Siyaset
Giriş Tarihi : 27-12-2025 13:07

Ak Parti'nin Kürt Meselesinde Tarihi Adımları

AK Parti iktidarı, 23 yıllık süreçte "Sessiz Devrim" olarak nitelendirilen reformlarla Kürt meselesinin çözümünde ve demokratikleşme yolunda Türkiye'de daha önce hayal dahi edilemeyen çok sayıda yapısal değişikliğe imza attı.

Ak Parti'nin Kürt Meselesinde Tarihi Adımları

AK Parti, 3 Kasım 2002'de iktidara gelmesinin ardından Türkiye'nin kronikleşmiş sorunlarına neşter vurarak demokratikleşme ve insan hakları odaklı bir süreç başlattı.

Bu sürecin en kritik halkasını oluşturan Kürt meselesinin çözümüne yönelik adımlar, OHAL’in kaldırılmasından Kürtçe yayına, yerleşim yerlerinin isimlerinin iadesinden kültürel hakların güvence altına alınmasına kadar geniş bir yelpazede hayata geçirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen bu politikalar, bölgede 90’lı yılların baskıcı iklimini sona erdirerek "86 milyonun kardeşliği" vizyonunu esas aldı.

OHAL’İN KALDIRILMASIYLA BAŞLAYAN YENİ DÖNEM

AK Parti'nin iktidara geldikten sadece 27 gün sonra, 30 Kasım 2002'de 23 yıldır süregelen Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamasına son vermesi, bölgedeki normalleşmenin ilk ve en somut adımı oldu.

Bu hamle, bölge insanının üzerindeki baskı rejiminin kalkması ve sosyal hayatın yeniden canlanması adına sembolik bir değer taşıdı. Ardından gelen reform paketleriyle 30 Kasım 2004 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) kapatılarak yargı sistemindeki askeri vesayet izleri silindi ve hukuk sistemi sivil standartlara uyumlu hale getirildi. 2005 yılında ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ölüm cezasını her koşulda kaldıran 13 No'lu Protokolü yürürlüğe girerek hukuk sisteminde tarihi bir dönüşüm yaşandı.

KÜRTÇE YAYIN VE EĞİTİMDE YASAKLAR TARİHE KARIŞTI

Kültürel haklar alanında atılan adımlar, Türkiye'nin demokratik olgunluğunu dünya kamuoyuna gösterdi. 1 Ocak 2009 tarihinde TRT bünyesinde 24 saat kesintisiz Kürtçe yayın yapan TRT Kurdî’nin (eski adıyla TRT 6) açılması, üniversitelerde Yaşayan Diller Enstitüsü’nün kurulması ve okullarda Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okutulması "sessiz devrim"in en önemli sütunları oldu. Ayrıca, Kürtçe alfabedeki Q, X, W harflerinin kullanımının önündeki engeller kaldırıldı ve yerleşim yerlerine eski isimlerinin verilmesine imkân sağlandı. Bu süreçte 30 Eylül 2013'te açıklanan geniş kapsamlı Demokratikleşme Paketi ile özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitimin önü açıldı.

İŞKENCEYE SIFIR TOLERANS VE HUKUK REFORMU

"İşkenceye sıfır tolerans" ilkesiyle hareket eden hükümet, faili meçhul cinayetler ve işkence iddialarıyla anılan bir Türkiye'den, insan hakları standartlarını yükselten bir Türkiye'ye geçişi sağladı. Temmuz 2004'te yürürlüğe giren Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Tazmini Hakkında Kanun ile binlerce vatandaşın mağduriyeti giderilirken, Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi ile yerinden edilen ailelerin topraklarına kavuşması sağlandı. 24 Ocak 2013'te yasalaşan anadilde savunma hakkı ve cezaevlerinde ana dilde konuşma yasağının kaldırılması gibi düzenlemeler, adalete erişimi kolaylaştırdı.

"KÜRT SORUNU BENİM DE SORUNUMDUR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Ağustos 2005 yılında Diyarbakır’da yaptığı tarihi konuşmada, "Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur. Benim de sorunumdur" diyerek devletin resmi tezlerinde köklü bir değişim başlattı. Bu irade, 2009 yılında "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi" (Demokratik Açılım) ve ardından 2013 yılında başlatılan "Çözüm Süreci" ile somutlaştı. Bu dönemde 16 Temmuz 2014 tarihinde "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" çıkarılarak süreç yasal bir zemine oturtuldu.

EKONOMİK KALKINMA VE BÖLGESEL YATIRIMLAR

Demokratik reformların yanı sıra Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yapılan yatırımlar, "Batı’da ne varsa Doğu’da da o olacak" vizyonuyla hız kazandı. GAP yatırımlarının tamamlanması, KÖYDES ve BELDES projeleriyle altyapının güçlendirilmesi, havalimanlarının ve üniversitelerin her şehre yayılması, bölgenin makus talihini değiştiren iktisadi hamleler olarak kayıtlara geçti.

AK Parti, bu süreci bir hedef değil, sürekli yenilenen bir reform süreci olarak görerek Türkiye'nin birliği ve bekası için kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.

adminadmin