Hilal Kaplan: İzahat İstemek Hakkımız!
Sabah Gazetesi yazarı Hilal Kaplan, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yeni Başdanışmanı Yeni Şafak yazarı Prof
Sabah Gazetesi yazarı Hilal Kaplan, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yeni Başdanışmanı Yeni Şafak yazarı Prof. Süleyman Seyfi Öğün’ün 28 Şubat döneminde türbanlı kız öğrencileri dersten atmayan asistan hakkında tutanak tutmasıyla ilgili olarak yazdığı yazıda “Samimi bir izahat beklemek hakkımız" dedi ve Öğün'ün, "bugün olsa yine aynısını yaparım" mesajını vermesinin hayal kırıklığına neden olduğunu belirtti.
Kaplan Yazısında Süleyman Seyfi Öğün'ün o dönem hazırladığı tutanağa sahip çıkmasını eleştirerek "Hayal kırıklığı olsa da mesele ettiğim 15 yıl önce yazılmış o dilekçeden çok, kendisinin geçen günkü 'Ayıp' yazısında o günkü davranışını olduğu gibi sahiplenmesi, 'bugün olsa yine aynısını yaparım' mesajını vermesi oldu." diye yazdı ve "samimi bir izahat" beklediğini belirtti.
İşte Hilal Kaplan'ın yazısının ilgili bölümü:
"Geçtiğimiz günlerde Süleyman Seyfi Öğün'ün, 2000 yılında yazdığı bir dilekçe gündeme geldi. Dilekçe, sınava başörtüsüyle giren bir kız öğrenciye önce başını yarıya kadar açtırıp, sonra yine de hakkında tutanak tutmak isteyen bir asistanı koruyor, ona itiraz edip kıza sahip çıkmaya çalışan diğer asistanı ise şikâyet ediyordu.
Öğün, yazılarını ve konuşmalarını istifade ederek takip ettiğim, şu üç yıllık cinnet ortamına rağmen ahlâkî bulduğunu savunduğu için kendi mahallesine mesafe almasıyla takdir ettiğim bir hoca. Hayal kırıklığı olsa da mesele ettiğim 15 yıl önce yazılmış o dilekçeden çok, kendisinin geçen günkü "Ayıp" yazısında o günkü davranışını olduğu gibi sahiplenmesi, 'bugün olsa yine aynısını yaparım' mesajını vermesi oldu. Çünkü içten içe Öğün'ün böyle düşünmediğini umut etmek istiyorum. Çünkü ilgili bir okuru olarak kendisinin, faşizmi içselleştiren bu tavrı Nürnberg Mahkemeleri- 12 Eylül kıyası üzerinden yakın zamanda şöyle eleştirdiğini biliyorum: "Orta ve alt düzeylere indikçe gelen savunmalar, 'Ne yapsaydım? Emir yukarıdan geliyordu' cümlesiyle başlıyordu. Yargı süreci kısa bir şaşkınlık geçirdi. Ama bunun da üzerine gittiler.
Emir kulu olmak kimseyi kurtarmadı.
Türkiye'de ise bu konuda en küçük bir girişim bile olmadı."
"Böyle gelmiş, böyle gider", "Emir yukarıdan geliyor", "Benim yapabileceğim hiçbir şey yok" deyip gündelik hayatına içinde en küçük bir sızı bile duymadan devam eden, yıllar sonra yüzleşme şansı verildiğinde bile 'yine olsa, yine yaparım' diyen öznelerin zuhur edişine alışığız.
Öğün gibi 'normal, sıradan, herhangi biri' olmayan isimlerin bunlarla kendini eşitlemesine değiliz.
Samimi bir izahat beklemek hakkımız."
admin















































































































































































































