Bugün "Terörsüz Türkiye" hedefi konuşulurken, meseleye yalnızca güvenlik perspektifinden değil; hukuk, siyaset, diplomasi, toplumsal dayanışma ve devlet aklı açısından da yaklaşmak gerekmektedir. Kalıcı başarı ancak güvenlik sahasında kazanılan üstünlüğün, hukuk ve siyaset alanında doğru yönetilmesiyle mümkün olabilir.
Türkiye, onlarca yıldır sürdürdüğü terörle mücadelede tarihi bir dönüm noktasından geçmektedir. Kahraman Mehmetçik’in sınır içinde ve sınır ötesinde sergilediği kararlı mücadele sayesinde terör örgütü PKK ağır bir yenilgiye uğratılmış, hareket kabiliyeti kısıtlanarak sınır ötesine hapsedilmiştir. Ancak askeri sahada kazanılan bu tarihi zaferin kalıcı bir huzur iklimine dönüştürülmesi, devlet aklının ve millî iradenin masada göstereceği tavizsiz duruşa bağlıdır. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmanın yegâne yolu, sahadaki kazanımları koruyarak sağlam bir millî mutabakat inşa etmektir.


















































































































































































































