Siyaset
Giriş Tarihi : 03-03-2014 09:42   Güncelleme : 03-03-2014 09:42

BİZ RAHMETLE MÜKELLEFİZ!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz bir rahmet peygamberinin mensuplarıyız. O'nun içindeyiz. Biz de gazap olmaz, biz rahmetle mükellefiz. Buna çalışacağız, bunun peşinden gideceğiz" dedi.

BİZ RAHMETLE MÜKELLEFİZ!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin Isparta'da Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlediği mitingde konuştu.
 
"Şimdi ben söylüyorum. İki yıl önce de söyledim. Dedim ki, 'Dön Türkiye'ye. Gel' gelmedi. Şimdi yine sesleniyorum. Dürüstsen, samimiysen, bu ülkeyi karıştırmayı bırak. Burası senin ülken dön, 'buraya gel' diyorum" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Oraya gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum. Çok temiz, çok saf insanlar var orada, biliyorum. Paralarını verdiler yıllarca, arazilerini verdiler, okullar yaptılar bunlara verdiler, yurtlar yaptılar bunlara verdiler, biliyorum. İnanın ben de samimiymişim ama bir de safmışım. Ben de elimden gelen her türlü  desteği verdim. Çünkü, bana gönderdiği kitaplarında öyle methiyeler düzüyordu ki, diyordum ki 'herhalde samimi'. Bunun yanında bana da tesbihler gönderdi, sadece ananas göndermedi, doğru söyleyeyim.
 
Biz de tabii kalktık bazı açıklamalar yaptık, ama son Türkçe Olimpiyatları'nda Peygamberimizin orada olduğunu söyleyince şaşırdım. 'Bu nasıl bir teşbih' diye şaşırdım. Bazı hocalarımla görüştüm. Hepsi çok şaşırdıklarını, bunun bir itikadi mesele olduğunu söylediler. Değerli kardeşlerim, değil mi bunlar, kendi televizyonlarında Sevgili Peygamberimizi, Miraç'tan indirip kamyonete bindiren bunlar değil mi? Böyle gayri ahlaki, gayri İslami, gayri itikadi bir şeyi nasıl söyleyebilirsiniz? Ama bunlarda yüz yok, bunlarda yalanın bini bin para. Her şeyi söyleyebilirler.
 
Ben, bu yapılanmanın içindeki kardeşlerimize sesleniyorum. Lütfen, başınızı iki elinizin arasına alın ve bir an düşünün. Nerede, Barla'daki merhum Sadi Nursi, nerede Pensilvanya'daki zat. Zaten hayatında bir kere rahle-i tedrisinde bulunmamış, ama öyle yutturmuş, öyle geçmiş. Biri vatanın, ülkesinin, milletinin, tüm müslümanların adını... Ömrünü zindanda geçiriyor, diğeri vatanını karşısına alıyor, milletine ihanet ediyor, Müslümanları rencide ediyor ve ne diyor biliyor musunuz? Haşa, 'Cebrail parti kursa, desteklemem' diyecek kadar kibir içine giriyor."
 
Erdoğan, 1995 yılında gazeteci Savaş Ay ile yapılan röportajda bu ifadelerin yer aldığını belirterek, "Ondan sonra başlıyorlar, yok öyle değildi, böyleydi. Televizyonlarda bedduasını izlemediniz mi? Soruyorum, bir Hoca Efendi'ye bu şekilde beddualar yakışır mı?  Müslümana bu şekilde beddualar yakışır mı? Bir Müslüman'a bu şekilde beddualar yakışır mı?" diye sordu.
 
"Pensilvanya'daki zat, CHP'yi destekliyor"
 
"Biz gazap için gelmedik, biz rahmet için geldik" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Çünkü, biz bir rahmet peygamberinin mensuplarıyız. O'nun içindeyiz. Biz de gazap olmaz, biz rahmetle mükellefiz. Buna çalışacağız, bunun peşinden gideceğiz. Şimdi Pensilvanya'daki zat, CHP'ye destek veriyor. 'Hazreti Cebrail'e destek vermem' diyor, CHP'ye destek veriyor.
 
Ne yaparlarsa yapsınlar, ben şu alana baktığım zaman, gençler, hanım kardeşlerim, beyler, 28 gün durmadan, usanmadan, kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Elhamdülillah. İnşallah,  30 Mart akşamı Isparta'da AK Belediyecilik iktidar olacak. Hiç endişeniz olmasın, Allah'ın izniyle 30 Mart akşamı göreceksiniz, milletimiz AK Parti ile yola devam edecek. Şu anda bütün kamuoyu araştırmalarında da hamdolsun bunu görüyoruz. İnanıyoruz, çalışıyoruz. Hiç endişeniz olmasın."
 
"Millete efendi olmaya değil, millete hizmetkar olmaya geldik"
 
"Millete efendi olmaya değil, millete hizmetkar olmaya geldiklerini" dile getiren Erdoğan, 11 yıl hep bu aşkla çalıştıklarını ve çalışmaya devam edeceklerini söyledi.
 
Erdoğan, göreve geldiklerinde milli gelirin 230 milyar dolar olduğunu, şimdi ise 800 milyar dolara çıktığını ifade ederek, şöyle konuştu:
 
"Bakınız, 79 senede 230 milyar dolar ama 10 senede bunun üzerine 570 milyar dolar koyduk. Şimdi 800 milyar dolar. Yolsuzlukların olduğu bir ülkede siz milli geliri böyle arttırabilir misiniz? Cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıldı Türkiye'de. Biz 10 senede 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık Türkiye'de. Eğer yolsuzlukların olduğu bir iktidar olsa bunları yapabilir miydi? Göreve geldiğimizde kaç tane havaalanı, havalimanı vardı biliyor musunuz? 26 tane... Şimdi kaç tane oldu biliyor musunuz? 52 tane havaalanı, havalimanı oldu. 10 yıl önce denseydi ki Şırnak'a havaalanı yapılacak veyahut da denilseydi ki Kars'a, Ağrı'ya, Iğdır'a, Hakkari'ye havaalanı yapılacak dense inanır mıydınız? Buyurun şimdi hepsinde havaalanı var.
 
Devletin borcu neydi biliyor musunuz? 100 liranın 73 lirası borçtu. Şimdi 100 liranın 35 lirası borç. Bakın, nereden nereye geldik. Biz geldiğimizde devletin borçlanma faizi neydi biliyor musunuz? Yüzde 63. Yani devlet yüzde 63 faizle borçlanıyordu. Şimdi tek haneli rakama düştü. Bu aradaki fark kimin cebinde kaldı. Benim vatandaşımın, milletimin cebinde kaldı. İnşallah daha da düşecek. Bitmedi enflasyon yüzde 30'du. Şimdi tek haneli rakama düştü. "
 
'İŞKUR'a müracaat yapın' uyarısı
 
Dün Denizli'de olduğunu anımsatan Erdoğan, Denizli'deki ticaret erbabının, sanayicilerin "Eleman arıyoruz, eleman yok" dediklerini aktardı. Şubat'ta 10 bin öğretmenin atandığını, Ağustos'ta da 40 bin öğretmen alınacağını bildiren Erdoğan, "Meslekle ilgili olarak bence İŞKUR'lara müracaatınızı yapın ve meslek danışmanları noktasında imkan var" diye konuştu.
 
Memur ve işçiden zorunlu tasarruf adı altında kesintilerin yapıldığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Memur ve işçiden ne kestiler biliyor musunuz? 13,5 katrilyon... Başbakan oldum önüme bunu getirdiler. Dediler ki memur ve işçiye borcu 13.5 katrilyon. Adeta şok oldum. Devlet işçisine memuruna böyle borçlu olabilir mi? 13.5 katrilyon, rakama bakın. Çünkü bunlar memura filan maaş ödeyemiyordu. Kim? MHP. Kim? DSP. Kim? Doğruyol, kim şu, kim bu? Maaşlarından kestiler; dedim ki bunları hemen ödeyeceğiz ve sendikalarla arkadaşlarım oturdular ve 13.5 katrilyonu ödedik. Bitti. Fakat bitmeyen bir şey var. Hemen yeni bir şey geldi. Dediler ki Konut Edindirme Yardımı altında bir para daha kestiler. Şu ana kadar ödediğimiz ne biliyor musunuz? 3.5 katrilyon... Aldattılar, 'sizi konut sahibi yapacağız' dediler, paraları kestiler ama hiçbir şey yok. O parayı da biz ödedik. Şimdi hala 'getirin makbuzu' diyoruz 'biz ödeyeceğiz' ve ödüyoruz.
 
Ne yaptı, 17 katrilyon... Ey MHP, sen nasıl kalkacaksın bu vebalin altından ya... Zaten iktidar olamadı, 3.5 yıl hükümette kaldı, kaçtı gitti. 5 yıllığına gelmiştin niye kaçıp gittin? İşte merhum Ecevit'le beraber koalisyon kurdular. İşte yanlarında bir koalisyon daha vardı ANAP, o zaten malum gitti ve üç buçuk yılda ancak dayandılar, kaçıp gittiler ve bunlar yolsuzlukların iktidarı oldu. Yargılandılar. Ve depremler bunların döneminde geçti, her türlü deprem. Sakarya depremi, Düzce depremi, hepsinin altında bunlar yok oldular. Bunların yarıda bırakıp kaçtıkları o illeri biz yaptık, biz. Biz de deprem geçirdik, Van depremini geçirdik. Bir yılda Van'ı ihya ettik. Şu anda Van'ı tanımazsınız, Bingöl depremini yaşadık ve bir yılda yeni Bingöl'ü inşa ettik. Simav depremini yaşadık, bir yılda Simav'ı ihya ettik. Neden? Çünkü yere sağlam basıyorduk ve aldatmıyorduk ve arkadaşlarım sağlam gidiyorlar, çalışıyorlar takip ediyorlar ve netice alıyorlar."
 
Türkiye'de muhalefet yok
 
Erdoğan, yaptığı konuşmada, "Türkiye'de bizim bir sıkıntımız var, ne biliyor musunuz? Türkiye'de muhalefet yok. Bakınız şurada son bir kaç haftadır yapmadıkları kalmadı. Ama isteseler de istemeseler de biz hamdolsun Meclis'ten kanunları geçirdik. Ya bunlar, CHP ikide bir gidiyor Anayasa Mahkemesine. Anayasa Mahkemesi reddediyor. Akıllanmıyor, tekrar Anayasa Mahkemesine gidiyor. O kadar telaş içindeler ki bu defa da evrakta noksanlıklar var, 'tamamla gel' diyorlar. Şimdi tamamlayıp yarın bakalım ne yapacaklar? Ama bunlar ne yazık ki bakar kör" dedi.
 
"Çok büyük bir ihanet var Türkiye'de. Çıkmış muhalefetin genel müdürü diyor ki 'sana başbakan demeyeceğim.' Sen zaten bana başbakan desen bu benim için zul olur.  Çünkü senin seviyen çok aşağılarda.  Bana milletimin başbakan demesi yeter. Sen desen ne olur demesen ne olur? Ve 'sayın demeyin' diyor. Desen ne olur demesen ne olur? Size iftiralar yakışıyor. Bak ben adını alıyor muyum. Ne dedim, bundan böyle ne bunun ne de diğerlerinin adını anmayacağım dedim, anmayacağım. Sadece sıfatları, genel müdür. Neden? Genel müdürlükten çıkamadı" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"SSK hastanelerinde o kuyruklarda çektiğimiz çileyi biz biliriz"
 
"SSK'nın genel müdürüyken SSK batıran adamdır bu. Hatırlayın, burada halkımın büyük çoğunluğu, gençler hariç bilemeyebilir. Bunun genel müdürlüğü döneminde hastanelerde, SSK hastanelerinde o kuyruklarda çektiğimiz çileyi biz biliriz, biz. Şafak vakti sabah namazında giderdik. Anacığım rahatsız onun için numara alırdım.  Arkadan anacığım gelir o numarayla artık günün ortası mı akşama doğru mu doktor tedavi, teşhis. İlacı yazar ineriz hastanenin eczanesine. O zaman böyle dışarıdaki eczaneler ilaç vermiyor. Eczaneye iniyoruz yarısı var yarısı yok. Bir tanesi var çoğu yok. Ne yapacağız? Gidip eczaneden satın al. Benim sigortadan primlerin ne olacak?  Ben buraya prim ödüyorum? Gelip de onu SSK'nın o zamanki genel müdürü, CHP'nin genel müdürü halletmiyor ki. Şimdi öyle bir sorun var mı? Şimdi benim sevgili vatandaşlarım istediği hastaneye gidiyor mu? İstediği eczaneden ilacını alıyor mu?"
 
MHP, CHP'nin bir birinden farkı olmadığını savunan Erdoğan, "Bunlar laf üretiyor. Bunlarda icraat yok. Bakınız şimdi bunlar ne yapıyorlar? Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Bunlar iftiralarıyla konuşuyor. Bakınız. İstanbul'da şu anda 3. havalimanını yapıyoruz. Bunun değeri ne biliyor musunuz? 46 milyar dolar. Devletin cebinden bir kuruş çıkmıyor. Hepsini de bu yüklenici firmalar verecek. 20 sene çalıştıracaklar burayı. 20 sene sonra devlete teslim edecekler. Ya böyle bir ihale 5 tane firma giriyor, bu paralel yapı bunlara iftirada bulunuyor. Bunları dinliyor.  46 milyar dolar ödüyor adam ya. Bitmedi bak Marmaray. Sultan Abdulmecit'in hayaliydi bu. Bunu biz gerçekleştirdik. Geçenlerde İstanbul'da iki gün sis oldu, o denizin 62 metre derinliğindeki Marmaray'dan günde kaç kişi taşındı biliyor musunuz? 300 bin kişi. Bize bu yakışır. Biz gemileri karadan yürüten Fatih'in torunlarıyız. Dedemiz Fatih, karadan yürüttü biz de denizin altından yürütüyoruz, farkımız bu.  Daha iyilerini yapacağız. Artık helikopterlerimizi yapıyoruz, gemilerimizi yapıyoruz, Türkiye'de üretiyoruz. İnsansız hava araçlarımızı üretiyoruz. Tanklarımızı üretiyoruz. İşte bunları çıldırtan bu" diye konuştu.
 
Kirli oyunları ortaya döküp milletimize anlatacağız"
 
Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Üçüncü köprü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü yapıyoruz. Rahatsız oldular. Bu CHP'liler karadan yol bulamadılar denizden gidip o kulelerin dibinde gösteri yaptılar. Niye? İstemezük. Zaten bunlar birinci köprüyü de istemediler, ikiyi de istemediler. Şimdi üçüncü köprüye de 'istemezük' dediler. 250 metre yüksekliğinde kuleler şimdi bitiyor. Şimdi asma köprü. 4 gidiş 4 geliş. Ortasında tren geçecek. Allah nasip ederse önümüzdeki yılın sonunda bitiyor. Fakat Marmaray'ın biraz daha güneyinden bir tünel daha yapıyoruz denizin altından. O nedenle de çift katlı. Bu tünelden de otomobiller geçecek, yine denizin altından. Biz yaparız. Biz bu milletin sevdalısıyız. Biz bu millete aşığız, dertliyiz. Ama bunların böyle bir derdi yok.
 
CHP genel merkezinin, CHP milletvekillerinin, CHP'li başkanların da gizlice usulsüz telefonları dinlenmiş ve bunu da biliyorlar. Peki CHP'nin genel başkanı tek çift laf etti mi? Etmez, edemez, niye? Prensilvanya'daki patron izin vermez. Aynı şekildeki  MHP.  MHP milletvekilleri de dinlenmiş. Genel başkan diyor ki 'bizi dinlediler.' Eylül 2011'den itibaren 450 MHP'li dinlenmiş. 41 kişi için dinleme kararı var. Ama 450 MHP'li dinlenmiş diğerleri için yok. Ey MHP genel başkanı, bunu sorgulayacak mısın? Bunun peşine düşmeyecek misin?
 
CHP ve MHP hukuksuz dinlemeleri, montaj kasetlerini günlerdir  dillerine doladılar. Ama dikkat edin kendileriyle ilgili dinlemelerden hiç söz etmedi. Niye biliyor musunuz? Çünkü şantaj var şantaj. Siyasetçiyi dinlemişler şantaj yapıyorlar, gazeteci dinlemişler şantaj yapıyorlar, işadamını dinlemişler şantaj yapıyorlar.  Sadece şantaj değil, haraç topluyor, tehdit ediyor, istediklerini söyletiyor, istediklerini yazdırıyorlar. Hiç endişeniz olmasın, aziz milletim müsterih olsun. Türkiye Cumhuriyeti hiç bir  şantaj çetesine boyun eğmez. Bu telekulak çetesinin üzerine gideceğiz ve gidiyoruz. Bunları inlerinden çıkarıp milletin önünde rezil edeceğiz. Topladıkları haraçlar, yağdırdıkları tehditleri, yargı içinde oynadıkları kirli oyunları tek tek ortaya döküp bunların ne olduğunu bizde milletimize anlatacağız.
 
Ulusal güvenliğimizi tehdit eden bu yapıyı, yılanın deliğine de girse bulacak, çıkaracak, yargıya teslim edeceğiz. İşte 30 Mart onun için çok önemli. 30 Mart'ta içerideki hainlere, dışarıdaki Türkiye hasımlarına çok gür bir cevap vereceksiniz. 30 Mart'ta istiklalimizi bir kez daha dünyaya duyuracaksınız. 30 Mart'ta demokrasiye, milli iradeye, yeni Türkiye'ye, büyük Türkiye'ye sizler sahip çıkacaksınız. Paralel yapının kuklası olmuş CHP'ye değil, paralel yapının oyuncağı olmuş MHP'ye değil, AK Parti'ye mührü basmaya var mıyız? İstikbalimizi sizler aydınlatacaksınız, gül şehri Isparta'ya yürekten inanıyorum. Gül kokulu şehir, demokrasi şehri Isparta'nın sandıkta bir kez daha destan yazacağına gönülden inanıyorum."
adminadmin