Türkiye
Giriş Tarihi : 16-12-2012 09:52   Güncelleme : 16-12-2012 09:52

ABD’nin siyaset dili tam bir "din dili

Şu unutulmamalı ki sosyolojik olarak hiçbir devlet, temelinde dinî bir unsur olmaksızın kurulmamıştır.

ABD’nin siyaset dili tam bir
Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin düzenlediği seri sohbetlerden olan Cuma Meclisi’nin bu haftaki konusunun başlığı bile yeterince kışkırtıcıydı: “Amerikan Politikası ve Dini Dayanakları”

Öyle ya, ABD uzunca bir süredir dünyaya tek başına yön veriyor, istediği yerde darbe yaptırtıyor, istediği yerde yönetim kuruyordu. En köklü ABD karşıtları bile, güç kullanmanın elzem olduğu bir sorunla karşılaşıldığında, “ABD müdahale edip bunu durdurmalı!” gibi bir düşünceye sahip olmakla kalmayıp bir de bunu dillendirdiğine göre, ABD diye bir vakıa elbette vardı.

Bir de ABD hakkında öyküler anlatılır hep, flu öyküler: “ABD derin devleti birkaç aileden oluşur, ABD’yi ABD yapan inançlarıdır ve bu inançlar onların kendilerini üstün görmesini sağlar, ABD aslında çok muhafazakar bir toplumdur…” gibi sözler hep tedavüldedir.

Kısacası, inkâr edilemez bir vakıadır ABD ama ABD gerçekte nedir, bir türlü bilinmez bu.

Uludağ üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Kemal Ataman, ABD’yi yakından gözlemlemiş, yıllarını orada geçirmiş bir akademisyen.  Bu özellikleri de, onun anlatacaklarını biraz daha dikkatli dinlemek için yeterli. “Anlatacaklarım kesinlikle hayal mahsulü şeyler değil, komplo teorisi değil.” diye söze başlayan Doç. Dr. Kemal Ataman, ABD, ABD’li olmak ve ABD’nin kurucu değerleri hakkında şunları anlattı:

Devlet ve kurucu unsur olarak din

“Şu unutulmamalı ki sosyolojik olarak hiçbir devlet, temelinde dinî bir unsur olmaksızın kurulmamıştır. Devletin kuruluşunda dinî unsur o kadar gereklidir ki, devleti kuran o toplumun bir dini olmasa bile, o toplum kendine bir din icat eder. Sonra bu din kendine ritüeller inşa eder, kutlamaları olur o dinin. Bunlar gereklidir çünkü o toplumun bireylerinin kendilerini ‘bir şeye, bir yere ait hissetmeleri’ gerekmektedir. Bu mensubiyeti sağlayan şey de, bu ritüeller, bu törenler, bu kutlamalardır. Bu durumu tam olarak anlamak için bizdeki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerini ve bu törenlere yüklenen anlamı düşünmek yeterlidir.

Bu din, bireylerin dinidir ve buna sosyolojide ‘Sivil Din’ adı verilmektedir. Bir de devletin dini vardır ABD’de ve buna da ‘Siyaset’ adı verilmektedir. Ayrıca her milletin bir Sivil Din’i vardır.”

İkinci kurucu unsur: Siyaset

ABD’nin kuruluş mantığı ve ABD’nin arkasındaki itici gücü anlatmaya devam eden Doç. Dr. Kemal Ataman, ikinci kurucu unsur olan Siyaset’i şöyle anlattı: “İkinci kurucu unsur da Siyaset’tir. Siyaset’e, devletin dini diyebiliriz. Devlet ile toplum arasındaki ilişkileri düzenleyen de bu iki unsurdur aslında. Devlet, bireyle ilişkisini anlamlı kılacak bir yapılanma içine girmiştir. Bu yapılanma sonucunda da devlet, kişilerden kendisine kesin bir inanç bekler. Buna ‘Sosyal Mukavele’ adı verilir.
ABD tipi demokrasi anlayışı, bu iki kurucu unsura dayanarak kurulmuştur.”
Doç. Dr. Kemal Ataman, ABD sivil dini ve bu dini oluşturan inanç anlayışını şu şekilde aktardı: “Bir başka görüşe göre de, Amerikan hayat tarzı, sivil dini oluşturur. Bu hayat tarzına bakıldığında, bu tarzı şekillendiren üç inanç görülür: Protestanlık, Katoliklik ve Yahudilik. Bundan dolayı da ABD İsrail’e yakın durmaktadır. Çünkü kısmî de olsa aralarında inanç birlikteliği vardır ve ABD politikası aslında dinî referanslarla belirlenen bir politikadır.

ABD siyasetine bakıldığında, siyaset dilinin tam bir din dili olduğu anlaşılır. ABD’liler, Tanrı’nın gölgesinde bir millettir kendilerine göre. Hatta bu durum gölge olmaktan çıkmış, tanrısallığa dönüşmüştür de denebilir.

ABD Sivil Din’inde, Nihai Varlık inancı vardır. Bu varlık, diğer tüm dinlerdeki tanrı inancını aşan aşkın bir varlıktır.”

Tanrısal bir başkan

ABD’deki dinî inancın çok güçlü olduğunu ama bu inancın bir Müslüman bakış açısıyla anlamanın da mümkün olamayacağını anlatan Doç. Dr. Kemal Ataman, ABD’de yine birçok peygamber olduğunu, peygamberlik kurumunun orada hâlâ yaşadığını ama bu peygamberlik kurumunun da bizim anladığımız anlamda bir peygamberlik kurumu olmadığını söyleyerek başkanlık kurumu ve dinî inanç arasındaki ilişkiyle ilgili şunları söyledi: “ABD başkanları için en önemli ritüellerden biri, başkanlık yeminidir. Bu yeminin adı ‘Ahit’tir. Bilindiği gibi Eski Ahit Tevrat, Yeni Ahit İncil demektir. Bu metne Ahit diyerek, yeminin dinî arkaplanına göndermede bulunur ABD.

ABD başkanının diğer bir adı da, ‘Hür Dünyanın Lideri’dir. Bu liderlik, dinsel bir arka plan taşımaktadır. Dünyaya nizamat verme iddiası taşır bu liderlik ve aynı zamanda da kendini diğer toplumlardan, diğer inançlardan üstün görme anlamına gelir. Bir anlamda ABD başkanı seçilen kişi, bu yeminle birlikte ‘Yarı Tanrı’ bir kimliğe bürünür.”

Washington ve Lincoln’un manevi unvanları

Daha önce ABD’deki peygamberlik ve tanrı inancının kendine özgü bir inanç olduğunu belirtmiş olan Doç. Dr. Kemal Ataman, bu inançta insanların rahatlıkla peygamber ve yarı tanrı katına yükseldiklerini ve toplumun da buna iman ettiğini vurgulayarak bunu iki başkanla örnekledi:

“Abraham Lincoln ve George Washington, Sivil Din’in peygamberleridir. Lincoln, kendine vahiy geldiğini söylüyordu ve toplum da buna inanıyordu. ABD toplumu için en önemli vatandaşlık görevi, vergi vermektir. Vergi vermeyi de aşan tek şey, Nihai Bedel’i ödemektir. Nihai Bedel, can vermektir. Hem Washington hem de Lincoln tıpkı Hz. İsa gibi şehit(!) edildikleri için yine Hz. İsa gibi Nihai Bedel’i ödemişler ve peygamberlik (!) katına yükselmişlerdir.”
ABD politikasının değişmezliği ve iki ana akımın nedeni
Doç. Dr. Kemal Ataman, ABD’nin temel politikalarının neden değişmediğini, değişemeyeceğini ve ABD siyasetinde neden sadece iki ana akım olduğunu şu şekilde açıkladı:
“ABD için Anayasa ve Bağımsızlık Bildirgesi, iki kutsal metindir. Bu iki metin, ABD’nin kurucu unsurudur ve bunların değiştirilmesi düşünülemez. Anayasa, seküler bir metindir. Bağımsızlık Bildirgesi ise, dört yerinde Tanrı’ya atıfta bulunan dinsel bir metindir. Bu anlamda Bağımsızlık Bildirgesi, dini bir metin sayılabilir. Toplum olarak muhafazakâr bir toplum olmanın dışında ABD’liler, bu iki metinden birinin etrafında toplanmışlardır. Dolayısıyla kurulan partiler de ya Anayasa’yı ya da Bağımsızlık Bildirgesi’ni kendilerine referans alırlar. Bu şekilde kendilerine Anayasa’yı (Laikler) veya Bağımsızlık Bildirgesi’ni referans alan (Muhafazakarlar) kişiler olmak biçiminde iki ana akım ortaya çıkar.
Ama her iki metinde de ABD kutsal ve öncüdür. Hal böyle olduğu için ABD ana politikası hiçbir zaman değişmez, değişen sadece üsluplar ve yorumlardır.”
 
Ahmet Serin / Dünyabizim.com
adminadmin