Kader Allah’ın kitabındaki haram, helal, emir ve nehiylerden ibaret olup insan fiillerinin yüce Allah tarafından haram, helal, emir ve nehiy şeklinde takdir ve mukadder kılınmasıdır. Yani şöyle yaparasanız böyle olur; böyle yaparsanız şöyle olur kabilinde insan fiillerinin sonuçları Allah’ın ayetleriyle ve dolayısıyle Allah’la ilişkilendirilip nedenselleştirilmiş olup bu durum, “İşlerin sonucu Allah’ındır.” (El-Hacc:41), “İşlerin sonucu Allah’a havale edilir.” (Lokman: 22) ayetleriyle kesin hükme bağlanmıştır.
Bu şekilde kader, insan eylemlerinin ve eylemesizliklerinin sonuçlarını yüce Allah hükme bağlayıp değerlendirmiş ve takdir etmiştir. Yüce Allah kitabında dünyada olup biten bütün olayların sonuçlarını insanla; insan eylemleri ve eylemsizlikleriyle nedenselleştirmiştir. “Sana isabet eden iyilik Allah’tan, sana isabet eden kötülük sendendir.” (Nisa: 79), “Rabbin kullarına asla zulmetmez.” (Fussile: 46) ayetleri de dünyada insanlara ulaşan bütün musibet ve kötülüklerin insanlardan kaynaklandığını kesin hükme bağlamıştır.
Peygamberimiz (sav) den sonra Müslümanlar arasından cereyan eden Cemel ve Sıffın savaşlarında gündeme getirilen ve daha sonra da günümüze kadar aynı anlayış ve benzer söylemlerle devam eden kader tartışmaları ve söylemleri peygamberimizin zamanında yani asr-ı saadette hiçbir şekilde bahis konusu olmamıştır.
Kader, tarihte ve günümüzde Müslümanların söylemlerinin aksine Kur’an ve Kur’an’ın hükümlerinden ibarettir. Tarihte ve günümüzde Müslüman’ların ve gayrimüslimlerin kader hakkındaki tartışma ve söylemlerinin İslam diniyle hiçbir ilgisinin ve ilintisinin olmadığı açıktır. Çünkü Müslüman’ların siyasi mücadeleleri neticesinde Cemel ve Sıffın savaşlarının sonuçlarını, deprem felaketlerini, iş kazalarını ve benzeri kötülüklerin sonuçlarını doğrudan doğruya Allah’ın cebri takdirine havale eden bir kader anlayışı, İslam öncesinin cahiliye dönemindeki fatalistik cebri kader anlayışının ve determinist felsefi görüşün bir uzantısı olup İslam diniyle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Tarihte ve günümüzdeki kader söylemleri Müslümanların ve gayrimüslimlerin kendi sorumluluklarını ve başarısızlıklarını ortadan kaldırmak için ve bütün sorumluluğu Allah’ın takdirine havale etmek için uydurdukları söylemlerden ibarettir.
Sonuç olarak tarihte ve günümüzde dünyada insanlar ve Müslümanlar arasında meyadana gelen savaşlar, deprem felaketleri, maden ocaklarında yaşanan facialar ve benzeri bütün kötülükler insan eliyle önlenebilir mahiyette olup, bütün bu olumsuz olayların sebebi ve sorumlusu, insanoğlunun kendisidir ve insanlaın tembellikleri, gayri İslami tutum ve hayat biçimleridir.
Prof. Dr. İsa DOĞAN
İslam Mezhepleri Tarihi Doçenti ve Kelam Profesörü















































































































































































































