Kıyamete Uyanmak
Toplumun önünde bulunan ve toplumun önder kabul ettiği insanların ahlâkları, üslûpları, lisanları ve duruşları ile en azından kendi taraftar guruplarına örnek olmaları gerekir
Toplumun önünde bulunan ve toplumun önder kabul ettiği insanların ahlâkları, üslûpları, lisanları ve duruşları ile en azından kendi taraftar guruplarına örnek olmaları gerekir. Özellikle genç neslin örnek alacağı kafasındaki lider tipini siyasi kadrolarda bulması icap eder. Bu husus ülkenin siyasi ve kültürel geleceği için son derece önemlidir.
Siyasi liderlerin iktidar olmak gibi şahsi, nefsi ve geçici hevesleri yerine, toplumun ahlâk seviyesini yukarı çekmek vazgeçilmez öncelik ve sorumlulukları olmalıdır. Toplumun bu olgun ve seviyeli yaklaşımı her olayda görmeleri icap eder.
Bilhassa devletin üst yönetim kadrosunu işgal edenlerin ve toplumda kabul gören siyasi kurumların lider kadrolarının konuşma üslûplarına son derece dikkat etmeleri toplumun ahlâk seviyesini yükseltmek için önemlidir.
Ne var ki, son zamanlarda haber ajanslarını izlerken, liderlerin “cinnet” derecesine varan üslûpları nedeni ile çocukları televizyonun bulunduğu odadan çıkarmak icap ediyor. Ülke yöneten ve ileride yönetime talip olanların değil, hiç kimsenin siyasete bu kadar seviye kaybettirmeye hakları olduğuna inanmıyorum.
Siyasetin lider kadrosunun, kimlikleri, kişilikleri ve kariyerleri itibariyle oturdukları makama şeref katmaları ve topluma güven vermeleri gerekir. Kişiler itibarlarını oturduğu koltuktan alıyorsa işte o zaman bu kargaşa ortamına zemin hazırlanmış olur.
Sayın Cumhurbaşkanı ile ana muhalefet partisi liderinin son günlerdeki mahkemelik olmaya kadar varan kavga ve gerilim; öyle zannediyorum ki bu günlerde cereyan edecek olan bazı şeyleri gizlemenin gayreti olarak algılanıyor.
- Ülkemizin Güneydoğusu savaş günleri gibi boşaltılma noktasına gelmiş.
- Her gün birkaç şehit haberi ile yürekler dağlanıyor.
- Şehitlerin aile ocaklarına ateşler düşüyor.
- Gazetelerde yetim kalan çocukların babalarının tabutu başında boynu bükük ve gözleri yaşlı duruşları yürekleri dağlıyor.
- Bütün bunlara kör bakan bilim adamı müsveddelerinin ihanetleri bile bize bölünmenin sinyalini veriyor.
- Ülke plânlı bir şekilde bölgede yalnızlaştırılıyor.
Ülkenin çözüm mekanizması olması gereken iktidar ve muhalefet toplumun gerçekleri görmemesi için horoz dövüşü yapıyor.
Devleti ve halkı dostumuz ilan edilen İsrail’in Adalet Bakanı, Türkiye ile İran arasında “Bağımsız Kürdistan” kurulma zamanının geldiğinden ve “DAİŞ” in Türkiye’ye komşu olacağından dem vuruyor. Medyada Kıbrıs’ a verilen hayat suyunun İsrail’e satılacağı yazılıp çiziliyor.
Belli ki, ülkenin bölünmez bütünlüğü için bir yerlerde bazı kararlar alınmış ve uygulama alanına konulmuş bulunuyor. Türkiye’nin Güneydoğu illerini de kapsayan Büyük İsrail için “İkinci İsrail’in” zamanı gelmiştir ifadesinin İsrail bakanları tarafından gündeme geldiği bu ortamda kimse bu seviyesiz kavganın ülke menfaati için olduğunu iddia edemez.
Her fırsatta namus kavramını hatırlatacak olanların, ülke bölündükten sonra hangi namusları kalacak merak ediyorum. Şehit kanları ile alınan vatanın bölünmesine seyirci kalanlar hangi namustan söz edilebilirler? Milli değerler ayaklar altına alındığı zaman şahısların namusundan söz edilebilir mi?
Vakit geçmeden yanlışlardan vaz geçilmezse, kıyamette uyanmanın kimseye faydası olmayacaktır. 23.01.2016
admin
















































































































































































































