Türkiye
Giriş Tarihi : 24-07-2013 13:42   Güncelleme : 24-07-2013 13:42

KAMUDA BAŞÖRTÜSÜ

“Hizmet veren” konumundaki kamuda ise sorun çok gölge alanlardaki “müsamaha” istisna edilirse, bütün derinliği ile devam ediyor. Aynı dram, “Seçilme hakkı”nın gasbı alanında da sürüyor.

KAMUDA BAŞÖRTÜSÜ
Son dönemde, “Başı açık kadınlar grubu”nun “Hizmet alan-veren herkes başörtülü olabilmeli” gibi bir çıkışı oldu, bir de Hükümet cenahında çalışmalar yapıldığına dair haberler gelmeye başladı.
 
Demek Türkiye bunu konuşabilir hale geldi, diye mi düşünmeliyiz?
 
Bu arada, bu alanda yapılmış akademik bir çalışma ulaştı elime. Kamu Güvenliği Müsteşarı Doç. Dr. Ulvi Saran’ın “Kamuda Başörtüsü Yasağı: Analiz, Değerlendirme, Yol Haritası” başlığını taşıyan çalışması. (Saran’ın konu ile ilgili bir yazısı da 18 temmuz tarihli Zaman’ın yorum bölümünde yayınlandı)
 
Sayın Saran öncelikle bu çalışmayı, devlet görevinden bağımsız yaptığının, tamamen akademik bir hassasiyetin ürünü olduğunun altını çiziyor.
 
Hemen söylemeliyim ki ciddi bir çalışma ve bu konuda düzenleme yapacak olanların istifade edeceği değerlendirmeler içeriyor. Şu başlıklar yer alıyor çalışmada:
 
-Başörtüsü gerçeği. Başörtüsünün toplumdaki yaygınlığı ve tercih edilme nedenleri. Genel olarak başörtüsü yasağının mahiyeti ve kapsamı. Devletin kılık kıyafet tercihleri karşısındaki konumu. Uygarlık anlayışı, devletin zorlama gücü ve başörtüsü. Laik hukuk düzeni içinde dini amaçla baş örtmek laikliğe aykırı mıdır? İnsan hakları, laiklik ideolojisi ve kamuda kıyafet tercihi. Kamu görevlisine siyaset yasağı ve baş örtme özgürlüğü. Kamuda başörtüsü yasağının hukuki ve meşru bir temeli var mı? Yasağın görünürdeki dayanağı ve hukuki değeri. Yasağın sosyo-psikolojik tahribatı ve çalışma hayatı üzerindeki etkileri. Kamuda başörtüsü hukuksuzluğunun giderilmesine yönelik yol haritası. Sonuç ve değerlendirme.
 
Görüldüğü gibi oldukça kapsamlı bir çalışma bu.
 
Hemen belirtmeliyim ki, Saran’ın çalışması, kamuda başörtüsü yasağının çok net bir insan hakları ihlali olduğunu ortaya koyuyor ve zaman aşımına gitmeksizin bu hakkı ihlal edenlerin cezalandırılması gerektiğini ifade ediyor. Şu ifadeleri, çalışmanın son bölümünden aldım:
 
“Türkiye’de hak ve özgürlükleri ihlal eden antidemokratik ve baskıcı uygulamalara son verilebilmesi için, bunlara şeklen dayanak olarak gösterilen mevzuat hükümlerinin ayıklanması ve yürürlükten kaldırılmasından başka; fiilen yasağın sürdürülmesi halinde buna sebebiyet verenler hakkında cezai müeyyide uygulanmasını sağlayacak bir sistemin devreye sokulması gerekmektedir.
 
Kılık kıyafet yönetmeliğinin kaldırılması ya da değiştirilmesinden sonra; baskı, tehdit, yıldırma gibi psikolojik yöntemlerle ya da şiddet ve cebir kullanmak suretiyle memurların başörtüleriyle çalışmasına engel olan kamu yöneticileri ve sorumluları hakkında cezai işlem yapılabilmesi ve gerekli cezaya çarptırılmaları için Türk Ceza Kanununda buna özgü bir ceza maddesi tertip etmeye yönelik hukuki düzenleme mutlaka yapılmalıdır.”
 
Doç. Saran’ın “Kamuda başörtüsü yasağının hukuki ve meşru bir temeli var mı ?” başlığı altında yaptığı değerlendirme şöyle:
 
“Başörtüsüyle kamu hizmetinde çalışmak; ne genel ahlaka, ne genel sağlığa ne de kamu güvenliğine bir zarar vermediği gibi; başkalarının haklarını kullanmasına da hiç bir şekilde engel oluşturmamaktadır. Aksine kimseye bir zararı olmayan bu giysinin yasaklanmasıyla kişinin kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkı ve tercih özgürlüğü ortadan kaldırılmakta, kamu hizmetlerine erişimde ve kamu istihdamında eşitsizlik yaratılması suretiyle adalet duygusu ve kişilerin devlete olan güveni sarsılmakta ve böylelikle kamu düzeni bozulmuş olmaktadır.”
 
Doç. Saran’ın laikliğe aykırılık gerekçesiyle oluşturulan yasağın, bizatihi laikliğe aykırı olduğuna dair tesbiti de çok ilginç. Şöyle ki:
 
“Devletin sunduğu kamu hizmetlerinden yararlanmada olduğu gibi, kamu hizmetine girmede de ehliyet ve liyakat gibi görevin gerektirdiği objektif şartlardan başka; herhangi bir din, dil, ırk, cinsiyet, siyasal görüş ya da felsefi inanç farkı gözetilmemesi; hem laik bir devletin tüm inanç ve ideoloji grupları karşısında tarafsız olma yükümlülüğünün, hem de demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin gereğidir. Kişilerin kamusal eşitlik, laiklik ya da tarafsızlık adına tek bir davranış kalıbına sokulması, başlarının açılmaya ya da kapatılmaya zorlanması; eşitliğin değil, aksine ayırımcılığın ifadesi haline dönüşmektedir.”
 
Doç. Saran’ın çalışması okunduğunda kamuda başörtüsü yasağının nasıl hukuk dışı ve meşruiyyettten yoksun olduğunu ve bunca yıl sürmesinin çarpıklığını tayan beyan görüyorsunuz

http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/yazar-36076-kamuda-basortusu.html

Ahmet TAŞGETİREN - AKSİYON
adminadmin