"O’nun dışında yardım çağrısında bulundukları (ibadet ettikleri) varlıklar kendilerine şefaat edemezler. Ancak Hakk’a şahitlik edenler başka." (Zuhruf/86)
Burada dile getirilen şefaat konusu çok önemli bir meseledir. Günümüzde şefaatin olacağını inkâr edenler olduğu gibi batıl inançlarına kılıf bulmak üzere tüm kurtuluşu, dilediği varlıklardan beklemek suretiyle şirke düşenler de var.
Biz Müslümanlar olarak ne şefaat tamamıyla yoktur deriz, zaten ki böyle bir delil yok elimizde, ne de her türlü kerameti yükleyerek (Allah’tan değil de) bazı varlıklardan şefaati bekleyen müşrikler derekesine düşmek isteriz.
Yüce Allah dilediği kullarından, dilediği (günahkâr) kulları için yapılan şefaatı yani duayı kabul edebilir. Kabul edilen bu dua neticesinde kimi insanın günahını affedebilir. Bu tamamıyla Allah (c.c.)’a kalmış bir konudur. Dilerse duaları kabul eder dilerse de duaların tamamını reddeder.
Bu konuda ne ifrata düşeriz ne de tefrite saplanırız. Ayet ve hadislerin öğretilerinden yola çıkarak fikir dünyamızı şekillendirmekle kalmaz kabullerimizi ve redlerimizi bir düzene koymaya da gayret gösteririz. Ayet ve hadisin yok saydığı bir meseleyi kabul edemeyeceğimiz gibi ayet ve hadisler ile açıklanan bir konuya da karşı diklenemeyiz, bu mümkün değil bizim için. Biz vasat bir ümmetiz, bize bildirilen her konuya baş göz üstüne diyerek kabul ederiz. Dini meselelerde insanların söylemleri bizi ilgilendirmeyeceğini de buradan dile getirmeyi bir borç biliriz.
Yüce Allah, Hz. Muhammed (s.a.v.)’den hem kendi günahlarının hem de Müslümanların işledikleri günahlarının affedilmesi için dua etmesini istediğini ayetler vasıtasıyla vakıf olmaktayız. Bu emirden (istekten) yola çıkarak Hz. Muhammmed (s.a.v)’in gece gündüz duaya sarıldığını da gayet iyi biliyoruz. Ebu Hüreyre (r.a.), Resulüllah (s.a.v.)’i şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: “Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah’dan beni bağışlamasını diler, tövbe ederim.” (Buhari, Daavat 3; İbni Mace, Edeb 57)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yaptıkları dualarının kabul edildiğini biliyoruz. Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yaptığı dualarının yani günahlarının affedilmesini istemesinin kabul edildiğine göre şefaati de kabul edilmiş olmaktadır: “Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.” (Muhammed/19) İnanıyorum ve kabul ediyorum ki bu istek ahirette de gerçekleşecektir.
Ayetlerin geneline baktığımız vakit karşımıza şöyle bir durum çıkmaktadır. Yüce Allah ahirette dilediği kullarından veya dilediği varlıklardan şefaat etmelerine müsaade edecektir. Bunlar melekler ve Peygamberler olabileceği gibi mü’min insanlar, şehit, salih ve sâdık kullar da olabilir. Mesela melekleri burada zikredebiliriz: “Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.” (Necm/26) Şu ayeti okuduğumuzda şefaatin melekler tarafından da yapılmasına müsaade edildiğini anlamaya hiçbir şey engel değildir: “Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru.” (Mü’min/7)
Şimdi Yüce Allah, bildirdiği bu ayet vasıtasıyla dua eden meleklerin varlığından bizleri haberdar etmektedir. Meleklerin bu duasını kabul eder de bizleri bağışlayacak olsa şefaat gerçekleşmiş olacaktır.
Tabi tüm bunların şefaat edebilmeleri için Yüce Allah’ın vereceği izin son derece önemlidir ve gereklidir. Biraz önce zikrettiğimiz Muhammed Suresi 19. ayetinde dile getirilen: “Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile!” emri gereği yapılan duaya karşılık inanmış erkek ve kadınların günahlarını affetmesine kim hangi hakla karşı çıkabilir: “… Oysa, şeref Allah’ın, Peygamberinin ve inananlarındır, ama ikiyüzlüler bu gerçeği bilmezler.” (Münafikun/8) Her türlü şeref ve haysiyet Yüce Allah’ındır, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’indir ve iman eden kullarındır. Yüce Allah bu şerefi yani şefaati ahirette kullanmalarına müsaade edebilir: “Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür.” (Sebe/23)
Mekkeli müşriklerin kendilerine ibadet ettikleri putlardan şefaat bekledikleri gibi bir durum söz konusu değildir. Yüce Allah bu konu ile ilgili olarak: “Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.” (Müddessir/48) diyerek müşriklerin iddia ettikleri bir şefaatin olmadığını bildirmektedir. Bir başka ayette bu durumu şöyle açıklamaktadır: “Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçılarımızdır” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.” (Yunus/18) Günümüzde şefaat yoktur diyen insanlar müşriklerin içine saplandıkları bu girdaba odaklanarak şefaat yoktur diyorlar. Bu konuyu genelleme yapmak suretiyle şefaati yok saymak eksik ve yanlış bir yaklaşım olacaktır.
Şirk koşan insanlar taptıkları putları, ilah edindikleri varlıkları ahirette kendilerine yardım etsinler diye taptıklarını söylemektedirler. Halbuki Allah-u Teâla’nın izin vermediği hiçbir kimse veya hiçbir varlık şefaat edemeyecektir. Böyle bir durum söz konusu değildir: “… İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?...” (Bakara/255) Allah (c.c.) şefaat etmeye yönelik izin verdiği zaman da aslında bir yönüyle kendisi kullarını affetmiş olmaktadır. Şefaatin ilk ve tek sahibi Allah (c.c.)’tır. Dilediğini dilediği bir şekilde affedebileceği gibi dilediğini bazı şeyleri (duayı) vasıta kılarak affedebilir.
Şefaatin var olduğunu söyleyenlerin delilleri de şudur: “Rahman’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.” (Meryem/87) Rahman’ın katından söz almış olanlar son derece önemli bir konudur. Buraya odaklanmamız gerekmektedir. Rahmanın katından söz almış olanları Münafikun Suresi 8. ayetinde dile getirilen “Peygamberler ve inananlar” olmadığını kim hangi hakla karşı çıkabilir? Sadece bu ayet bile bize şefaatin var olduğunu ispatlamaktadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur; müşriklerin diledikleri kişiyi ilahlık konumuna çıkararak “o bize şefaat edecektir” demeleri doğru bir anlayış olmayacaktır.
O halde Allah (c.c.)’tan şefaat etme sözünü kimler almıştır / alabilir? Evvela Peygamberler Allah (c.c.)’tan şefaat etme sözünü almaya hak sahibidirler. Resulüllah Efendimiz (s.a.v): “Her peygamberin (mutlaka kabul edileceği vaad edilen) bir duası vardır. Bütün peygamberler o dualarını bu dünyada yaptılar. Ben ise duamı kıyamet günü ümmetime şefaat etmek için sakladım. Bu şefaatim inşaallah ümmetimden, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmadan vefat edenlere fayda verecektir.” buyurmuşlardır.” (Müslim, İman, 86-338. Buhari, Daavat, 1; Tevhid, 31) şeklinde açıklamaktadır. Biraz önce dile getirdiğimiz gibi melekler, salih insanlar, şehit ve salihler de Allah (c.c.)’tan şefaat etme sözünü alma ihtimalleri vardır. Ahirette Yüce Allah dilediği kullarının duasını kabul ederek kimi insanın affına sebep kılabilir. Rasulüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenler içindir.” (Ebu Davud, Sünnet 23)
Konunun daha iyi anlaşılması adına iki hadis daha zikrederek noktalamak istiyorum. Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle buyurur: “Bir defasında Ya Rasulüllah, Kıyamet gününde senin şefaatinle en ziyade nail olacak kimdir? diye sordum. Şöyle buyurdular: “Ey Ebu Hüreyre, hadis öğrenme hususundaki hırsını gördüğüm için bu hadisi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zaten biliyordum. Kıyamet gününde insanlardan şefaatime en fazla mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlasla ‘La ilahe illallah’ diyen kişidir.” (Buhari, İlim, 33)
Cabir ibn-i Abdullah (r.a.)’tan rivayet edildiğine göre Rasulüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu mükemmel davetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammed’e “Vesîle”yi ve fazileti ver. Onu, kendisine vaad ettiğin ‘Makâm-ı Mahmud’a ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefaatim vacip olur.” (Buhari, Ezan, 8; Tefsir, 17/11. Ebu Davud, Salat, 37/529; Tirmizi, Salat, 43/211; Nesai, Ezan, 38/678; İbn-i Mace, Ezan, 4)
Mehmet Ali Çamoğlu
Fındıkçı ölsün mü beyler!
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 86. Ayeti Bağlamında Şefaat Meselesi
Songül KARAMAN
Konya ve Maneviyat
Seyfettin BUDAK
Cemaatler Neden Narsisizmin Gölgesine Girebilir?
Mithat Güdü
Maksadı Unuttuk, Kavgaya Tutuştuk!
Recep YAZGAN
İsrail'i Özgür Özel Durdurabilir!
Adnan ÖZ
Rize’den üç puanla döndük sıra Fenerbahçe’de!
Eyüphan KAYA
Öcalan’ı Aramıza Sokmayın!
Öztürk Samuk
Mezarlıktan geçerken ıslık çalanlar!
Adnan İPEKDAL
Sensin Bid’at
Ömer Naci Yılmaz
Kayıtlara geçsin!
Elif Ekşi
Âlemlere Rahmet Diye Geldin, İyi Ki Geldin
Mehmet Nuri BİNGÖL
Mevlid Kandili: Peygamberimizi Hatırlatmaya Vesile Bir Gece
Ahmet DÜZGÜN
Yeryüzü Bozguncularına İlahi İhtar
Memiş OKUYUCU
Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Hiçbir Şey Yok Olmaz
Vehbi KARA
Faşist Liderler ve Mal Varlıkları
Özlem Gürbüz
CİTTASLOW Şehirleri
Ahmet SAĞLAM
Zikirde Bid’at ve Hurafelere Cevap
Hamdi TEMEL
İBN-İ SÎNÂ'dan Bugünün Bilimine
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Mehmet BOZKURT
Fahrettin Paşa'nın Torunları Mekke'de!
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
Bülent ERTEKİN
Cam Kenarında Düşünceler
Ravza ZEYBEK
Ey İman Edenler İman Edin
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)