Bu kadim soru, modern insanın içsel çalkantılarında yeni bir boyut kazanıyor. Gündelik hayatımız, sanki görünmez bir kum saatinden akan her kum tanesiyle birlikte artan bir varoluşsal basınçla yüklü.
Peki, bu basıncın kaynağı zamanın kendisi mi, yoksa bizim onu algılama ve deneyimleme biçimimiz mi?














































































































































































































