Türkiye
Giriş Tarihi : 05-05-2016 09:29   Güncelleme : 05-05-2016 09:29

Camiler Ve Köprüler Medeniyeti...

Şanlı ecdadımız dünyanın her tarafına öyle eserler bırakmış ki aradan 500-600 yıl geçtiği halde dimdik ayakta duruyor ve ne derece yüksek bir medeniyet inşa edildiğini kör olmayan herkese gösteriyor

Camiler Ve Köprüler Medeniyeti...
Şanlı ecdadımız dünyanın her tarafına öyle eserler bırakmış ki aradan 500-600 yıl geçtiği halde dimdik ayakta duruyor ve ne derece yüksek bir medeniyet inşa edildiğini kör olmayan herkese gösteriyor. Bunun en bariz örneği muhteşem camilerimizdir. Yüzyıllardır görenlerin hayranlıkla izlediği camilerimiz, hem şehirlerin sembolü hem de gezilecek en önemli mekânı olarak günümüze kadar gelmiştir. Mimar Sinan’ın çıraklık eserim dediği Saraçhane’deki Şehzade Camii, bu gün dahi en usta mimarların hayallerini süslüyor. İstanbul’un yedi tepesinden birisinde yükselen Süleymaniye Camii, Sinan’ın kalfalık eseridir. İstanbul’un her yerinden görünür ve bu şehrin büyük bir İslam medeniyetine beşiklik ettiğini dost düşman herkese gösterir. Artık silueti ve minareleri ortaya çıkmış olan Çamlıca Camisi de İstanbul’daki harika eserlerden bir tanesidir. Sultan Ahmet Camisi ise altı adet minaresi ile Ezan-ı Muhammedi’nin önem ve saygınlığını ifade ediyor. Boğazdan geçen bütün gemiler hayranlıkla Ayasofya ve Sultan Ahmet Camiini seyrederler. İstanbul boğazından belki yüzlerce defa geçtim. Mecburiyet olmadığı için genellikle Türk kaptanlar kılavuz kullanmazlar. Kaptan gemiye kumanda ederken dikkat etmeli gözlerini su üzerinden ayırmamalıdır. Hele hele zor bir geçit olan boğazda, balıkçı ve yolcu teknelerine çok daha fazla dikkat etmek gerekir. Fakat bu güzel camilerle ve sanat eserleri ile süslü dünyanın belki de en güzel şehri olan İstanbul, insanı adeta büyüler. Sarayburnu önlerine gelince onlarca tekne ile karşı karşıya kalsanız dahi bu güzelliklere bakmaktan gözünüzü alamazsınız. Eminönü’ndeki yeni Camii, Fatih’teki Fatih ve Yavuz Selim Camileri de İstanbul’a başka bir güzellik katar. Topkapı Sarayı ve Beyazıt Kulesi bu camilerimizle birlikte muhteşem bir medeniyeti gösterir. İstanbul’un silueti yüzyıllarca bu eserlerle şekillenmiş ve bu güne kadar gelmiştir. Elbette bize düşen önemli bir vazife; yüksek binaların bu silueti bozmasına fırsat vermeyecek şekilde inşa edilmesini sağlamaktır. Önemlidir zira bu eserlerin görünmesini engellemek İstanbul’daki İslam mührünün kaybolması demektir. Ne yapıp edip bu tahribatı yapanlara engel olunmalıdır. İstanbul Boğazı denilince köprülerden bahsetmemek olmaz elbette. Vaktiyle İstanbul’a asma köprü yapılmasına 3. Köprüde olduğu gibi benzer gerekçeler ile karşı çıkanlar olmuştu. Hatta yetmemiş Boğaziçi köprüsü inşa edilirken” buradan zenginler geçecek niçin bütçeden buraya para aktarıyorsunuz” diyerek aklı sıra muhalefet eden CHP lideri Ecevit gibi siyasi parti liderlerini de görmüştük. Bu iddiaların çok büyük bir hata olduğu sonradan anlaşılacaktı. Zira Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri Camii siluetlerini bozmayacak şekilde boğazın kuzeyine inşa edilmişti. Köprüden sadece zenginler değil orta halli ve fakir insanlar da geçerek iddia sahiplerini mahcup etmişti. Daha da ötesi bu iki köprü gelişen Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayamamış bir üçüncüsünü ve tünel inşaatlarını gerekli kılmıştı. Marmaray tüneli ve boğaz geçiş otoyolu Camilerin siluetini bozmayacak şekilde denizaltından inşa edilmiştir. Marmaray halen de İstanbulluların hizmetinde olup araçların geçeceği otoyolun inşaatı ise devam etmektedir. Camilerin bulunduğu kırlangıca çıkarak (geminin köprüüstünde bulunan idare edildiği yer) bu muhteşem manzarayı seyretmek çok keyiflidir. Camiler başta olarak bu güzel sanat eserlerini ve burada ibadet eden Müslümanları gemi düdüğü ile selamlamak ayrı bir zevk verir. Kanal İstanbul inşa edilince gemiler bu zevkten mahrum kalacak. Lakin denizciliğimiz ve İstanbul için hayati derecede önemli olan bu proje inşa edilmek üzere gün sayıyor. Allah emeği geçenlerden razı olsun… Türkiye’nin büyüme ve kalkınma hızına paralel bir şekilde köprü inşaatları ihtiyacı karşılar mı bilinmez. Ben bunlarında yeterli olacağını zannetmiyorum.  Zaten artık İstanbul Boğazının üstünden değil altından geçen projeler üretilip inşa ediliyor. Üç katlı tünel ise tam bir teknoloji harikası olup İstanbul’a ayrı bir güzellik katacak cinstendir. Yüksek kalkınma potansiyeli ve dinamik genç nüfusu ile daha çok camiler ve köprüler yapılması gereken İstanbul’a çok önem verilmelidir. Çünkü bu şehir Peygamber Efendimizin hadislerine konu olmuş ve İslam’ın en önemli merkezi olmuştur. Halifelik Bağdat’tan sonra İstanbul’a geçmiştir. Bu köprüler boğazı çirkinleştirmiyor bilakis güzellik katmaktadırlar. Boğazın gerdanlıkları denmesi hatta evlerde salonlara güzellik katan tabloların birçoğuna bu köprü resimlerinin bulunması en güzel delildir. Kıssadan hisse bu olmak gerektir ki; İslam’ın sanat eserleri heykeller değil, camilerdir, köprülerdir, kervansaraylar ve çeşmelerdir. Medeniyet heykeller dikerek zulüm ve cinayetleri taşlaştırarak, adeta halka meydan okumak, onların karşısında serfüru etmek yani boyun eğdirmek değildir. Osmanlı ve Selçuklu ecdadımız gibi insanların hayatını kolaylaştıracak şekilde camiler ve köprüler yapmaktır, vesselam…
adminadmin