Güncel
Giriş Tarihi : 26-02-2015 17:05   Güncelleme : 26-02-2015 17:05

Sözün Bittiği Yer

   Sakız köyün ilerici imamı, Minarede şarap içti duydun mu? Askere Mektup’tan Eskiler sıkıntı ve belalar içinden çıkılmaz boyutlara geldiğinde, durumun vahametini anlatmak için ”Deli bir değil bağlasan, ölü bir değil ağlasan” demişler

Sözün Bittiği Yer
   Sakız köyün ilerici imamı, Minarede şarap içti duydun mu? Askere Mektup’tan Eskiler sıkıntı ve belalar içinden çıkılmaz boyutlara geldiğinde, durumun vahametini anlatmak için ”Deli bir değil bağlasan, ölü bir değil ağlasan” demişler. Bugün Müslümanların içinde bulundukları ortam tam da böyle tarif edilebilir.  Etrafımızda her gün İslâm dininin ulviyetine zarar vermekten başka hiç bir işe yaramayan terör örgütleri ortaya çıkıyor. İslâm adına ortaya çıkan bu oluşumlar Müslümanların birlik ve beraberliğine zarar vermekten başka bir işe yaramıyor. Bunların yaptıkları hatanın faturasını masum insanlar ödüyor. Müslüman bölge halkı onların şerrinden canlarını kurtarmak için evlerini, hatta yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor.  Milletin vekilleri TBMM de biri birlerine ağza alınmayacak türden küfür ile kavga ediyor ve bu gerginlik sokak terörünü aratmayacak boyutlara ulaşıyor. Milli iradenin temsil edildiği Mecliste yaşanan gerginlik sokak ve meydanlara taşıyor. Meydanlara dökülen eylemciler esnafa zarar veriyor ve daha kötüsü devletin bekasını tehdit ediyor.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti demokrasi yerine tek bir kişinin kişisel arzu ve hevesleri doğrultusunda idare ediliyor. Ülkemin insanı her geçen gün öz değerlerinden koparılarak batı normlarına uyumlu hale getiriliyor ve çocuklarımız elimizin altından kayıyor.   Ne olduğunu belki de Sayın Cumhurbaşkanının bile bilmediği bir çözüm süreci teröristlere umut ve cesaret verirken, diğer taraftan ülkeyi bölünme noktasına hızla sürüklüyor.  Öbür yandan, her yanlışı son derece başarı ile makyajlayıp halkımıza zafer gibi sunan iktidar, yanlış dış politikalarının sonucu olarak koruyamadığı “Süleyman Şah” türbesini nakletmek zorunda kalıyor. Milli irade ve devlet itibarını zedeleyen bu olay asrın zaferi gibi takdim ediliyor.  Kendilerini “Hıristiyan Kulübü” olarak kabul eden Avrupa Birliğine üye olabilme adına manevi değerlerimizden “Uyum Yasaları” ile akla ziyan tavizler veriliyor. Hatta inanç değerlerimizle taban tabana zıt eylemlere yasal meşruiyet kazandırılıyor.  Bizler, iktidarın milli ve manevi değerlerimizle örtüşmeyen ve inancımızın temel prensipleri ile taban tabana zıt eylemlerini halkımıza şikâyet etmeye hazırlandığımız bir noktada, akademik kariyerli bir il Müftüsü “iktidarın yaptıklarını görmeyenlere göstermek ve duymayanlara duyurmak” için iktidar partisinden Milletvekili aday adayı olduğunu açıklıyor.     İşte bu son olay sözün bittiği yer. Vatandaşın bize: Siz il müftüsünden daha iyi mi biliyorsunuz dediğinde; Cevabımız: yukarıya aldığımız dizeler olacak  Çünkü Hıristiyan kulübü “AB” üyeliğini olmazsa olmaz kabul eden, İslâm ülkeleri hedefe alındığında hep Haçlıların yanında yer alan bir siyasi parti bünyesinde bir müftü veya ilahiyatçının yer almasının, köy imamının minarede şarap içmesinden çok daha farklı olduğuna inanmıyorum.  Ne diyelim, Allah (c.c.) bizim ayaklarımızın kaymasına izin vermesin ve sonumuzu hayreylesin.
adminadmin