Medeni Batı, Türkiye ve Ortadoğu!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber - dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Medeni Batı, Türkiye ve Ortadoğu!
07.02.2021 05:30:09

 

Medeni Batı, Türkiye ve Ortadoğu!

Yüzyıldan fazladır, medeniyeti, Batı ile özdeş görürüz. Batı deyince, hem ekonomik bakımdan, hem insana sayısı, ahlakı ve hukuku üstün tutması bakımından gelişmiş bir kültüre sahip olduğunu varsayarız.

Çoğumuza göre Batı, demokrasiyi, laikliği, insan haklarına saygıyı, hukukun üstünlüğünü önceleyen bir medeniyetin hamisidir. Özellikle Türkiye, yüzyıldan fazladır onun ışığını takip etmenin peşindedir. Son on yıllarda ise yoğun olarak tüm Orta doğuya, Arap Baharı aracılığı ile Batı Medeniyeti, yani, onun demokrasisi, insan hakları ve hukuku ihraç edilmek istenmektedir.

 

Ancak bu süreç hiç de umulduğu gibi olmamıştır. Buradaki tutumu ile başta ABD olmak üzere, Batı hiç de iyi bir sınav vermiş değildir. Özellikle göçmen krizine karşı, insani olmayan tarzdaki siyaset ve tavırları, tüm dünyaya Batı Medeniyetinin, salt “insanı” değil, “Batılı insanı” önceleyen iki yüzlü bir zihniyet üzerine inşa edildiğini göstermiştir.         

 

Bu yazı, bu hususu merkeze alan, kısa kısa değinilerden oluşan bir derlemedir. Her bir metin, yedi yıllık bir süreçte farklı zamanlarda farklı gündemler dolayısıyla kaleme alınmış olup, burada birbirleriyle ilintileri ölçüsünde bir araya getirilmiş bulunmaktadır. Bir bütünselliği olmasa da, Batı medeniyetinin iç yüzüne ışık tutmak ve özellikle Ortadoğu vasıtasıyla Batı’nın ikiyüzlülüğünü sergilemek gibi bir misyon taşıdığı söylenebilir.

 

Keyifli okumalar dilerim.

 

BATI MEDENİYETİ

 

İleri ama nereye?

 

İlerleme, ancak yönünüz doğruysa sizi geliştirebilir. Batıya yönelerek köklerinden kopan kadim bir Medeniyetin gelişmekte olduğundan değil, batmakta olduğundan söz edilebilir ancak...

 

Not: Mecaz içerir. Doğu batı (küçük harflerle) sözcükleri değil, başlı başına, "Medeniyet" (Büyük harfle) vurgusu önemsenmelidir.

 

Kitlesel ölümler ve Batı

 

Bugün, hemen tüm kitlesel ölümlerin arkasında Batı'nın kendi karanlık geçmişinden arınmak ve bir daha aynı hataya düşmemek için, mutlak doğruluğuna inandığı (hırıstiyanlığın özüne ilişkin rasyonel) değerleri evrensel bir inanca dönüştürmek üzere "aydınlanma felsefesi" başlığıyla ürettiği küresel emperyalist siyaset anlayışı yatmaktadır.

 

Yeni medeniyet

 

Birey ve madde odaklı Batı Medeniyeti mutlak bir çöküşte.

İnsan ve mana odaklı yeni bir MEDENİYET inşası zorunlu!

 

Ve Deccal yaratıldı!

 

Tanrı'yı öldürüp kralı, onu da öldürüp devleti yaratan Batı medeniyeti, devleti de öldürüp Deccal'ı yarattı.

 

Medeniyet çığı

 

Diyorum ki, yönümüz değişmedikçe kurtuluşa değil, kıyametedir gidişimiz. Medeniyet dediğimiz, kapitalist ve emperyalist sistem Batıdan doğuya her şeyi yutup öğüten bir çığ misali üzerimize yuvarlandıktan başka, bizi de içine alarak uçuruma doğru hızla ilerliyor.

 

Eğer yolundan çekilmez, içinden çıkamaz ya da tutunacak sağlam bir dal bulamaz isek, yakındır, hep beraber uçurumun dibini boylayacağız.

 

Yeniden medeniyet

 

Derhal insani değerleri önceleyen, ahlaki sorumluluklar üzerine yükselen, tarihsel gerçekliği yadsımayan ve insanlığın ortak kadim mirasını temel alan yenilenmiş bir medeniyetin inşasına girişilmeli. Özetle, güneşi yeniden doğudan doğurmalı.

 

Yoksa daimi karanlık çok yakın!

 

Medeniyet yuttu bizi!

 

Artık, ne batasıca Batı medeniyetine, ne de 'batıl'ının ürettiği yapay kavram ve kurumlar olan, ulus devlet, demokrasi, hukuk devleti, insan hakları ve benzerlerine güvenim ve inancım kaldı.

 

Bir kez daha kendime hatırlatmak için yazmak istedim: Batı ve Aydınlanma felsefesinden neşet eden medeniyeti eleştirirken dahi, ürettiği kavramları kullanıyorsak, tuzağa düşmüşüz demektir.

 

Ve maalesef bu, çok sıklıkla başımıza gelen marazi bir haldir.

 

Eski kafalılık

 

İnsan, değer, kültür ve medeniyet ardışıklığının tarihsel, sosyolojik ve antropolojik bir gerçeklik olduğunu, profesyonel ilgisi ve konumu itibarıyla bilmesi gerekenlerin, kendi kültürüne değil de "Batı" Medeniyeti ve kültürüne ait olduğundan emin olduğu kavram, kurum, eylem ve söylemleri, nesnel / bilimsel gerçeklik ve evrensel doğruymuş gibi sunma çabalarını asla anlayamadım, bundan sonra da anlayabileceğimi sanmıyorum.

 

Ne yaparsın, eski kafalılık işte!

 

Düşman silahı

 

En büyük aptallık, düşmanınızın bilinçle, sizi yok etmek için ürettiği silahları kuşanıp, kendi milletinize çevirmektir. Batı Medeniyetinin, Türk İslam Medeniyetini yer yüzünden silmek için ürettiği kavramları giyinip, kendi dinini, milletini, kültürünü aşağılamak gibi!

 

Hukuk da, adalet de yok!

 

Bu Ülkede yüz yıldan fazladır, Batı dünyasında son üç yüz yıldır "hukuk" ve "adalet" diye bir şey (hatta bir öyle arayış ya da beklenti bile) yok.

 

Kim var diyorsa, onun "modernizm", "ideoloji", "siyasi irade", "kanun / yasa" ile "hukuk" ve özellikle de "adalet" kavramları arasındaki ilişki ve farklar konusunda en ufak bir bilgi ve fikre sahip olduğundan şüphe etmek gerekir!

 

Benden değilsin!

 

Gizli açık Batı hayranı olan, İslam'a karşı Hırıstiyan ve Yahudi fikri savunan, Müslümanı düşman, çağdaşlık ve modernliği din dışı ve matah bir şey sayan benim medeniyetimden değil. Ya da ben onun!

 

Batıl mı, ileri mi?

 

'Batıl'ı hayat tarzı edinen edinene,

Nedir bundan maksadı, sorsan birine

Der ki, batılı gelişmiş, biz kaldık geri

Maksadımız, vurmak tabii, zevkin dibine!

 

ORTADOĞU, BATI ve TÜRKİYE

 

Hamaset mi, vahşet mi?

 

Bir Batılı (ya da bedenen doğulu, zihnen Batılı), özellikle Ortadoğu'da barış ve çözüm için halen "demokrasi" ve "insan hakları" demiyor mu, tüylerim diken diken oluyor. Nasıl bir riyakarlıktır bu, nasıl bir aldatma / aldanıştır?

 

Bunca cana / kana rağmen hala hamaset. İşte asıl vahşet.

 

Batı masum mu?

 

Ortadoğu başta, dünyanın her yerinde Müslümanları katleden hemen tüm silahlar, bu iş için üretiliyor ve çoğu ücretsiz servis ediliyor. O silahları üreten, tedarik eden, servis eden, eğitimini veren, onların Müslümanlara yönelmesini temin edecek her türlü siyaseti de bizzat yürütüyor. İçimizdeki, sözde aydın bazı … müslümanlar da, "Müslüman, Müslümanı öldürüyor işte. Batıyı suçlamayalım." diye birbirlerini ve hepimizi itidale davet ediyor!

 

Riyakar Batı

 

Bugüne kadar bana, en çok Batılılardan devşirdikleri fikir ve ideolojilerle karşı çıkan, Batıyı, medeniyetin, gelişmenin, refahın, demokrasi, insan hakları, barış ve huzurun beşiği diye her daim hayranlıkla yad eden sevgili dostlarımdan bazıları, nedense şimdilerde, Batıyı ahlaksızlığın ve riyakarlığın merkezi ilan ediyorlar.

 

Onlara, kocaman bir GÜNAYDIN mı demeliyim, yoksa, bu itiraflarını, özümsedikleri BATILI tavrın dışavurumu olarak mı anlamalıyım, bilemedim!

 

Saf mı, hain mi?

 

Özellikle Ortadoğu'da, bardağı taşıran son damla mahiyetindeki, yaşananlara rağmen hala Batı medeniyetini "insani gelişmenin" alternatifsiz mecburi istikameti olarak gö(ste)renler ve peşinden gidenlerin, iyi niyetli ve/veya saf olduklarına değil, art niyetli ve hain olduklarına inanma eğilimindeyim!

 

Batı’nın eli!

 

Batı çekse elini

Ortadoğu can bulur

 

Batı buydu

 

Batı hep buydu. Hiç değişmedi.

Eğer şimdi gerçek yüzünü gösteriyor diye kızıp, üzüleceksiniz, önce, bunu bugüne kadar fark edememiş olduğunuza yanın, dövünün.

 

Batıcılar suskun!

 

Ben Batı'yı eleştirdikçe, "ama hocam..." diye hararetli şekilde Batı savunuculuğuna girişenler, bakıyorum da, şimdilerde aynı hararetle Avrupa'yı kınamak, Batı'ya kızmakla meşguller.

 

Uyanın beyler, bayanlar uyanın.

 

BATI hala aynı. Hep aynıydı!

 

Ortadoğu’da Müslüman olmak (ya da olmamak)

 

Ortadoğu'da, hatta tüm dünyada savaşan, çatışan Müslümanlar bir an dursa ve soğukkanlı olarak "biz niye birbirinizi öldürüyoruz ve bu iş kime yarıyor? diye düşünse… İşte gerçek düşman asıl buna fırsat vermiyor. Çünkü Müslümanlar savaşmayı bırakır birlikte hareket etmeye başlarsa, Batı Medeniyeti denilen sömürgeci / emperyalist kurgunun ayakta kalamayacağını, başlarına geçeceğini çok iyi biliyorlar.

 

Bir de içimizdeki düşmanlar (şuursuz Müslümanlar) bunu kavramış olsa!

 

Hangisi?

 

Batı'sını, batıl'ını eleştirdiğim için, o memleketlerde insana pek bir değer verildiğini, her şeyin insan odaklı olduğunu ballandıra ballandıra anlatarak beni kınayan, hadi kibarlık etmeyeyim, "Batı düşmanı", "gayrı-medeni" ilan eden dost ve arkadaşlarım şu sıralar neredeler acaba?

 

Galiba, ya Batı onların gördüğü / bildiği gibi değil ya da mülteciler / göçmenler insan değil! Siz ne dersiniz?

 

Batıcılar nerede?

 

Yıllardır ben eleştirdikçe karşıma geçip Garb'ın hümanizmini anlatan dostlarım,

nerelerdesiniz? Göçmen krizi ve koronavirüs karşısında Batı'nızın insancıllığını savunmayacak mısınız?

 

BATI AHLAKINI ALALIM MI?

 

Ahlak-ı Batı

 

İnsan bedenleri, canlı ya da cansız, açık açık pazarlık konusu yapılıyor, alınıp, satılıyor.

İşte budur: Ahlak-ı Medeniyet-i Batı

 

Batın’ın ahlakı

 

Son zamanlarda Batı'nın ahlakı diye bir kavram türetildi. Hani teknolojisinden önce alsa mıydık acaba diye de tartışılıyor.

 

Onun aslı 'batın'ın ahlakıdır. Yanlış anlaşılmasın da!

 

Batılı olmayan insan mıdır?

 

Batının kendi vatandaşına farklı, olmayana farklı davranmasının ahlakıyla ilgisi yoktur! Vatandaş olmayanın, batılıymış gibi, insan hakları talebinde bulunması hadsizliktir. Kamplar çok bile!

 

Entelektüel kumpas!

 

Bir entelektüel kumpas harekatı seziyorum.

 

Lakin yönü yanlış gidişin. Yeniden doğuşu değil, nihai batışı gösteriyor yolunuzdaki tabela. Ama siz henüz tersinden okuyorsunuz!

 

Batı ahlakı

 

Batı ahlakı denen şey, ferdi merkeze alan, ödevi sorumluluğu değil, çıkarı ve refahı önceleyen bir ahlaktır.

 

Dini, ailesi, vatanını canından öte tutan ahmaklara! göre değil, aklına tapan, nefsini rehber tutanlara göredir!

 

Batı ahlakına dönelim!

 

Ahlaksızlıkta Batı'yı epeyce geride bıraktık.

Bari Batı ahlakına geri dönelim

 

Değerler Evrensel mi? (Müslümanın yitik malı olabilir mi?)

 

Bir süre önce, Hasan Boynukara ve Mustafa Everdi'nin katıldığı bir internet canlı yayınını izlemiştim. Her iki dostun da iyi niyet ve samimiyetinden asla kuşkum yok. Ülkemiz ve milletimizin makus talihini nasıl yenebileceğine dair ciddi kafa yoruyor, bu minvalde fikir serdediyorlardı.

 

Ancak anlamadığım bir husus var: “Biz batı hayranı değiliz ama batı da öyle güzel, böyle iyi ki, biz n'apalım, zaten dünyanın gerisi de batık” diyorlardı mealen.

 

Zaten Batı medeniyeti dediğimiz şeyin üzerine kurulu olduğu fikir de bu değil mi? Yani bu sistem her durumda Batıyı ve batılıyı yüceltirken, geri kalanını buna araç kılmanın sistemi. Siz onlara yaklaştıkça, onlar her bakımdan sizden daha ileride olacaklar. Saadet zinciri gibi. Bu sistemde refaha ortak olmak istiyorsanız, tek çare var: Onlardan biri olmak. Her şeyinizle ama... Hem kendiniz kalıp hem de batı sistemi içinde tüm haklardan yararlanmayı, sistemden nemalanmayı hayal edemezsiniz. Kendinize, tarihinize, inanç ve değerlerinize ne kadar sırt dönerseniz o kadar batılı olabilirsiniz.

 

Bunu görmediklerini düşünmek istemiyorum. Ama sanırım onlar, değerleri evrensel (yani tüm insanlığa şamil) olarak tasavvur ediyorlar. Oysa evrensellik yani universal olan hem etimolojik hem de ontolojik açıdan kadim hırıstiyanlığın (uni-verse) herkesçe benimsenmesi gerektiğine inanılan değerleridir.

Bunda bir sorun yok diyorsanız. Benim de başka sözüm yok!

fikircografyasi.com - Ali Şafak Balı

Medeni Batı Türkiye Ortadoğu
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Advert
GALERİLER