Müslümanlar uyanıktır!
Bir sohbet esnasında medeni sandığı dünyanın ilericiliği savunan bir arkadaş Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu ve halkını yani bizi o kadar cahil göstermeye ve aşağılamaya kalktı ki, artık iş, yani konu çığırından çıktı gitti
Bir sohbet esnasında medeni sandığı dünyanın ilericiliği savunan bir arkadaş Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu ve halkını yani bizi o kadar cahil göstermeye ve aşağılamaya kalktı ki, artık iş, yani konu çığırından çıktı gitti. Tutabilene aşk olsun, selam olsun vesselam.
Türkiye hakkında yapılan aslı astarı olmayan yalan haberleri okyanus medyası ve gâvurun yazdıklarını ateşli ateşli savunuyor bir yandan da sizin yani bizim oturduğumuz bu yerden dünyadan hiç bir haberimizin olmadığını yani uyutulduğumuzu kandırıldığımızı saydı durdu.
Çaylar bir yandan bitiyor bir yandan da yenileri geliyordu. Konu uzadıkça gerginlik artmaya başladı.360 derece içten ve dıştan tüm alıcılarımı tam teyakkuz haline getirdim. Öyle ki gelmeden önce sineği yada kötü bir niyeti bile rüzgarından algılayabiliyordum. Radar meselesi her neyse..
Alaycılık, çok bilmişlik, yalan iftira haberler geldi kapıma kadar dayandı ..onca zaman aşağıladığı, cahil yaptığı yetmezmiş gibi birde yüzüme doğru yönelip size sorsak kutupların yerini bile bilemezsiniz demez mi .!?
Koptum.
Fırtına öncesi sessizlik gibi bir an suskunluğun ardından daha demeye kalkmadan içimdeki Erdemle ve Arif birden dışarıya fırladı geldi, öyle kararlıydı ki, ihtişamı adamın sözünü kestirdi. Gözlerimi dışarıya çıkardım gözünün içine bakarak,
Ona dedim ki ;
'' Kutupların nerde olmasını istiyorsun söyle, biz orasını senin için kutub yapalım .işte ayağını bastığın yer bundan sonra kutup olsun. Yetmez neresini istersen. Orasını da senin için kutup yaparız.
İstersen meridyen ve paralele, istersen paralelcilere de böleriz.
Sustu.
İki Avrupa devleti gezen, yabancı hayranlarının havasından geçilmiyor memlekette. Herkes bizi aptal sanıyor başımıza padişah kesiliyor arkadaş.!.
-Neyse ben sana şimdi senin haberinin bile haberi olmadığı bazı haberlerden haber vereceğim'' kulağını aç birazda beni iyi dinle dedim.
DÜNYADAN HABERİMİZ YOKMUŞ..?
Senin dünyadan haberin var öylemi, peki dedim senin şu dünyanın içinde bulunduğu galaksiden bir haberin var mı,devamla onun da, ta ötesi olan yedi kat semadan ve ziyadesiyle ötesinden.?
Ses yok.
PEKİ YA SENİN KENDİNDEN BİR HABERİN VAR MI
Bugün yanımdasın varsın dedim peki bundan önce annenle baban evlenmemişken, onlar daha doğmamışken zaman sen neredeydin.
Bir an durdu..!
-Ben yoktum o zaman dedi.!
-Nasıl oldu da yok olduğun o yerden buraya yani karşıma aklı başında düşünebilen ve konuşabilen bir insan olarak geldin önceden sesinde yoktu esamen de yoksa kendini mi sipariş verdinde geldin bu dünyaya dedim. Hiç düşündün mü bunu.
-Senin o yokluk dediğin şey var ya, yani senin hiç düşünmediğin ''O YER '',biz sürekli o yokluğu düşünür ve o yere inanırız dedim. Çünkü biz oradan geldik, Senin hiç oralardan bir haberin var mı..? Biz oradan gelen haberlere inanırız dedim
Yutkundu.!
Şu şekli bir bırak, biraz şekilsiz ol da dedim, şekilsiz halin nasılmış bir görelim bakalım senin. Ne geldiyse adem oğlunun başına şu şekillerden geldi ya.
Dedim bir şey anlamadı.
-Biz geldiğimiz ve gideceğimiz o yer hakkında haber almayı çok severiz eğer oradan haberin varsa anlat bize de dedim marifetimiz artsın. Anlamadım neyi dedi.?
-Geldiğin yeri, geldiğin yeri, hani az önce söylemiştin ya dedim
Manyaklaştı..!
Sonra nispet yaparak misafir gelmişsin yanımıza yani bu yere (dünya kastıyla) yokluktan, bari külhanbeylik yapma bize burada .!.Dedim
Çözmeye başladı.
Bizim hayat serüvenimiz senin Avrupa serüvenine benzemez. Bizim edindiğimiz bilgilerimizin yanında da senin bu Avrupa tecrubelerin denizde bir damla su gibi kalır.
Orada dur. Denize meydan okuma. Aldanma sükûnetine uzaktan baktığın da derin denizlerin dedim. Öfkesini henüz görmedin.!
Kendinde kayboldu.
Baktım olmayacak onu kaybolduğu o sessizliğinin ve belirsizliğinin girdabın içinden çekerek çıkardım omuzuna vurdum kibarca gülümsedim.;)
Yavaşça ve sessizce edeple aşağıya in o tepeden. Uzaktan baktığın o tepe sana aşağıları aşağılık ve küçük yaratıklar gibi gösteriyor yüzden meydan okuyorsun bize, farkında bile değilsin dedim, misafir olduğunu hatırladı sustu.
Özür diledi..
Biz Müslümanlar 20. asırdan da, bu dünyadan da, geldiğimiz ve gideceğimiz yerden de, kendimizden de haberimiz vardır. Bizim üstünlüğümüz Gayb'e olan imanımızdandır.
Günahkarda olsak kendimizin farkındayızdır. Kendinin farkında olmayan dünyanın nasıl farkında olabilir. Müslümanları kimse aptal sanmasın.!
admin
















































































































































































































