Atakum Belediyesi’nde asansör denetim yetkisinin, Samsun’da şubesi bile olmayan İzmir merkezli özel bir firmaya devredilmesinin tepkileri devam ederken yıllardır aynı hizmeti yürüten kamu niteliğindeki Makina Mühendisleri Odası (MMO) Samsun Şubesi devre dışı bırakılmasının sebepleri gün yüzüne çıkmaya başladı.
Atakum Belediyesi’nde asansör denetim yetkisi MMO Samsun Şubesi’nden alınarak Sertifikasyon ve Teknik Kontrol Hizmetleri Ltd. Şti. adlı firmaya devredildi.
Şirketin Samsun Ticaret Sicili’nde kayıtlı şubesi bulunmamasına rağmen, belediyeden protokol yetkisi aldığı tespit edildi.
DEĞİŞİMİN ARKASINDA KİMLER VAR
Bu kritik değişimin arkasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) görev yapan iki bürokratın; İSKİ Genel Koordinatörüyle ile BELTUR Yönetim Kurulu Başkanının bulunduğu iddiaları kamuoyuna yansıdı.
Her iki ismin de Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel ile yakın ilişki içinde olduğu, belediyeye defalarca ziyarette bulundukları ve süreci etkiledikleri öne sürülüyor.
Özellikle kamuoyuna “İBB Mahalli İdareler Karadeniz Koordinatörü” gibi mevzuatta yeri olmayan unvanlarla yansıtılan bu kişilerin, hiçbir yasal yetkisi bulunmayan alanlarda etkili olmaya çalışması dikkat çekiyor.
Hukuken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, Samsun ya da başka şehirlerdeki belediyeler üzerinde hiçbir idari veya protokol düzenleme yetkisinin olmadığı bu nedenle süreç, siyasi etki alanı oluşturma ve yerel kaynaklar üzerinde gayriresmî güç tahakkümü oluşturma olarak değerlendiriliyor.
MMO Samsun Şubesi’nden Uyarı Dolu Açıklama
Bilindiği gibi Makina Mühendisleri Odası Samsun Şubesi, yetkilerinin elinden alınmasının ardından 26 Kasım 2024 tarihinde kamuoyuna bir açıklama yapmıştı.
Açıklamada şu ifadelere yer verilmişti;
“Ticari beklenti taşımayan, alanında uzman ve kamu yararını önceleyen kurumlar tercih edilmelidir. MMO, 2020–2024 döneminde 27.925 asansör kontrolü gerçekleştirmiştir. Akreditasyona sahip A Tipi Muayene Kuruluşu statüsündeki odamızın dışlanması teknik değil, tamamen tercihe dayalı bir tasarruftur. Atakum Belediyesi’nin kamu kurumu niteliğindeki odamızla devam etmemesi, şeffaflık ve kamusal sorumluluk ilkesine aykırıdır.”
Komisyon ve Siyasi Müdahale İddiaları
Gelen iddialara göre, firmanın bu yetkilendirme karşılığında komisyon ödediği, hatta bir kısmının belediye özel kaleminde görevli kişiler aracılığıyla elden alındığı konuşuluyor.
İhalenin yapılmadan tamamlanması, sektörden alternatif tekliflerin toplanmaması ve daha önce bu hizmeti üstlenen kamu niteliğindeki meslek kuruluşunun devre dışı bırakılması; sürecin teknik kriterlerden ziyade farklı etkenlerle şekillenmiş olabileceğine dair soru işaretlerine yol açıyor.
Ayrıca, yetki verilen firmanın şehirde kayıtlı resmi bir şubesinin bulunmaması da eleştirilerin merkezinde yer alıyor.
CHP Kurultayı ve İBB Bürokrasisi Arasındaki Bağ
İddiaları daha da çarpıcı hale getiren bir diğer boyut ise, adı geçen iki İBB bürokratının, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı sürecinde “delege pazarlığı” ve “kadro vaadi” gibi suçlamalarla anılıyor olması.
Söz konusu kişilerin daha önce CHP İstanbul İl Başkanlığı adaylığıyla da tanınan ve Ekrem İmamoğlu’nun yakın çalışma kadrosunda yer aldıkları, aynı şekilde kurultay sürecinde taşra belediyeleriyle temasa geçtikleri ve delegelere proje/kadro taahhüdünde bulundukları savcılık ifadelerinde yer alıyor.
Kurultay soruşturmasında savcılık tarafından tanık olarak dinlenen delegelerin beyanlarında, “İstanbul’dan gelen ekip”, “bize proje sözü verildi”, “kadro vaadiyle ikna edildik” gibi ifadeler geçmektedir. Bu bağlamda Atakum’daki protokol süreci, yalnızca yerel düzeyde değil, aynı zamanda ulusal siyasi stratejilerin taşraya yansıması olarak görülüyor.
Şeffaflık Tehlikede
Samsun gibi bir şehirde, kamusal denetim kabiliyetine sahip MMO’nun dışlanması, yerel firmaların göz ardı edilmesi ve İstanbul’daki siyasi kadroların nüfuzu ile İzmir merkezli bir firmaya usulsüz şekilde yetki verilmesi; yerel yönetimlerde şeffaflık, liyakat ve kamu yararının ciddi şekilde zedelendiğini göstermektedir.
Kamu kaynaklarının “parti içi hizipler” üzerinden dağıtıldığı, mahalli hizmetlerin siyasi pazarlık konusu haline getirildiği bu süreç, Atakum Belediyesi özelinde tüm Türkiye’de yerel yönetimlerin karşı karşıya olduğu sistematik bir sorunu yansıtmaktadır.















































































































































































































