Eğitim
Giriş Tarihi : 02-02-2016 10:39   Güncelleme : 02-02-2016 10:39

Rektör Adayı Olsam

“He canım aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış” diyen arkadaşlara selam olsun

Rektör Adayı Olsam
“He canım aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış” diyen arkadaşlara selam olsun. Ondokuz Mayıs Üniversitemizde Rektör seçimi-atama günleri yaklaşıyor. Hocalarımızdan sırası ile Rektör adayı olduklarına dair basında haberler yansıyor. Ama neden bilmem bir heyecansız geliyor bana, bir kare resim ile “Ben de Rektör Adayıyım” altında ufak bir açıklama o kadar. Üniversite Rektörlüğü çok önemli bir makamdır. Bu makama aday olan kişilerin en azından seçildiği-atandığı takdirde neler yapacağını anlatan bir vaat listesi olmalı değil mi? 2008 yılındaki Rektörlük sürecinde muazzam bir heyecan var idi. Önceki döneme ait baskı ve eziyetlerden canı yanmış olan mütedeyyin kesim büyük beklenti içerisinde idi. Bu sebeple de yeni dönemde çok daha heyecanla hazırlanılıyor, hayaller kuruluyordu. Bir kere 8 senedir yapılan haksız uygulamaların hesabı sorulacaktı(!) Görevlerinden uzaklaştırılan üniversite personelleri görevlerine iade edilecekti. Hırsızlıkların, soygunların, alçaklıkların hesabı sorulacaktı. Bu sebeple güçlü adaylarla yarışa katılmak gerekiyordu. Bu sebeple OMÜ-Der iki Hocamız arasında birleşerek süreci devam ettirmek için çaba göstermişti. Akıbeti istenilen gibi olmadı ayrı bir mevzudur. Prof.Dr. Osman İmamoğlu bilgisayarında bir arıza nedeni ile Samsun Meslek Yüksek Okulu’ndaki büroma gelmişti. Bir yandan bilgisayarın arızası ile alakalı çalışırken diğer yandan Rektör kim olur? Üzerinde sohbet ediyorduk. Osman Hocam dedi ki: -Sence Rektör kim olur? El cevap: -Siz kiminle iseniz Rektör odur Hocam. -Adam gibi söyle sence Rektör kim olur?   -Prof. Dr. Hüseyin Akan…. (Prof. Dr. Osman İmamoğlu’nun Prof. Dr. Hüseyin Akan’ı desteklediğini bilmiyorum. Tepki bekliyorum.) Osman Hoca ayağa kalktı ve dedi ki: Şu üniversitede senin gördüğünü göremeyen bir dünya Hoca var. Ben anladım ki kendisi de Prof.Dr. Hüseyin Akan’ın ekibindendir.  Seçim süreci, adayların beklenmedik şekilde farklı bir birliktelik oluşturması, farklı bir kişinin isminin Rektör olarak atandı haberinin Anadolu Ajansından internete düşmesi, hayal gibi ama hiç unutamadığım bir süreç. Serseri mayın gibi ortalıkta dolaşarak, Eğitim-Bir-Sen’imizin Genel Merkezini akşama kadar bilmem kaç yüz kere arayarak haberi teyit ettirmeye çalışmak. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine telefonlar ederek haberin doğru olmadığının açıklanmasının istenmesi. Uzun çok uzun bir gündü. Bir de unutamadığım bir olay olmuştu. İsmi bende kalsın Diş Hekimliği Fakültesinden bir çalışan elini yumruk gibi yapmış bana sallayarak şöyle demişti: “Cumhurbaşkanı size salam sosis gönderdi!....” Arsızlığa mı yanarsın densizliğe mi? Şöyle demiştim: “Prof. Dr. Hüseyin Akan Rektör olarak açıklanacak göreceksiniz ben emimin. Bu haberi bana verene yemek ısmarlayacağım.” Tevfik Yılmaz Demir Ağabeyim aradığında gece 23:45 idi sanırım. Diyordu ki: -Gözün aydın kardeşim. Hüseyin Hoca Rektör olarak atandı. Açıklandı…… Gülüyorsunuz değil mi? Acımtırak bir tebessüm hani Nasrettin Hoca’nın “Gördün peşin parayı bıyık altından nasıl da gülüyorsun köftehor” sözündeki gibi bıyık altından altından gülüyorsunuz. Sonra ne mi oldu? Tevfik Demir Ağabeyimle yemeğimizi yedik. Bir nevi kutladık yani. Sonra süreç bizi çok bozuntuya uğrattı. Mesela görevlerinden atılan (uzaklaştırılan demek isterdim ama maalesef atılan) arkadaşlar için “Sekiz senedir bir tek yakınımızı üniversitede işe sokamadık, neden geri çağıralım ki atılanları? Bekleyen akrabalarımızı değerlendiririz” diyen Hocaların varlığını öğrendik. İlk hayal kırıklığım idi ve son olmadı. Zaman zaman yazılarımda onları da paylaşmayı düşünüyorum. Süreci uzun uzun yazmak isterdim ama zaten birçoğumuz yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Bunları sadece heyecanımızın dozunu anlatabilmek adına birkaç örnek olarak vermek istedim. Evet Ben Rektör Adayı Olsam: (Hiç olmayacak bir şey) Öncelikle eğer “ADAYIM” demek için arkamda beni destekleyen ekibim ile üniversite içinde tüm çalışanların katılımını sağlamaya yönelik bir toplantı yaparım. Toplantıda; gelecek dönem için Üniversite düşüncelerimi, eksikleri ve nasıl düzelteceğimi, idari-akademik ve diğer personel hakkında neler düşündüğümü, sosyal hayatı nasıl düzenleyeceğimi, çalışma şartlarının düzenlenmesi, mobingle mücadele, üniversitede israfı önleme çalışmaları, Akademik çalışmalar için alanların oluşturulması, personel için farkındalık oluşturacak uygulamaların neler olacağını, kısaca projelerimi bir sunum ile anlatırım. Sonra ekibimle beraber KOCAMAN ve RENKLİ bir resim çektiririm. Heyecanı başlatırım. Bu güne kadar olan adaylık açıklamaları sahiden heyecandan uzak duruyor. Her Hocamız siyasi desteğine güvenerek aday olduğunu açıklıyor. Biliyorum çünkü destek anlamında insanların etraflarında olduklarını göremiyorum. Birçok Akademisyen arkadaşım şunu söylüyor: “Sendika kimi destekleyecek? Adayınız kim?” Düşünsenize bu süreçte en etkili eleman SENDİKA (EĞİTİM-BİR-SEN ve SAĞLIK-SEN) iken, Sendikamızı ziyaret etmeyi düşünen sadece bir Hocamız oldu. Abartmıyorum sadece Ersan SALİHOĞLU olarak konuştuğum belki 50 civarında daha fazla da olabilir Hocamızın işaret edilecek kişiye destek için beklediğini söyleyebilirim. Evet Sendika, burada özellikle mütedeyyin tarafta olacak adaylar arasında herhangi birini tercih ederek desteklerse, diğer adayların yanındaki üyelerinden çok büyük tepki alır bu sebeple muhakkak ince bir siyaset takip etmek mecburiyetindedir. Bu gün kadar aşikârdır. Benim söylemek istediğim süreç başladığında sendika yönetiminin rolünün etkili olacağıdır. Bu anlamda aday olsam sendika başta olmak üzere sivil toplum örgütlerini ziyaret ederim. Bu güne kadar etmedimse bile bunları yaparım. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımız “Sivil Toplum” konusunda çok hassas. Özellikle çevre illerde son yapılan atamalarda bu hissedildi. Son söz: YÖK Başkanlığından adayların isimlerinin belirlenerek Cumhurbaşkanlığı Makamına arz edileceği ve Atamanın yapılacağı şeklinde bir tasarrufun olacağı konuşuluyor. Bu daha güzel olur diye düşünenlerdenim. Rektör Adaylarını Belirleme Sürecinde üniversite Öğretim Üyeleri arasında oluşan gerginlikler önlenmiş olur. Malumunuz üzere bu süreçte sadece Yardımcı Doçentler, Doçentler ve Profesörler oy kullanıyorlar. Adaylar belirlendiğinde en çok oy alan adayı atamak çok doğru olur diye düşünüyor insan ama 1(BİR) oy alan kişiyi dahi Rektör olarak atandığını zaman içinde gördük. Bu da oy kullanan Öğretim Üyelerine aslında siz hiç önemli değilsiniz, oyunuzun da anlamı yok demek oluyor. Bir sakıncası da kim kimi destekledi ise sonraki süreçte atanan Rektörler yâda çevresindekiler adalet dağıtımında bunu göz önünde bulunduruyorlar. Haklı bir dağılım yapıldığını söylemekte hiç doğru olmuyor maalesef.  Dileğim eksiklerden ders alınarak, şehrimizle bütünleşen, çalışanlarının kurumu ile gurur duyduğu, Şaha kalkmış Türkiye’mize ayak uyduran bir üniversite oluşturacak kişinin Rektör olması. Aksi halde kaybedilen yeni yıllara sebep olacak bir yönetim olacaksa hiç olmasın daha iyi. Bir de ben aday olsam: Kendime bile oy vermem sanırım bu kadar yükün altına girip herkesin hedefinde olmaktansa, hayatımı daha sakin daha dingin yaşamayı tercih ederim sanırım. Zaten Rektörlük dediğin ne ki hıh..! (Bak uzanamayacağım ete mundar dedim bile).
adminadmin