Buna rağmen dönemin yasaları ve saray entrikaları, adaleti değil “kadının beyanını” esas aldı. Neticede Yusuf, yalnızca iffetiyle değil, hukukun körlüğüyle de sınandı.
Bugün 6284 sayılı Kanun etrafında dönen tartışmalar işte tam bu noktaya temas ediyor. Kadını korumak iddiasıyla çıkarılan bir düzenlemenin masumiyet karinesini zedelediği, aileyi korumak adına aileyi parçaladığı, adalet üretmek yerine yeni mağduriyetler doğurduğu yönünde ciddi itirazlar var. Bu itirazlar, şiddeti meşrulaştırma çabası değil; hukukun terazisinin şaştığına dair bir feryattır.













































































































































































































