Fikir
Giriş Tarihi : 11-07-2025 17:33

Ben Anadolu

ANADOLU, bir mekân, bir coğrafya parçası olmanın ötesinde, her coğrafya parçasının kendine mahsus bir mânâsı olmasına nisbetle, bu mânâyı da hakikatiyle gösterebilmiş bir BEDEN ismidir.

Ben Anadolu

Tarih boyunca nice kavimlerin HARMAN olduğu, nihayet bugünün moda lâfı n’idüğü belirsiz bir “mozaik” lâflamasının dışında, bu İNSAN’a MUTLAK HAKİKAT kisvesini giydirerek DEVLET-İ EBED MÜDDET idealinin BİNEK TAŞI hüviyetine bürünen ANADOLU.

Vatan, fikrin tecelli ettiği yerdir.

Ruhun tecelli ettiği BEDEN, bu şuurlu benliğimiz-NEFSİMİZ, bugün ne hâlde ayrı mesele, söz konusu idealin geri ve ilerisine doğru ne olmuş ve ne olmalı diye bakarken, hiçbir tarihî ve hiçbir kavim medeniyeti göz ardı etmeme KABADAYILIĞIMIZ’ın sebebini, anlayana geçen sayılarda verdiğimizi hatırlatalım.

Bahsi geçen HARMAN, ne gelip geçen keyfiyetlerin rastgele karışımı, ne bugün varlık iddiasındaki toplulukların rastgele bir “mozaik” lâflamasının karşılığıdır.

Kavim veya kültür adı altında anılanların, ne öyle ne böyle oluşu, bizim 1000 senelik HARMAN kasdımızı karşılamıyor.

Öyleyse dünün “hasta adam”ı o, bugün isterse komalık de, ruhun bedenle ilgisi müddetince hâlâ ve mutlu gelişme olarak iyileşme vaadi, DEVLET-İ EBED MÜDDET idealini o dönemi nisbet almış yürüyor. Yanlış anlamayınız.

Bizim İDEALİMİZ, ÖRNEK ÜMMET MODELİ Sahabîler döneminden başka hiçbir İNSAN tipini ve toplum yapısını benimseyemez.

DEVLET-İ EBED MÜDDET idealinin BİNEK TAŞI olmuş ANADOLU, tahdidî bir mekân mânâsı taşımadan ne kadar gelişmiş ve sonra büzülmüşse, oldukları da olamadıkları da ASR-I SAADET’e nisbetle değerlendirilmek üzere, bugün bizim için YAHYA Kemâl’in “Kökü maziye bakan atîyim!” dediği veçhile, bir asıldır.

PEYGAMBER sözüyle işaretlenmiş belde İSTANBUL, bütün bir ANADOLU, RUMELİ yakası ile, bu bedenin yayıldığı ARAB âlemi, AFRİKA ve mahzun kalmış ASYA, “sen kimlerdensin?” dendiğinde alınan cevaba gönül rahatlığıyla “ben de!” dercesine bir İMAN akrabalığının, hem olunabilen, hem de olunması gereken bir mânânın toplayıcı adresini vermiştir. Beylik kavim ismi hâlinde kendini ne hissedersen hisset, ne türden melez olursan ol, oradan mekânı ANADOLU olan İSLÂMÎ hüviyete su taşı.

MUTLAKA. Demek ki bizim sözünü ettiğimiz ANADOLUCULUK, ne kendini bir keyfiyet ve kültür ifâdesine kavuşturabilen, ne de çerçöpler gibi kendini ifâde edemeyen kavim ve kavimsizler mozaiği değil, tek başına ve âlâ olmaya niyet bir İNSAN tipinin de tarif edenidir. Nasıl ki “toplum ailelerden meydana gelmiştir!” diye, bugün ailelerin hâli belli, böyle bir mozaik taneleri yerine, bütün aileleri ANADOLUCULUK ruhu altında nasiplendirmek ve ANADOLUCULUK ruhunu besleyici kılmak anlayışı.

ANADOLUCUYUM, ANADOLUCUYUZ! Sözümüz eksik kalmasın: Fikrimizin ulaştığı her yer, bedende uzuv, tecelli eden ruh, ANADOLUDUR. Nefs birdir!

 

Salih Mirzabeyoğlu, ÖLÜM ODASI B-YEDİ -Tarih-, İBDA Yayınları, İstanbul 2013, s. 407-408.

adminadmin