Pakdil: 'Açıklamalarım Bir Şeye Tepki Değil'
Edebiyat dünyasının duayen ismi Nuri Pakdil, 34
Edebiyat dünyasının duayen ismi Nuri Pakdil, 34. İstanbul Kitap Fuarı'nda okuyucularıyla bir araya geldi. Biz de, usta yazara geçtiğimiz günlerde gündeme bomba gibi düşen açıklamalarını sorduk
TÜYAP Kitap Fuarı'nda kitaplarını imzalayan ve okuyucularıyla bir araya gelen Nuri Pakdil, etrafında bulunan kalabalıkla tek tek ilgilenip, hal hatır soruyor. Nezaketi ve zerafetiyle herkesi kendisine bir kez daha hayran bırakan Pakdil, onlara sorduğu sorular ile kendisini ziyarete gelen gençlerin yeni yönelimlerini, fikirlerini ve düşünce biçimlerini de anlamaya çalışıyor.
Geçtiğimiz günlerde gündeme bomba gibi düşen 'Bizi aşamadılar' cümlesini, Edebiyat Dergisi'nin ardından 'susma orucu'nu bir kez daha Pakdil'in ağızından dinlemek için kendisine sorduk.
İşte Pakdil'in Ülke Haber'e açıklamaları:
- Siz, yıllarca ‘susma orucu’ tuttunuz. Son röportajınız ise oldukça önemli dipnotlar içeriyor. Peki, neden susuyordunuz? Bugün sizin açıklamalarınıza neden olan olaylar nedir?
Edebiyat dergisi Aralık 1984’te kapandı ve bu tarihten sonra sizin “susma orucu” olarak adlandırdığınız dönem başladı. Benim açımdan ise, durum farklıydı. Ben hiçbir zaman susmadım. O dönemde notlar yazdım sürekli. O süreçte, ‘Otel Gören Defterler’ üstbaşlığıyla yayımlanan 6 kitap oluştu. Ayrıca, “her yere serptiğim tohumlar” dediğim mektuplar yazdım. Bu mektuplarım da 3 cilt olarak yayımlandı.
Nuri Pakdil: 'O mesajı ben yazmadım'
- TÜYAP öncesi yapılan bir röportajda, muhafazakar yazarların TÜYAP’a katkıda bulunmadığı ifade edildi. Siz bu görüşe katılıyor musunuz?
O röportajın kiminle yapıldığını ve “TÜYAP’a katkıda bulunulmadığı” görüşünün hangi bağlamda ifade edildiğini bilmiyorum. Ne tür bir katkının amaçlandığı konusunda da bilgim olmadığı için o görüşe ilişkin bir şey söylemem mümkün değildir.
Ancak, Fuarın her görüşten yayınevine açık olması gerektiğini düşünüyorum. Eğer bazı yayınlara sıkıdenetim uygulanırsa, bu tutum fuar organizasyonunun güvenirliğini, nesnelliğini zedeleyecektir. Fuar düzenleyicilerinin elbette kendi dünya görüşleri vardır, fakat fuara kimin katılabileceğine, kimin katılamayacağına bu dünya görüşlerine göre karar veremezler.
- Siz, başka bir bakış açısıyla Edebiyat Dergisi’nin yetiştirdiği gençlerin başarılı olduğunu ve henüz bu oluşumu geçebilen olmadığını söylediniz. Bu sözlerinizde bir sitem de var mı?
Bu sözlerimde sitem değil de bir tespit vardır. Benim yaptığım açıklamaların, “bazı olaylara tepki” olmadığını vurgulamalıyım. Edebiyat Dergisi’nin başarılı olduğunu söyledim. Neden başarılı olduğunu da söyleyeyim: Biz edebiyatı sadece güzel söz üretme eylemi olarak görmedik. Edebiyatı, bir duruş, bir tutum alış, bir karşı koyuş, bir muhalefet aracı olarak gördük. ‘Edebiyat Dergisi’ de, emek sömürücülerine, kara siyasaya karşı bir duruş sergilemiştir. ‘Edebiyat Dergisi’, salt alınterini, salt emeği birincil ölçüt olarak gören bir anlayışla yayımlanmıştır. Burada izin verirseniz bir de slogan atayım: "Tapulu mülkiyeti olmayan Adam: Nuri Pakdil".
Edebiyat dergisini izleyenler, kitaplarımı okuyanlar, nelere dikkat çekmeye çalıştığımızı, neleri vurguladığımızı bilirler: Ülkemizde 1923’ten başlayarak Batıcılığın buyruk kesildiğini, her şeyde yabancılaşma deneyleri yapıldığını görüyoruz. Batı Emperyalizminin ya da Marksçı emperyalizmin savunucusu olan yazarlar da, bu yabancılaşma denemelerinin uygulayıcıları oldular. Yeni kuşaklar böyle bir ortamda yetişti. Ülkede tam bir dikta yönetimi vardı. Edebiyat Dergisi, işte tüm düşün, sanat, edebiyat mirasına yabancılaşmış bu yeni kuşaklarla iletişim kurmak için yayımlandı.
Edebiyat Dergisi’nin başarılı olduğunu söylememden alınganlık gösterenlere şunu hatırlatmak istiyorum: Şirke teslim olmamış bütün vicdanlar, nerede olursa olsun, ne durumda olursa olsun, sömürü düzenine ve sömürü düzeninin simgelerine karşı bir cephe oluşturmalıdır. Dikkatini, enerjisini bu karanlıkla savaşa yoğunlaştırmalıdır. Karanlıklar ancak böyle çıkacaktır aydınlığa. Şu değişmeyen yasayı da unutmayalım: cüz’î kurtuluş yok; kurtuluş : küllî.
İlkay YAPRAK – ÜLKE HABER
admin
















































































































































































































