Çocukluk yıllarımızdaki Ramazan Bayramı tam da böyle bir toplumsal hafızanın canlı sahnesiydi. O yıllarda bayram yalnızca takvimde kırmızıyla işaretlenmiş bir gün değildi; mahalle kültürünün, güven duygusunun ve insanın insana yakınlığının en görünür olduğu büyük bir sevinç anlarıydı.
Benim gibi Malatya’da ya da Anadolu’nun kasaba ve mahallelerinde büyüyen çocuklar için Ramazan Bayramı, bir takvim günü değil, günler öncesinden başlayan bir heyecanın adıdır.



















































































































































































































