Kadına bakış, bir medeniyetin aynasıdır. O aynada görülen şey ise çoğu zaman sözlerden değil, davranışlardan oluşur. Bir toplumun ne kadar geliştiği, kadınına nasıl davrandığıyla anlaşılır. Bu nedenle kadına yönelen her söz, sadece bireysel bir ifade değil; toplumsal bir vicdan testidir.
“Kürt kadını” ifadesi burada yalnızca bir etnik kimliğin adı değildir. Bu ifade, Anadolu’nun, Mezopotamya’nın ve bu coğrafyanın ortak insanlık mirasını taşıyan bütün kadınları temsil eder. Kürt kadını; tarlada çalışan, evinde ailesini ayakta tutan, yokluk içinde bile üretmeye devam eden, acıyı sabırla yoğuran, sevgiyi emekle büyüten bir hayat gerçeğidir. Onu sadece bir kimliğe indirgemek değil, herhangi bir kimlik üzerinden küçümsemeye kalkmak bile insanlık vicdanında derin bir kırılmaya sebep olur.




















































































































































































































