Siyaset
Giriş Tarihi : 22-03-2014 12:37   Güncelleme : 22-03-2014 12:37

BİZİM TEKNOLOJİYLE SIKINTIMIZ YOK, MİLLİ GÜVENLİĞİ İLGİLENDİREN DURUMLAR VAR!

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Twitter'a yönelik erişim engellemesinin 'yasak' olarak algılanmaması gerektiğini belirterek, "Engelleme ile yasaklama birbirinden farklı kavramlar. AK Parti Hükümeti olarak halkımızın iletişim özgürlüğüne ilişkin, teknolojiye ilişkin sıkıntımız yok. Ancak milli güvenliği ilgilendiren durumlarda, kurumların duyarsızlığına karşı devlet olarak tedbirler almak durumundayız" dedi.

BİZİM TEKNOLOJİYLE SIKINTIMIZ YOK, MİLLİ GÜVENLİĞİ İLGİLENDİREN DURUMLAR VAR!
Bakan Kılıç, seçim çalışmalarına katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği memleketi Samsun'da Bem-Bir-Sen tarafından Samsun Öğretmenevi'nde düzenlenen dayanışma yemeğine katıldı.
 
Burada gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Bakan Kılıç, Twitter'ın erişimine ilişkin Türkiye'de özgürlüklerin kısıtlandığına dair bir algı oluşturulmaya çalışdığına değinerek, "Bu tür söylemler kesinlikle doğruyu yansıtmıyor. Bizim AK Parti olarak teknolojiyle, iletişimin gelişmesiyle hiçbir derdimiz, sıkıntımız yok, olamaz da. Çünkü biz ne diyoruz, 'özgürlükler' diyoruz. İnsanların birbiriyle iletişim kurması diyoruz." ifadelerini kullandı.
 
"Kişilik Hakları Bizim İçin Çok Büyük Anlamlar İfade Ediyor"
 
Bakan Kılıç, AK Parti hükümetlerinin, Türkiye'nin en ücra köşesindeki okulların dahi bilgisayar sınıflarının oluşturulması ve öğrencilerin çok küçük yaşlardan itibaren bilgisayarla, internetle, teknolojiyle iç içe bir düzende eğitim almaları için büyük çabalar sarf ettiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
 
"Kendisine talepte bulunacak ilköğretim öğrencisine 'bana elektronik posta ile talebini gönder' diyen bir Başbakan'dan bahsediyoruz. Bugün yine kullanılan kelimeler çerçevesinde yasaklar olarak algılanan sözler kullanıldı. Engelleme ile yasaklama arasında bir fark olduğunu hepimiz biliyoruz. Gönül ister ki hiçbir şey engellenmesin, serbest olsun. Sağduyulu tüm vatandaşlarımızın da bugün net bir şekilde sorguladığı bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Kişilik hakları, bizim en çok önem verdiğimiz, kutsalımız değil midir? Kişilik haklarına saldırı olduğu zaman, bunun hakkını aradığımızda karşımızdaki bize bunun cevabını vermez ise, bizi ciddiye almaz ise ne yapacağız? Kişilik hakları emin olun ki bizim için büyük anlamlar ifade ediyor."
 
"Mahkeme Kararını Yok Sayamayız"
 
Hiçbir zaman yasaklardan ve yasaklamalardan yana olmadıklarının altını çizen Bakan Kılıç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da hiçbir zaman yasaklardan yana olmadığını ve olmayacağını söyledi.
 
"Ben 8 sene boyunca her gün yanında özel kalem müdür yardımcısı olarak görev yapmış bir kardeşinizim. Sayın Başbakanımızın yasaklarla hiçbir zaman işi olmamıştır." ifadelerini kullanan Bakan Kılıç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
" Şu da bir gerçek ki, milli güvenliğimiz söz konusu olursa, vatandaşımızın kişilik hakları söz konusu olursa biz devlet olarak mahkemelerimizin verdiği kararların uygulanması noktasındaki duyarsızlığa karşı ne yapacağız? Kişilik haklarına saldırı olan, milli güvenliğimizle alakalı olan veya mahkemelerin noktasal olarak 'kapatın, bunu engelleyin, bunlar kişilik haklarına saldırıdır' dediği içerikleri nasıl karşılayacağız? Bir kurum, sizi hiç ciddiye almaz, kararlarınızın uygulanması noktasında yardımcı olmaz ise ne düşüneceğiz? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığının ve egemenliğinin sembollerinden biri olan bağımsız mahkemelerin verdiği kararları uygulamıyor ise uygulamayı geçtim, muhatap almıyor ise bunun sonucu ne olacak? Verilen mahkeme kararları havada askı mı kalacak?"
 
"Bu Tür Süreçler Dünya'nın Her Yerinde Yaşanıyor"
 
Bakan Kılıç, dünyanın içinde bulunduğu çağa 'teknoloji çağı, uzay çağı' gibi isimler verildiğini belirterek, özellikle sosyal medya uygulamalarına ilişkin çok sayıda farklı ülkede çeşitli sıkıntılar yaşanabildiğini söyledi.
 
Konuyla ilgili bazı ülkelerden örnekler de veren Bakan Kılıç, İngiltere'de 2011 yılında Başbakan David Cameron hakkında atılan tweetler noktasında yaptırım kararı aldığını ancak daha sonra provokatif mesajların kesilmesinin ardından bundan vazgeçildiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:
 
"Hindistan'da Temmuz 2012'de Bodo kabilesi ve Müslümanlar arasındaki çatışmalar sürdüğünde yine bu tür sıkıntılar yaşandı. Sizlerin de bildiği gibi dünyada en çok Facebook kullanıcısı Hindistan'da. 50 milyonu aşkın Facebook kullanıcısı, aynı şekilde Twitter kullanıcısı var. Buradaki sıkıntılar sürünce Google, Facebook ve Twitter açıklama yaparak Hint hükümeti ile işbirliği içinde çalıştıklarını dile getirmiş. Bu neden söylemiş? Çünkü sosyal medya üzerinde olaylar farklı noktalara gittiğini görmüşler. Fransa'da ırkçılığın, nefretin bir temsili olan Yahudi aleyhtarı ve ırkçı tweetler sitelerden kaldırılmıştır. Almanya'da Neonazi örgütleriyle alakalı olarak bazı hesaplara engelleme gelmiştir."
 
"Twitter, Bu Adımı Daha Önce Atmalıydı"
 
Bakan Kılıç, bir internet sitesinde yer alan habere göre, Twitter şirketinin hemen Türkiye'deki bu konuyla ilgili olarak avukatlarla temasa geçip temas etmek istediğini de dile getirerek, "İşte bizim dediğimiz de bu. Niye daha önce bu yapılmıyor? Devletimizin mahkemelerinin, sivil toplumun, insanların sizden olan taleplerine niye daha önce cevap vermiyorsunuz? Twitter, bu  adımı daha önce atmalıydı." ifadelerini kullandı.
 
AK Parti Hükümeti olarak kimsenin bir şeyini yasaklamak istemediklerini vurgulayan Bakan Kılıç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Biz kimsenin bir şeyini yasaklamak istemiyoruz. Bizim böyle bir derdimiz de yok ama milli güvenliğimiz, insanlarımızın kişilik hakları, uluslararası ve evrensel hukuk prensiplerine dayalı kişilik haklarına saldırı olduğunda, bu saldırılan muhatabı Türkiye olduğunda neden farklı açıklamalar yapılıyor? Biz bunların olmasını istemiyoruz. Biz olmamasını istiyoruz. Ama kendimizin de iradesini ortada tutmak zorundayız, bu da bir gerçek" diye konuştu.
 
"Yasaklamakla Düzenleme Yapmak Arasında Önemli Farklar Var"
 
Türkiye'de yaşanılan her süreçte özellikle bazı kesimlerin olayları yanlış bir şekilde aksettirmek adına çaba sarf ettiğini vurgulayan Bakan Kılıç, sadece Twitter olayında değil, genel olayların hepsinde bu tür yanlış algıların oluşturulmaya çalışıldığının altını çizerek, şunları kaydetti:
 
"Meclis'ten alkollü içecek düzenlemesini geçirdiğimizde dendi ki, 'alkollü içecek yasaklandı'. Burada seçilen kelimeler çok önemli. Biz düzenleme diyoruz, düzenlemedir. Bunu uluslararası camialarda arkadaşları olanlar, yani yasak olduğunu iddia eden, bunun yasak getirdiğini iddia eden kişiler, uluslararası camiadaki arkadaşlarına bunu böyle anlatıyorlar. Tabi o arkadaşlar bize gelip soru sorduklarında biz soruların cevabını veriyoruz. O zaman da diyorlar ki 'bize böyle anlatılmadı, bu işin bir yasak olduğu anlatıldı'. Biz de diyoruz ki 'yasak değil, sizin ülkelerinizde nasıl alkollü içecekler noktasında bir düzenleme var ise biz de bu düzenlemeyi yaptık'. Avrupa Birliği ülkelerinde, ABD'de farklı düzenlemeler vardır. Hatta ve hatta ABD eyalet sistemi ile yönetildiği için eyaletten eyalete farklar vardır. Bazı eyaletlerde çok sert kanunlar vardır."
 
 "Kılıçdaroğlu Bu Tür Olaylara 'Demokratik Tepki' Diyordu"
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Gaziantep mitingi sırasında ayakkabı fırlatılmasını da anımsatan Bakan Kılıç, " Bunlar tabi siyasetin içerisinde hazırlıklı olması gereken şeyler. Sayın Kılıçdaroğlu bu tür olaylarda 'demokratik tepkiyi dile getirmek' ifadesini kullanıyordu. Ayakkabı atan vatandaşımız da demokratik tepkisini dile getirmiş. Ümit ediyoruz ki ayakkabı kendisine herhangi bir zarar vermemiştir. Hiç kimsenin zarar görmesini istemeyiz bir protesto esnasında. Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" ifadelerini kullandı.
 
"Başbakanımızın Terörün Bitmesi İçin Canını Ortaya Koydu"
 
Türkiye'nin her açıdan seçim havasına girdiğine değinen Bakan Kılıç, 30 Mart yerel seçimlerinde sandığa gidecek vatandaşların sadece yerel yöneticileri seçmeyeceklerini söyleyerek, "30 Mart yerel seçimleri yerel seçimler olmaktan çıktı, Türkiye'nin bağımsızlığının bir noktası haline geldi." dedi.
 
Uzun yıllar süregelen terör sıkıntılarının altındaki sebeplerin hep konuşulduğunu anımsatan Kılıç, "Sivil toplum örgütleri raporlar yayınlardı. Şöyle yapılsın, bu adımlar atılsın diye. Siyasi partiler raporlar yayınlardı. Rapor yayınlamaya gelince çok güzel çalışırlardı. İşi yapmaya gelince kimsede cesaret olmazdı. Biz yıllar yılı o raporları okuduk. Güzel, raporu hazırladınız, ne yaptınız? İşte farkımız burada. AK Parti iktidarının, Genel Başkanımız ve Başbakanımızın farkı burada. Elini, bedenini, bütün gücünü taşın altına koydu, 'bu işi çözeceğiz' dedi. Sayın Başbakanımızın terörün bitmesi için canını ortaya koydu. Eğer bunda siyasi bedel ödememiz gerekiyorsa AK Parti bu bedeli ödemeye hazır, yeter ki milletimiz birlik olsun, beraberlik olsun, kardeşçe yaşasın" diye konuştu.BİZİM TEKNOLOJİYLE SIKINTIMIZ YOK, MİLLİ GÜVENLİĞİ İLGİLENDİREN DURUMLAR VAR!
 
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Twitter'a yönelik erişim engellemesinin 'yasak' olarak algılanmaması gerektiğini belirterek, "Engelleme ile yasaklama birbirinden farklı kavramlar. AK Parti Hükümeti olarak halkımızın iletişim özgürlüğüne ilişkin, teknolojiye ilişkin sıkıntımız yok. Ancak milli güvenliği ilgilendiren durumlarda, kurumların duyarsızlığına karşı devlet olarak tedbirler almak durumundayız" dedi.
 
Bakan Kılıç, seçim çalışmalarına katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği memleketi Samsun'da Bem-Bir-Sen tarafından Samsun Öğretmenevi'nde düzenlenen dayanışma yemeğine katıldı.
 
Burada gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Bakan Kılıç, Twitter'ın erişimine ilişkin Türkiye'de özgürlüklerin kısıtlandığına dair bir algı oluşturulmaya çalışdığına değinerek, "Bu tür söylemler kesinlikle doğruyu yansıtmıyor. Bizim AK Parti olarak teknolojiyle, iletişimin gelişmesiyle hiçbir derdimiz, sıkıntımız yok, olamaz da. Çünkü biz ne diyoruz, 'özgürlükler' diyoruz. İnsanların birbiriyle iletişim kurması diyoruz." ifadelerini kullandı.
 
"Kişilik Hakları Bizim İçin Çok Büyük Anlamlar İfade Ediyor"
 
Bakan Kılıç, AK Parti hükümetlerinin, Türkiye'nin en ücra köşesindeki okulların dahi bilgisayar sınıflarının oluşturulması ve öğrencilerin çok küçük yaşlardan itibaren bilgisayarla, internetle, teknolojiyle iç içe bir düzende eğitim almaları için büyük çabalar sarf ettiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
 
"Kendisine talepte bulunacak ilköğretim öğrencisine 'bana elektronik posta ile talebini gönder' diyen bir Başbakan'dan bahsediyoruz. Bugün yine kullanılan kelimeler çerçevesinde yasaklar olarak algılanan sözler kullanıldı. Engelleme ile yasaklama arasında bir fark olduğunu hepimiz biliyoruz. Gönül ister ki hiçbir şey engellenmesin, serbest olsun. Sağduyulu tüm vatandaşlarımızın da bugün net bir şekilde sorguladığı bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Kişilik hakları, bizim en çok önem verdiğimiz, kutsalımız değil midir? Kişilik haklarına saldırı olduğu zaman, bunun hakkını aradığımızda karşımızdaki bize bunun cevabını vermez ise, bizi ciddiye almaz ise ne yapacağız? Kişilik hakları emin olun ki bizim için büyük anlamlar ifade ediyor."
 
"Mahkeme Kararını Yok Sayamayız"
 
Hiçbir zaman yasaklardan ve yasaklamalardan yana olmadıklarının altını çizen Bakan Kılıç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da hiçbir zaman yasaklardan yana olmadığını ve olmayacağını söyledi.
 
"Ben 8 sene boyunca her gün yanında özel kalem müdür yardımcısı olarak görev yapmış bir kardeşinizim. Sayın Başbakanımızın yasaklarla hiçbir zaman işi olmamıştır." ifadelerini kullanan Bakan Kılıç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
" Şu da bir gerçek ki, milli güvenliğimiz söz konusu olursa, vatandaşımızın kişilik hakları söz konusu olursa biz devlet olarak mahkemelerimizin verdiği kararların uygulanması noktasındaki duyarsızlığa karşı ne yapacağız? Kişilik haklarına saldırı olan, milli güvenliğimizle alakalı olan veya mahkemelerin noktasal olarak 'kapatın, bunu engelleyin, bunlar kişilik haklarına saldırıdır' dediği içerikleri nasıl karşılayacağız? Bir kurum, sizi hiç ciddiye almaz, kararlarınızın uygulanması noktasında yardımcı olmaz ise ne düşüneceğiz? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığının ve egemenliğinin sembollerinden biri olan bağımsız mahkemelerin verdiği kararları uygulamıyor ise uygulamayı geçtim, muhatap almıyor ise bunun sonucu ne olacak? Verilen mahkeme kararları havada askı mı kalacak?"
 
"Bu Tür Süreçler Dünya'nın Her Yerinde Yaşanıyor"
 
Bakan Kılıç, dünyanın içinde bulunduğu çağa 'teknoloji çağı, uzay çağı' gibi isimler verildiğini belirterek, özellikle sosyal medya uygulamalarına ilişkin çok sayıda farklı ülkede çeşitli sıkıntılar yaşanabildiğini söyledi.
 
Konuyla ilgili bazı ülkelerden örnekler de veren Bakan Kılıç, İngiltere'de 2011 yılında Başbakan David Cameron hakkında atılan tweetler noktasında yaptırım kararı aldığını ancak daha sonra provokatif mesajların kesilmesinin ardından bundan vazgeçildiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:
 
"Hindistan'da Temmuz 2012'de Bodo kabilesi ve Müslümanlar arasındaki çatışmalar sürdüğünde yine bu tür sıkıntılar yaşandı. Sizlerin de bildiği gibi dünyada en çok Facebook kullanıcısı Hindistan'da. 50 milyonu aşkın Facebook kullanıcısı, aynı şekilde Twitter kullanıcısı var. Buradaki sıkıntılar sürünce Google, Facebook ve Twitter açıklama yaparak Hint hükümeti ile işbirliği içinde çalıştıklarını dile getirmiş. Bu neden söylemiş? Çünkü sosyal medya üzerinde olaylar farklı noktalara gittiğini görmüşler. Fransa'da ırkçılığın, nefretin bir temsili olan Yahudi aleyhtarı ve ırkçı tweetler sitelerden kaldırılmıştır. Almanya'da Neonazi örgütleriyle alakalı olarak bazı hesaplara engelleme gelmiştir."
 
"Twitter, Bu Adımı Daha Önce Atmalıydı"
 
Bakan Kılıç, bir internet sitesinde yer alan habere göre, Twitter şirketinin hemen Türkiye'deki bu konuyla ilgili olarak avukatlarla temasa geçip temas etmek istediğini de dile getirerek, "İşte bizim dediğimiz de bu. Niye daha önce bu yapılmıyor? Devletimizin mahkemelerinin, sivil toplumun, insanların sizden olan taleplerine niye daha önce cevap vermiyorsunuz? Twitter, bu  adımı daha önce atmalıydı." ifadelerini kullandı.
 
AK Parti Hükümeti olarak kimsenin bir şeyini yasaklamak istemediklerini vurgulayan Bakan Kılıç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Biz kimsenin bir şeyini yasaklamak istemiyoruz. Bizim böyle bir derdimiz de yok ama milli güvenliğimiz, insanlarımızın kişilik hakları, uluslararası ve evrensel hukuk prensiplerine dayalı kişilik haklarına saldırı olduğunda, bu saldırılan muhatabı Türkiye olduğunda neden farklı açıklamalar yapılıyor? Biz bunların olmasını istemiyoruz. Biz olmamasını istiyoruz. Ama kendimizin de iradesini ortada tutmak zorundayız, bu da bir gerçek" diye konuştu.
 
"Yasaklamakla Düzenleme Yapmak Arasında Önemli Farklar Var"
 
Türkiye'de yaşanılan her süreçte özellikle bazı kesimlerin olayları yanlış bir şekilde aksettirmek adına çaba sarf ettiğini vurgulayan Bakan Kılıç, sadece Twitter olayında değil, genel olayların hepsinde bu tür yanlış algıların oluşturulmaya çalışıldığının altını çizerek, şunları kaydetti:
 
"Meclis'ten alkollü içecek düzenlemesini geçirdiğimizde dendi ki, 'alkollü içecek yasaklandı'. Burada seçilen kelimeler çok önemli. Biz düzenleme diyoruz, düzenlemedir. Bunu uluslararası camialarda arkadaşları olanlar, yani yasak olduğunu iddia eden, bunun yasak getirdiğini iddia eden kişiler, uluslararası camiadaki arkadaşlarına bunu böyle anlatıyorlar. Tabi o arkadaşlar bize gelip soru sorduklarında biz soruların cevabını veriyoruz. O zaman da diyorlar ki 'bize böyle anlatılmadı, bu işin bir yasak olduğu anlatıldı'. Biz de diyoruz ki 'yasak değil, sizin ülkelerinizde nasıl alkollü içecekler noktasında bir düzenleme var ise biz de bu düzenlemeyi yaptık'. Avrupa Birliği ülkelerinde, ABD'de farklı düzenlemeler vardır. Hatta ve hatta ABD eyalet sistemi ile yönetildiği için eyaletten eyalete farklar vardır. Bazı eyaletlerde çok sert kanunlar vardır."
 
 "Kılıçdaroğlu Bu Tür Olaylara 'Demokratik Tepki' Diyordu"
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Gaziantep mitingi sırasında ayakkabı fırlatılmasını da anımsatan Bakan Kılıç, " Bunlar tabi siyasetin içerisinde hazırlıklı olması gereken şeyler. Sayın Kılıçdaroğlu bu tür olaylarda 'demokratik tepkiyi dile getirmek' ifadesini kullanıyordu. Ayakkabı atan vatandaşımız da demokratik tepkisini dile getirmiş. Ümit ediyoruz ki ayakkabı kendisine herhangi bir zarar vermemiştir. Hiç kimsenin zarar görmesini istemeyiz bir protesto esnasında. Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" ifadelerini kullandı.
 
"Başbakanımızın Terörün Bitmesi İçin Canını Ortaya Koydu"
 
Türkiye'nin her açıdan seçim havasına girdiğine değinen Bakan Kılıç, 30 Mart yerel seçimlerinde sandığa gidecek vatandaşların sadece yerel yöneticileri seçmeyeceklerini söyleyerek, "30 Mart yerel seçimleri yerel seçimler olmaktan çıktı, Türkiye'nin bağımsızlığının bir noktası haline geldi." dedi.
 
Uzun yıllar süregelen terör sıkıntılarının altındaki sebeplerin hep konuşulduğunu anımsatan Kılıç, "Sivil toplum örgütleri raporlar yayınlardı. Şöyle yapılsın, bu adımlar atılsın diye. Siyasi partiler raporlar yayınlardı. Rapor yayınlamaya gelince çok güzel çalışırlardı. İşi yapmaya gelince kimsede cesaret olmazdı. Biz yıllar yılı o raporları okuduk. Güzel, raporu hazırladınız, ne yaptınız? İşte farkımız burada. AK Parti iktidarının, Genel Başkanımız ve Başbakanımızın farkı burada. Elini, bedenini, bütün gücünü taşın altına koydu, 'bu işi çözeceğiz' dedi. Sayın Başbakanımızın terörün bitmesi için canını ortaya koydu. Eğer bunda siyasi bedel ödememiz gerekiyorsa AK Parti bu bedeli ödemeye hazır, yeter ki milletimiz birlik olsun, beraberlik olsun, kardeşçe yaşasın" diye konuştu.
adminadmin