Ateistler ve Deistler, evren içerisindeki her işleyişi yasalara bağladığından, ilk olarak bu konudaki "illallah"a dair tezimizi delilleriyle ortaya koymalıyız. Böylece hayat, ilim, irade, kudret, adalet (düzen), merhamet, hikmet, ilim gibi vasıflara sahip olduğu iddia edilen bir Yaratıcı ilaha davet edildiğini muhataba iletmiş oluruz. İleri sürdüğümüz bu tezden sonra, küfür üzere olan kişi iman etmezse, maddenin işleyiş yasalarının mutlak sebep olamayacağını delilleriyle bahsederek, "la ilahe" inancını aşılamalıyız.
"La" diyebilmek için önce "illa" meselesini iyice öğrenmek ve anlamak gerekiyor. Çünkü Ademoğlu bebeklikten itibaren herşeyi kıyasla öğrenir. "İlla" konusuna dair her delil, hem "illa" , hem de "la" inancını kuvvetlendirir. "La" konusuna dair her delil de, hem "la" inancını, hem de "illa" inancını kuvvetlendirir.
Evren ve insan ayetindeki Allah'ın sıfatlarının, isimlerinin ve fiilerinin görülebilmesi için çaba harcamak, "la" ve "illa" inancını kuvvetlendirmek adına zorunludur. Kur'an-ı Kerim'in ve Rasulullah'ın davetinde bu zorunluluk göze çarpmaktadır. Kur'an-ı Kerim'deki iman konulu ayetleri, bu perspektifle de tefekkür etmeliyiz. Böylece tespit edeceğimiz "La ilahe" ve "illallah" delilleri vesilesiyle, Ateist ve Deistlerin sebeplere verdikleri zanni hakimiyeti zail edecek olan hak inancı kalbe yerleştirmeye imkan doğar.
















































































































































































































