Türkiye
Giriş Tarihi : 16-08-2015 09:48   Güncelleme : 16-08-2015 09:48

Ey Sevgili (3)

Kur'an'da geçmemekle birlikte hitapların en güzellerinden birisi olduğu için peygamberimize verilmiş olan ünvanlardan birisidir, sevgili

Ey Sevgili (3)
Kur'an'da geçmemekle birlikte hitapların en güzellerinden birisi olduğu için peygamberimize verilmiş olan ünvanlardan birisidir, sevgili. Her ne kadar Kuran merkezli düşünceye uygun olmasa da Allah'a karşı sevgi dolu olmak, ona bağlı olmak, emirlerinin savunucusu olmak gibi güzel hasletlerin karşılığı olarak kullanılmıştır. Her birimizin yaşamında sevgilisi olmuştur. Bu bir karşı cins olabileceği gibi arkadaşımız, nefsimiz, işimiz de olabilmiştir. Ancak sevgililer içinde en sevileni, hatta ilah konumuna dahi çıkarılanı, her zaman kendi nefsimiz olmuştur. Her zaman içimizde olan, tanrılaşmak istek ve arzusunu ömrümüz boyunca elinden bırakmayan, dünyevi hırslarını gerçekleştirmek için her şeyi feda eden, kişinin öte dünyasını cehenneme çevirmekten adeta zevk duyan, bizi bir an olsun yalnız bırakmayan en büyük sevgiliyedir hitabım! … Ey Sevgili! Çağımız bulunmaz Hint kumaşlarının değil, Hindistan'ın kendisinin dahi öneminin kalmadığı bir çağdır. Şeytan bedelini ödetmeden kimseye bir şey vermiyor. Emek, deneyim, çalışma, gayret gibi feodal değerlerin pek önemi kalmamıştır. Rant değeri olmayan hiç kimseye kolay kolay kapılar açılmıyor. Dünyevi makamlar için kapılar sen çalmadan açılmıyorsa, her an ruhunu şeytana teslim edeceksin veya etmişsin demektir! Sana açılan kapıyı hiç çaldın mı, kendine bir sor bakalım! Ey Sevgili! İzbe köşelerde, loş mekânlarda, satış toplantılarında elde edilen itibar gelip geçicidir. Altında zillet, eziklik, ikiyüzlülük vardır. Aydınlık yarınlar ve adaletli uygulamaların bu yerlerde ve bu yerlerde itibar arayanların dünyasında yeri yoktur! Yaptığın yanlışları sana savunarak iyi gösterenlerle düşüp kalkacağına sana rahatsızlık verse de yüzüne eleştirenlere kulak ver! Eskiden dalkavuklar üst makamdakileri rahatlatmak için görev yaparken günümüzdeki modern dalkavuklar ise arka planda kalmakta, kendi iktidarlarını tesis etmek ve güçlendirmek için çalışmaktadırlar! Bu yüzden ne dalkavuk ol ne de dalkavuk tut! Hele dostlarını ve dostluklarını bu duruma hiç düşürme! Dalkavuklar sonuçta ya gerçeği çarpıtıp eğlenmeni sağlayarak ya da seni yönlendirip gerçeklerden uzaklaştırarak sana zarar verirler! Ey Sevgili! Yarın ben yokum, sen de yoksun! Bu hırs niye? Çevrendekileri kırarak, intikam hissiyle dolarak, zulmü abat ederek nereye varılır ki! Normal yaşamda yüzüne bakabilecek kaç dostluk bıraktın ki çevrende! Bugün yüzüne gülenleri dost zannetmiyorsun belki, ama onlarsız da yapamıyorsun! Göstermelik ve iğreti arkadaşlıklar rant bitene kadardır. Ya sonrası! Ya öte taraf! Ey Sevgili! Çevrende seni pohpohlayan ve kendi çıkarı için kullananlar var biliyorsun. Tıpkı senin de başkalarına yaptığın gibi! Ortak bir yaşam ve çıkar için bunlara da katlanıyorsun. Ne iğrenç bir ilişki düzeyi! Sana bilgi aktaran pespayeleri çevrende tutarak seviyeyi düşürdüğün gibi dedikodularla yaşamını ve ilişkilerini de düzenliyorsun. Yaptığın yanlışları sana söyleyenlere ya kızıyor ya da gereksizce kendini savunuyorsun! Sonuç ise hiç değişmiyor. Çünkü dünyevi hırsların için yanlış yapıyorsun! Ey Sevgili! Ya gelecek planların için yaptıklarına ne demeli! Sen basit bir kul ve yarının değil, bir saniye sonran bile garanti değil iken yaptıklarına bak! Birilerinin ya yanlış yapmasına susarak zemin hazırlıyorsun ya da yanlış yaptırıyorsun! Tanrılaşmanın da sınırı yok, sen de biliyorsun! İleriye hep ileriye! Oysa "Sen ne yeri delebilirsin, ne de göğe çıkabilirsin.". Peygamberlerin bile "nefsini tanrı edinmekten korktuğu" bir dünyada bu cesaret nereden! Ey Sevgili! Adaleti uygulaman gereken noktada uygulamadığında, bir gün gelir zalimlerden adalet dilenme hakkın olmayacaktır. O zaman eski defterler açılıp insanın yüzüne vurulur. Biyolojik ve sosyolojik gücüne güvenme! Yok, ben güvenirim diyorsan sana Firavun, Karun ve Belamı hatırlatırım. Allah bunlar gibi nice mütekebbire dersini vermiş ve bize anlayabilelim diye örnek göstermektedir! Ey Sevgili! Sen de yaşamının bir döneminde zulme uğradığını düşünüyorsun. Peki, sen gücü ele geçirdin de farkın ne oldu! Hiç değilse onlar "ötekilere" zulmediyorlardı ve mantıksal gerekçeleri vardı. Sen ne adına ve kime yapıyorsun bu yanlışları! Oysa sen adaleti göstereceksin ki onlara dediğin sözlerde ve aldığın tavırlarda haklılık payın olsun! Şu anda sen de onlar gibisin! Hatta daha da kötüsü! Çünkü onlar hakkı bilmiyorlardı, sen ise biliyorsun! Ey Sevgili! Yaşam gelip geçiyor. Yarın bana bir şey olmaz dememek lazım. Bugünden yarına çok şey değişti ve değişecek. Yarını düşünerek bugünü yaşamak lazımdır. Aksi halde zillet kaçınılmazdır. Bugün yüzüne gerçeği diyemeyenler arkandan diyecekler, ya da gücünü kaybettiğin an hem diyecekler hem de seni aşağılama sıralarını kullanacaklar. Bu yüzden yarın hak, adalet, insanlık, kardeşlik, arkadaşlık gibi kavramlardan nasiplenmek istiyorsan ekimini bugünden yap! Ey Sevgili! Bugün kırdığın gönüllere ve yıktığın köprülere bir gün senin de ihtiyacın olacak. O günü düşünerek kırma ve yıkma! Kâbe’yi yıkmak ve yeniden yapmak hem daha az sorumluluk hem de daha az emek gerektirir! Sen ise her gün onlarca insanı kırıyorsun! Bir gün kırılma sırası sana geldiğinde sana acıyan, merhamet eden ve savunan kimseyi bulamadığında anlayacaksın, iktidarda olmak hırsıyla yaptıklarının hepsinin boş olduğunu! Ey Sevgili! Bir din veya fikir iktidara geldiğinde iyiler ya mezarda ya da kenarda olurlar. Ancak senin gibi dünyaperestler her zaman ortada olmuşlardır. Ortada olmalarının da gerekçeleri hazırdır. "Biz olmasak daha kötüleri gelecek ve siz de zulme uğrayacaksınız." Oysa sizler de bir müddet sonra zulüm eder ve önce yakınlarınızdan başlarsınız. Ve bilmez misiniz ki yanlışı kim yaparsa yapsın yanlıştır. Ormanı kıran geçiren baltanın sapının yine ağaçtan olması ise çok daha acıdır. Ey Sevgili! Makamı elde etmek ve iktidar olmak için kişiliğinden ödün vererek ödediğin bedeller hiçbir zaman yeterli gelmeyecek! Bu sefer de makamda ve iktidarda kalmak için bedel ödeyeceksin! Yaptığın yanlışın farkına varıp dönmediğin takdirde kişiliğin bitene kadar bu bedel ödeme devam edecektir. Sonrasında ise ruhunu şeytana satmış bir zavallı gibi kalacaksın! Geçmişini hatırlamamaya özen gösterecek, hatırlatacak olanlardan uzak duracaksın! Ancak geçmişin seni hiç yalnız bırakmayacak. Kan kusacaksın iç dünyanda, ama utancından kızılcık şerbeti içtim diyeceksin! Ey Sevgili! Güç sahiplerinden elde edeceğin menfaat karşılığında, senden yukarıda bulunan kullara öykünecek, onların ufak bir lütfu için bin takla atacak, kişiliğini ve kariyerini onların elinde malzeme yapacak ve bundan gocunmayacaksın. Ancak kendi çevrende, bilgi ve emeğinle kazanmış gibi üstünlük taslayarak ezilen gururunu ve insanlık onurunu kurtarmaya çalışacaksın. Güçlüler yanında yaşadığın ve kazandığın zilletini, zayıflar yanında kurtarmaya ve izzete dönüştürmeye uğraşacaksın! Ey Sevgili! Biliyorum sana çok değer verdim. Bu kadar yazılacak kadar değilsin! Ancak biz bir bütünün parçalarıyız. Birbirimize olan muhtaçlığımızı şeytanın bizden olan ülkeleri karıştırdığı gibi bizi karıştırdığında anlayacağız ve o zaman bazı şeyler için çok geç olacak! Oysa ben yoksam, sen kesin yoksun! Senin varlığın bile benim varlığıma bağlı! Ey Sevgili! Halil Cibran’ın dediği gibi "Ey kavmim... Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin." demiyorum. Artık bu söz miadını çoktan doldurmuştur! İnsanlık bu sözü öyle kanıksamıştır ki hiç bir anlamı kalmamıştır. Ben de diyorum ki "Biliyorum sen, seni yaratan Allah'ı bile dinlemedin ki beni hiç dinlemezsin.". Ama benim yine bir ümidim var. Akşam başını yastığa koyup "Bugün Allah için ne yaptım" dediğinde hepsini nefsin için yaptığını fark edeceksin ve "Eyvah! Ben güneşi ceketinin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanı olmuşum!" diyeceğin an bu sözü anlayacaksın! O zaman da "Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım.” dediğinde Allah ayetin devamıyla şöyle cevap verecek “Hayır! Bu, sadece boş bir sözden ibarettir.”. Ey Sevgili! Sen şeytanın bedendeki temsilcisi, doymak bilmez muhalifi, yanlışların tetikleyicisi, makam ve para meraklısı, otorite düşkünü, ilahlık iddiasında bulunan zavallı, öte dünyanın yollarını zulümle ören aydınlık düşmanı! Sen sevgili olsaydın, kendini ve menfaatini değil, kendi dışındakileri düşünürdün! Sen sevgili olsaydın zaten bu kadar yanlışı yaptırmazdın! Sen sevgili olsaydın, gerçek dosttan uzaklaştırmazdın! Sen sevgili olsaydın, sevgili gibi olurdun!
adminadmin