İtinayla Adam Satılır
Sosyal yaşam sürmenin temel göstergesi, birden fazla bireyin bir arada yaşama çabasıdır
Sosyal yaşam sürmenin temel göstergesi, birden fazla bireyin bir arada yaşama çabasıdır. Paylaşım, yardımlaşma, destek olma ve diğerkâmlık gibi erdemli davranışlar bu yapının tamlayanlarıdır. Zor zamanda yardım ederek zorlukları aşmak, düşmana karşı birleşmek ve her türlü olumsuzluğa karşı savunma stratejisi geliştirmek sosyal yaşam olgusunun olmazsa olmazlarındandır. Mücadelenin temel olduğu ve güçlünün ayakta durabildiği doğal sistem içerisinde, mevcut yapı böyle dengeye oturmuştur. Bilinçli varlık olan insanoğlunun dünyasında da aynı sistem söz konusudur. İnsan her ne kadar bilinç ve akıl gibi erdemli özelliklerle donatılmış olsa da, beşerlik döneminden kalma içgüdüsel özelliklerinin etkisinde kalabilmektedir. Hatta çoğunlukla bu özelliklerini kullanarak varlığını devam ettirmektedir.
İnsan olmanın verdiği sorumluluk bilinci ve gereği ile hareket edenler, yeri geldiğinde beşeri düşüncelerinin tersine, farklı ve güzel davranış sergileyebilmektedirler. Örneğin, kendisi dışındaki bireylerin de besin kaynaklarına ulaşma, ticaret ve pek çok konuda kazanabilmesi için fedakârlıkta bulunabilmektedirler. Bu davranış modeli doğal seçilimin egemen olduğu dünyada diğer canlılarda pek görülebilecek bir davranış şekli değildir. Zaten insanı beşerden ve diğer canlılardan ayıran önemli özelliklerden birisi de diğerkâmlık olarak niteleyebileceğimiz bu davranış şeklidir. Ancak şahsi çıkara dayalı ekonomik ve siyasal yapıların gelişmesine paralel olarak bu yapı da zarar görmekte, insan denen varlık benmerkezci olmakta, bencilleşmektedir. Sonuçta da kendisini yaşamın, hatta evrenin merkezine koymaktadır.
İnsanın bencilleşip beşer aşamasına geri dönmesi olarak niteleyebileceğimiz bu geri dönüş, yani irtica, aslında bir yok oluş sürecidir. Ancak insan denen varlığın yok oluş süreci. Oysa beşer olabilmek için hiçbir çabaya gereksinim yoktur. Sadece insanlıktan vazgeçmek, temel ve yeter koşuldur. Bu aşamadan sonrası ise kendiliğinden gelir. Zaten potansiyel olarak insanoğlunda bulunan beşeri özellikler otomatik olarak devreye girer. Önünde insan olmak gibi olumsuzluğu engelleyici ve doğru yola yöneltici erdem olmadıktan sonra beşeri davranışlar en üst düzeyde uygulanır.
Bu sürece giren insan denen varlığın, yani beşerin yapacağı en belirgin davranış, aynı sosyal yapıda bulunan diğer bireyleri kişisel çıkarları doğrultusunda feda etmektir, yani satmaktır! Beşer denilen varlığın kendisinin oluşturduğu ve uyguladığı kriterler bağlamında satmayacağı hiçbir değeri yoktur. Bireysel dünyasından feda edeceği güzel şeyler toplumsala yönelik değilse aslında fazla sorun teşkil etmemektedir. Sonuçta sadece kendisi zarar görmektedir. Çevresindeki insanları satmaya, aldatmaya ve sonuçta yok etmeye yönelik bir yaklaşım sergilenince sorun başlamaktadır. Bu durumda güvensizlik temelli bir durum ortaya çıkmakta, sosyal doku zedelenmektedir. Her ne kadar toplumsal yapıda "adam satmak" olumsuz bir davranış gibi algılansa da her birey yaşamın çeşitli döneminde ya "adam satmıştır" ya da bir diğer birey tarafından "satılmıştır". Doğası gereği insanoğlu adam satarken kendisini ikna edecek her türlü kanıtt geliştirmekte, kendisi satıldığında ise üzülmekten de kendisini alıkoyamamaktadır. Bu da doğanın bir yasasıdır. Zira ortalama bireyin davranış modeli budur. Zaman zaman bir başka birey için malını ve canın feda eden bireylerin olması bu genel kuralı bozmamaktadır. Sadece her birey, karşısındakinden bu tip istisnai insan davranışını bekleme hatasına düşmektedir. Oysa bu tip bireyler populasyonda uç örneklerdir ve geneli belirlememektedirler.
Adam satmanın gerçekleştiği koşullar kişiden kişiye değişmekle birlikte hepsinde ortak olan üç nokta bulunmaktadır. En önemlisi bir dost veya arkadaştan vazgeçip satmayı gerektirecek kadar "bedel" bulunmalıdır. Kimisi bir makam veya mevki karşılığında, kimisi maddi bir getiri karşılığında, kimisi de çok basit bir çıkar karşılığında adam satmaktadır. Önemli olan ise ucuz veya pahalı da olsa bir "bedel" karşılığında satmak veya satılmış olmaktır.
İkincisi ise "zaman" faktörüdür. İnsanoğlunun herkesi satacağı bir zamanı vardır. Önemli olan o zamanı yakalayabilmektir. Uygunsuz bir zamanda adam satmak hem karlı değildir, hem de çevrede gelecekte kullanılabilecek özellikteki diğer dostları ürkütmek söz konusudur. Gereksiz yere çevredekileri harcama noktasına gitmek, hiçbir getirisi olmadan dostları kaybetmek emektir. Böylece sürekli kaybeden durumuna düşmek söz konusudur. En iyisi, en karlı olacak "zaman" bulunduğunda satış işlemini gerçekleştirmektir. Tıpkı borsada hisse senedi alış ve satış hesabı yapıldığı gibi...
Üçüncüsü faktör ise "mekân" denen olgudur. Adam satışının gerçekleşeceği bedel ve zaman uygun olabilir. Ancak mekân uygun değilse getirisi yine düşük düzeyde olacaktır. Satıştan en üst düzeyde fayda sağlamak için zaman gözetildiği gibi uygun mekân da gözetilmelidir. Bu nedenle zaman ve mekân, ortak şekilde ve uygun olmalıdır. Siyasette feda edilecek kişi ile ticarette feda edilecek kişi arasındaki ayrım iyi yapılmalıdır. Ya da özel yaşamda feda edilecek kişi ile iş hayatında feda edilecek kişi iyi hesaplanmalıdır. Her birinin getiri ve götürüsü ayrı hesaplanmalıdır. Mekânda yapılacak en ufak bir hata, bireyin tüm yaşamındaki kişisel hesapları bir anda alt üst edecektir. Kişisel güvensizliğin başlaması ile bundan sonraki satışlarda karlılığın miktarı ve sürekliliğinde düşme söz konusu olacaktır.
Özetle yaşamımızda bulunan herkesin, "zaman, mekân ve bedel" uygun duruma geldiğinde satılması mümkündür. Dolayısıyla geleceğe yönelik öngörülerle büyük konuşmaya gerek yoktur. Bu yüzden her birey, bir gün satılabileceğinin hesabını yaparken, bir gün kendisinin de adam satabileceğinin korku ve endişesini duymalı, buna yönelik engelleyici önlemleri almalıdır. Zira satılmak çok kötü bir duygu iken, adam satmak bir kişilik bozukluğudur. Bu bozukluğu yaşamamak veya mümkün olduğu kadar uzak durmak erdemli bir davranıştır. Ve yine unutulmamalıdır ki insan iken adam satılamaz! Satış esnasında insana beşeri özellikleri egemendir ve öylece de kalacaktır. Satan kişi ise bu işi itina ile yerine getirirken kendisine "Niçin adam satıyorsun?" diye sorulduğunda, satış gerekçesini içeren inandırıcı olmayan bir öyküsü kesinlikle olacaktır...
admin


















































































































































































































