’ın Hemde PKK’nın…
İslam İşbirliği Teşkilat Başkanlığı ile İslam Dünyasına yeni bir soluk getirmeye çabalayan, S.Arabistan, Katar ve Somali’de Askeri Üsler kuran, Türki Cumhuriyetleri ile işbirliğine ve dostluğa son derece önem veren, Onlarca darbe girişimlerine rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yıkamayan, En az bir o kadar Ekonomik darbelere rağmen Türkiye Ekonomisini batıramayan, IMF’ye el avuç açmayan, Terör belası ile diz çöktürülemeyen Türkiye, Büyük İsrail projesi için en büyük engelde o yüzden…