Bitkisel ve hayvansal yağlar pişirme sonrasında atık hale geldiğinde çevre için tehlikeye dönüşüyor.
Toprağa döküldüklerinde hava akışını engelliyor, bitki örtüsünü bozuyor ve mikroorganizmaların yaşamını yok ediyor.
Suya karıştığında ise yüzeyi kaplayarak oksijen alışverişini kesiyor. Uzun vadede bu durum, biyolojik çeşitliliğin azalmasına, balıkların ve su kuşlarının yaşam döngüsünün bozulmasına neden oluyor.
Uzmanlar, “Kirlenen her damla su, litrelerce gri su ayak izine denk gelir. Bu da su kaynaklarının tükenmesi anlamına geliyor” diyerek tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekiyor.
LAVABOYA DEĞİL, LİSANSLI FİRMALARA TESLİM EDİN
Türkiye’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı mevzuatına göre, atık yağların toplanması lisanslı firmalar aracılığıyla yapılıyor.
Ancak uzmanlar, evlerde bu konuda bilinç eksikliği olduğunu vurguluyor.
Restoranlar düzenli teslim yaparken, hanelerde hâlâ lavaboya dökülüyor. Oysa tek yapılması gereken uygun kapta biriktirip lisanslı firmalara teslim etmek.
Atık yağlar enerjiye dönüşüyor
Toplanan atık yağlar, “transesterifikasyon” işlemiyle biyodizele dönüştürülüyor. Bu biyoyakıt, fosil yakıtlara göre daha çevreci ve düşük karbon salımı sağlıyor.
Enerji santrallerinde kullanılabilen bu yakıt, hem çevresel hem ekonomik açıdan değerli görülüyor.
















































































































































































































