Bu Yazıyı Allah Yazdırdı
Tarihin çeşitli dilimlerinde, Allah tarafından gönderilen elçilere vahyedilen kutsal kitaplar, insanlar tarafından kaleme alınarak sonraki nesillere aktarılmıştır
Tarihin çeşitli dilimlerinde, Allah tarafından gönderilen elçilere vahyedilen kutsal kitaplar, insanlar tarafından kaleme alınarak sonraki nesillere aktarılmıştır. Ancak bu derleme esnasında ilahi vahye beşeri sözlerin karışmasına engel olunamamıştır. Hatta bu yazım aşamasında Allah, kendisinin vahyettiği sözlerin korunması ve değişmeden gelecek kuşaklara aktarılması konusunda etkili olmamıştır. Vahyin elçilere ulaşması esnasında her türlü güvenlik önlemlerini alan ve buna kefil olan Allah, vahyin yazıya geçirilmesi sürecinde insanları serbest bırakmıştır. Bu nedenle Tevrat ve İncil içerisine pek çok beşeri söz karışarak ilahi vahiy ile karışmasına neden olmuştur. Kuran konusunda ise korunmuşluk bağlamında farklı bir değerlendirme söz konusudur. Zira Kuran yazıya geçirilirken önceki kutsal kitapların başına gelen olaydan ders alınmış ve çok hassas olunmuştur. Derleme aşamasında Allah fiilen müdahalede bulunmamasına karşın insanlar son gelen vahyi korumak noktasında vahye sadık kalmışlardır. Böylece Peygamberimize iniş sürecinde Allah'ın vahyi korumayı garanti etmesine, daha sonraki süreçte de sahabelerin göstermiş olduğu titizlik sonucunda da korunmasına devam edilmiştir.
Kuran'ın bu kadar hassas bir şekilde korunması ve derlenmesi, ilahi kitap için büyük bir olaydır. Zira önceki kitaplar da aynı süreçten geçmesine rağmen bu olay başarılamamıştır. Ancak ne garip tecellidir ki bir kutsal kitap için en önemli argüman olan Allah tarafından vahyedilme olgusu, anlam kaydırması yapılarak ve adına ilham denilerek kullar tarafından yazılan kitaplara da atfedilir olmuştur. Celaleddin Rumi'nin Mesnevi, İmam Şarani'nin Mizanül Kübra, Muhyiddin Arabi'nin Fütuhat-ı Mekkiyye ve Said Nursi'nin Risaleler için "Bu kitap bana Allah tarafından yazdırıldı/ilham edildi." türünden sözler kaleme almış olması, bu konudaki en bilinen örneklerdir. Bu eserlerin ve din alimlerinin pek çok taraftarının "Her ne kadar bu kitaplar ilham edildi dense de burada kast edilen, Allah her şeyin yaratıcısı olarak bu kitapların yazılmasına da olanak tanımıştır." gibi savunma geliştirseler de şu soruyu kendilerine sormamaları gariptir. Eğer her fiilin ve maddenin yaratıcısı Allah ise (ki elbette öyledir) bunu söylemenin ve sanki farklı şeyler oluyormuş gibi algı oluşturmanın anlamı nedir? Bu mantığa göre her kitabın ilham edeni veya yazdırıcısı Allah'tır. Dolayısıyla diğer kitaplardan fark varmış gibi tekrarının anlamı yoktur. Hatta ateizmin ve materyalizmin anlatıldığı kitaplar da bu anlamda Allah tarafından yazdırılmıştır. Oysa herkes şunu bilmektedir ki, bu alimler kendi elleri ile yazdıkları eserlerin yazılış şeklinde ilahi hikmet bulunduğunu öne sürerek görüşlerinin doğruluğunu ve kabul edilmesinin önünü açmaktadırlar. Söyledikleri sözlerde her ne kadar yazdırıldı veya ilham edildi gibi sözleri kullansalar da kastettikleri bizzat Allah'ın müdahalesi ve yol göstermesi ile bu kitapları kaleme aldıklarıdır!
Yazılanların içeriğinin İslami, ahlaki ve doğru olup olmadığına bakılmaksızın söylenebilecek en doğru söz, Allah tarafından elçilerine göndermiş olduğu vahiy dışında hiçbir kitabı yazdırmamıştır ve yazdırmayacaktır. Aksi halde ortalık Allah tarafından yazdırıldığı iddia edilen kitaplardan geçilmezdi. Bu bilgilerin gerçekliğini test etme olanağı da yoktur. Böyle bir yaklaşımla İslam'ın en önemli bileşeni olan "gaybe iman etme" ilkesinin arkasına sığınarak her türlü yalanı ve İslami olmayan düşünceyi ümmete kabul ettirmek mümkün olacaktır. Bu halde bile her gün vahiy aldığını iddia eden sahte peygamberler çıkmaktadır ki Allah'ın yazdırdığı gibi bir yanlışı kabul ettiğimizde yaşanacak sıkıntının boyutu tahmin bile edilemez.
Geçmişte yaşanmış ve gelecekte da yaşanacak olan bu tip yanlışlara işaret eden "Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için "Bu Allah katındandır." derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!.. (2/79) ayeti bir gerçek olarak insanların yüzüne çarpmaktadır. Bu ayete rağmen insanların "Celaleddin Rumi şunu kastetti.", "Said Nursi, bunu demek istedi.", "Muhyiddin Arabi gibi birisi böyle bir hata yapabilir mi?" veya "İmam Şarani'yi yanlış anlıyorsunuz." gibi savunmaların ardına sığınılması durumu kurtarmamaktadır. Hatta konuyu çarpıtmak amacıyla "Elleriyle kitap yazan kişilerden kasıt Hıristiyan ve Yahudilerdir. Onlar kendi kitaplarını uydurarak yazdıkları için Allah böyle diyor." gibi ayetin anlamını daraltarak alimlerin yanlışlarını kurtarmaya çalışmaktadırlar. "Yazdığı eser için bana yazdırıldı veya ilham edildi demesine ne gerek vardı. İnsanların kafasını karıştırmayacak ve ayete ters düşmeyecek şekilde bir ifade kullansa veya bu ifadeyi hiç kullanmasaydı daha iyi olmaz mıydı?" diyene de rastlanmamaktadır. Bu ifadeleri kullanarak hata yapmış olan alime "Yanlış yaptı!" demek o kadar zor geliyor ki Allah'ın ayetinin anlamını çarpıtmak daha kolay oluyor.
Kaleme alınan bu çalışmanın başlığının da "Bu yazıyı Allah yazdırdı" olmasının nedeni, kendimizi test etmemize olanak tanıması nedeniyledir. İsmi ve ünvanı büyük olan alimler bu sözü söylediğinde hikmet ve keramet arayanlar, bu çalışmanın başlığının böyle olmasını doğal olarak yadırgayacaklardır. Okuyucunun da "Allah böyle şey yazdırmaz. Çünkü.." diye cevap vermeye çalışmasına da gerek yoktur. Zira Allah bana yazdırmadığı gibi sayılan alimlere de yazdırmamıştır.
Evrende olan her şey Allah izin verdiği için gerçekleştiğinden dolayı bu başlık doğrudur. Ancak bu doğrunun arkasına sığınarak, kendi beynimin ürünü olan bu çalışmayı, insanların beyninde Allah'ın yazdırdığı imajını oluşturmak amacıyla yazılmışsa yanlıştır. Bu anlamda başlığı veya cümleyi kullanmış olmak ahlaksızlıktır, sahtekarlıktır! Hiçbir iyi niyet, bu yanlışı doğru şekline dönüştüremez. Dolayısıyla şunu net olarak söyleyebiliriz ki kutsal kitapların vahyedilmesi hariç, bu çalışma başta olmak üzere beşer ürünü olan hiçbir eser Allah tarafından vahyedilmez, ilham edilmez ve yazdırılmaz. Böyle bir iddiada bulunanın ismi ve ünü ne kadar büyük olursa olsun zan ile hareket etmektedir, saçmalamaktadır. Tıpkı ayette denildiği gibi.
Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak koşardık, ne de atalarımız ortak koşardı, hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: "Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz." (6/148)
admin















































































































































































































