Demokratik Sendikalar Konfederasyonu (DESK) ve Din Bir-Sen Genel Başkanı Lütfi Şenocak, son zamanlarda yaygınlaştırılan İlahiyat Fakülteleri sayısının artırılmasının bu alanda kaliteyi artırmadığını belirterek yazılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamasında, 64 Üniversitede İlahiyat Fakültesi olduğunu söyleyerek diğer üniversitelerde de açılması için çalışmalar yapılıyor. Konuyla ilgili bazı endişelerimiz var, dedi.
Şenocak, açıklamasında şunları söyledi: “İlahiyat Fakülteleri’ni de Tıp Fakülteleri gibi plansız programsız açarsanız, kalitesiz eğitim verilmesine neden olursunuz. İlahiyatçı enflasyonu yaşanır. İlahiyat Fakültelerinin kalitesi düşer. Televizyon kanallarında boy gösteren İlahiyatçı Profesörler çoğalır!”
İlahiyat Fakülteleri ile eşdeğerde olan İslami İlimler Fakültelerinin açılarak bunun yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Şenocak, şunları söyledi: “İlahiyat Fakültesi ve İslami İlimler Fakültesi’nin amacı; dini, objektif öğretmek, öğrencilerin etkilenmeden kendi mantıklarıyla düşünebilme ve karar verme, bilginin temel kaynaklardan öğrenilmesi, edinilen bilgilerin uygulanması, bu bilgilerin İslam dünyasında yayılmasını sağlamak, bunların yanı sıra; vatanını, milletini, her şeyden önce eşref’i mahlûkat olarak insanı sevecek, bu kriterler birlikte değerlendirildiğinde mesleğine bağlı, mesleğini seven, mesleğinin gereğini yapan, bunları birlikte icra ederken ahlaki, öz kültürüne bağlı, yaşadığı toplumun değerlerine bağlı, saygılı ve ortak kültürel değerleriyle bağlı olduğu topluma faydalı olabilmek için çalışacak idealist, aynı zamanda mesleki açıdan kendisine özgüven duyacak, tam donanımlı Müslüman gençler yetiştirmek olduğuna göre, bu okullara tabii ki, ülkemizin ihtiyacı var. İslami İlimler Fakülteleri’nin açılması, bu alanda işlevsel olarak daha fonksiyonel rol oynayacaktır. İslam dünyasında, dinimizin ana kaynaklarından, hiçbir bölümünün gizlenmeden tüm gerçekliğiyle ortaya çıkarılarak öğrenilmesini, inanç, ibadet, ahlak esaslarının din gerçekliğiyle ilgisi bulunmayan kısımlarının çıkarılması, hukuk alanının ise günümüze göre yeniden açıklanması zorunluluğu vardır. Bu akademik çalışmalar hiç şüphesiz dinimizin daha anlaşılır olmasını sağlayacaktır. Dinin içine yerleşmiş yanlış öğretilerin temizlenmesini sağlayacaktır.
Komşularımızın Arapça konuşması, İslam dünyasında İslami Bilimler başta olmak üzere diğer kaynakların yüzde 95’inin Arapça olması, açılacak olan İslami İlimler Fakülteleri’nde temel eğitim ve öğretim dilinin Arapça olarak uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Türkiye’nin Arap ülkelerinde, Arap ülkelerinin de Türkiye de İslami, felsefi, sanat tarihi ve diğer bilim dallarında akademik araştırma yapmalarına, kültürel ve ekonomik ilişkilerin yoğun şekilde kurulmasına ve ülkelerin birbirleriyle daha yakın ilişki içinde olmalarını sağlayacaktır.
İslami İlimler Fakülteleri’nden mezun olan öğrencilerin, İslami literatürde çok daha donanımlı olacakları kaçınılmaz bir gerçektir. Arapça tercüme konusunda verim artacak, ülkemize gelen Arap turistlerle iletişimin genişletilmesi, ülkemizin daha sağlıklı tanıtılmasını sağlaması, hac ve umre organizasyonlarında yaşanan dil problemlerinin giderilmesini sağlayacak, yüksek seviyede dil eğitimiyle ülke kalkınmasına yardımcı olacaklardır.
İslami İlimler Fakülteleri’nden mezun olan öğrenciler, Avrupa ve Türk Cumhuriyetlerinde, Balkanlarda ve Türklerin yaşadığı diğer ülkelerde, İslam dininin tüm gerçekliğiyle doğru bir şekilde öğretilmesini, tanıtılmasını, İslam dininin yayılmasını sağlayabileceklerdir. Bu nedenle İslami İlimler Fakülteleri’nin misyonu ve vizyonu çok farklıdır. Üniversitelerde bu fakültelerin kurulmasını önemsiyoruz.”

















































































































































































































