Sırtlanlar İçinde Bir Kuzu
Geçtiğimiz Pazar günü Paris’te gerçekleştirilen Cumhuriyet yürüyüşüne çok sayıda devlet lideri katıldı
Geçtiğimiz Pazar günü Paris’te gerçekleştirilen Cumhuriyet yürüyüşüne çok sayıda devlet lideri katıldı. İstisnalar dışında tamamına yakını batının emperyalist sömürü zihniyetinin temsilcisi veya onların işbirlikçisi olan katılımcıların biri birlerine olan yakınlıkları ve kendilerinden olmayanlara mesafeli duruşları gözden kaçmadı.
Adamlar kendilerine taziye için gelen başka inanç mensuplarına bile buz gibi soğuklar. Benim en fazla dikkatimi çeken husus Başbakanımız Sayın Davutoğlu’ na son derece mesafeli bir görüntü verilmesi oldu. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, taziyeye gelen kendi inanç yapısındaki herkesle, hatta terör devleti İsrail’in Başbakanı Netenyahu ile bile kucaklaşırken, Davutoğlu’ nun kerhen soğuk bir şekilde elini sıkışı ve daha sonra onu yokmuş gibi davranışı gözlerden kaçmadı.
Sayın Başbakanımızın, İslâm coğrafyasını kana bulayan sırtlanlar sürüsü içerisinde ve buz gibi bir ortamda masumiyet timsali olarak yalnız kalması ve acaba bir merhaba diyecek var mı diye etrafından sıcak ilgi beklemesi beni son derece duygulandırdı ve bu manzara kanıma dokundu.
Olmuyor beyler, olmuyor’ Siz ne kadar “Biz Avrupa’yız, Avrupa Biziz” diye naralar atsanız da, asla kabul edilmeyeceğiniz AB için bir bakanlık ihdas etseniz de olmuyor. Sizler ne kadar değiştiğinizi kabul etmeleri için onların istedikleri gibi olmaya çalışsanız da ve arzu ettikleri uyum yasalarını peş peşe çıkarsanız da Müslüman kimliğinizle olmuyor.
Sevgili Peygamberimize hakaret eden kefereler için yas tutsanız da, on yıl içinde 12 Milyon Müslümanın katilleri ile din düşmanlarının yası için aynı gurupta yer almaya gayret etseniz de, hatta “Hepimiz Charlie’yiz” tişörtleri giyerek Peygamberimize yapılan hakaretlere ortak olduğunuzun resmini verseniz de olmuyor.
Terörün faturasının her zaman olduğu gibi biz Müslümanlara ve İslâm’a kesileceğine dair çok net işaretlerin olduğu bir dönemde, Daha da önemlisi Avrupalıların İslâm’a son derece yakınlık duymaya başladıkları bir zaman diliminde ve Fransa’nın Filistin devletini tanıma kararı aldığı bir dönüm noktasında gerçekleşen terörün İslâm merkezli olduğuna inanmıyorum.
Bu olay, Müslümanlarla Hıristiyanların aralarının açılmasında siyasi çıkarı olan ve daha önce 12 Eylül’ü tezgâhlayanların oyunu. Zaten Yahudi medya patronu, tüm Müslümanları hedef göstererek hem zihniyetini ve hem de bu terörün nerede tezgâhlandığının adresini işaret etmiş oldu.
Öldürülenlerin kimlikleri ne olursa olsun, terörün her çeşidine lanet olsun. Ama bizim devletimizi temsil edenlerin saygı görmeyecekleri ortamlarda, hoş görünmek için boy gösterme gayretlerini de anlayamıyorum. Hele de sapık inançlara sahip olanlar tarafından, bizleri temsil edenlerin sığınmacı muamelesi görmelerine tahammül edemiyorum.
Onların rızasını kazanmak için harcadığımız emeğin yarısını, inancımızın onurunu korumak ve Allah (c.c.) rızasını kazanmak için harcasanız, ben inanıyorum ki tüm meselelerimiz çözülecek.
Toplum olarak o iradenin zaferini bekliyoruz.
admin














































































































































































































