Sykes-Picot, Kurdistan Ve Dokunulmazlık Yasası...
Bir çoğumuzun adını duyduğu ama bir çoğumuzunda merak edip araştırmadığı,Okumadığı Sykes-Picot antlaşması adını görüşmeleri yürüten İngiliz Sir Mark Sykes ile Fransız Albay George Picot’dan alan gizli Sykes-Picot Anlaşması 1
Bir çoğumuzun adını duyduğu ama bir çoğumuzunda merak edip araştırmadığı,Okumadığı Sykes-Picot antlaşması adını görüşmeleri yürüten İngiliz Sir Mark Sykes ile Fransız Albay George Picot’dan alan gizli Sykes-Picot Anlaşması 1. Dünya Savaşı sırasında, 29 Nisan 1916’da Kut’ül Ammare Kuşatması sonrasında İngiliz kuvvetlerinin Osmanlı İmparatorluğu 6. Ordusu karşısında bozguna uğramasından tam 17 gün sonra, 16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında yapılan ve Osmanlı İmparatorluğunun Orta Doğu’daki topraklarının paylaşılmasını öngören gizli antlaşmadır.
Çarlık Rusya’sının yıkılması sonrası Rusya tarafından açıklanan ve Rusya’nın onayı ile imzalanan bu antlaşmaya göre;
Rusya’ya, Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmı,
Fransa’ya, Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Mardin, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları,
İngiltere’ye Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Basra ve Güney Mezopotamya verilecektir.
Fransa ile İngiltere’nin elde ettiği topraklarda Arap devletleri konfederasyonu veya Fransız ve İngiliz denetiminde tek bir Arap devleti kurulacak,
İskenderun serbest liman olacak,
Filistin’de, kutsal yerleşim yeri olması nedeniyle bir uluslararası yönetim kurulacaktır.
Osmanlı İmparatarluğunun dağılma sürecine girdiği ve Osmanlı İmparatorluğunun 6. ordusu tarafından gerçekleştirilen Kut’ül Ammare zaferi sonrası paylaşımların hızlanması bölgenin demografik ve cografik yapılarını göz önüne alınmadan tamamen senin,benim,onun mantığı ile CETVELLE çizilen bir haritadır. Her ne kadar Sykes-Picot antlaşması hayata geçirilmiş olsa da mevcut şuan ki mevcut sınırların Sykes-Picot antlaşmasından esinlendiğini söylememiz gerekiyor.Mevcut yeni çizilen sınırlar özellikle İslam aleminde mezhep temelindeki ayrışmaya da maalesef yardımcı oldu.
Suriye ve Irak kaynakları sömürüldü
Prof. Enver Ziya Karal’ın Osmanlı Tarihi kitabında yer alan bilgiye göre Sykes-Picot Anlaşması, İngiltere ve Fransa’nın başı çektiği Uzlaşma Devletlerinin, kendilerine bağlı ve Osmanlı hâkimiyetine karşı bir Arap devleti veya federasyonu kurulması fikrinde uzlaşması sonucu imzalandı. Karal’ın kitabında şu ifadeler geçiyor:
“Uzlaşma Devletleri bugünkü Irak’ın İngiliz denetimine bırakılması, Suriye’nin ise Fransa’nın hâkimiyetinde kalması üzerine fikir birliğine vardılar. İngiliz yönetimi, etkisi altına alacağı Irak vasıtasıyla Hindistan yolunu güvence altına almakla kalmayıp, aynı zamanda Manchester fabrikaları için pamuk, İngiliz deniz filoları için de petrol tedarik etti. Fransa’ya verilen Suriye kıyıları (Lübnan dahil) sayesinde Fransa, Suriye’nin tahıl kaynaklarını sömürebilecekti.”
Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç Dr. Ahmet Özer’e göre de, bugünkü büyük problemin kaynağı ‘Emperyal güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda cetvelle çizdikleri yapay sınırlar’.
Peki ya DEAŞ?
DEAŞ bir anda mı ortaya çıktı? Yoksa Sykes-Picot antlaşmasına yakın çizilen sınırların,Bölgede oluşan Mezhepsel ayrılıklara etkisi var mı?
Irak’ta Saddam Hüseyin sonrası Irak Cumhuriyetinin başbakanlığı görevinde bulunan Nuri Kamil Muhammed Hasan el-Maliki dönemi ile birlikte Şiileri ön plana çıkartan Sünnileri devre dışı bırakan politikalara önem verdi. Saddam sonrası general ve subayları örgütlendi ve yeni bir oluşum olan DEAŞ de bu örgütlenme içerisinde yer aldı. DEAŞ tamamen Maliki’nin Şİİ politikaları sonrası Sünnilerin rahatsızlığını kullandı.Zira Saddam döneminden çok farklı bir yönetim şekline dönen Irak,İran’ın Şİİ Mezhepsel politikalarının esiri oldu.
Maliki’nin en büyük hatalarından bir diğeri ise Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile anlaşmaları olan Petrol gelirlerinin %17 hissesini vermemesiydi,Haliyle bu aşama sonrası IKBY’nin Türkiye ile olan yakınlaşmasından da rahatsızlık duydu Ama aslında durumun oluşmasında Malikinin Şİİ Mezhepsel politikaları ve IKBY’nin payı olan %17’idi. Kısaca Irak’ta Malikinin tüm Şİİ Politika yolları ve yöntemleri iflas etti.
Saddam Hüseyin dönemi Asker,Subay ve Generallerle destekli olan DEAŞ 2.000 kişilik gücüyle Irak ordusunu dağıttı. Musul ve Tikrit Halkı SUNNİ.Ve bu kentler Milyonluk kentler.Şimdi sorarım size,Musul ve Tikrik halkı destek vermeseydi, 2.000 kişilik DEAŞ’ın bölgede başarılı olma şansı var mıydı?
Dikkat edin!
100 yıl öncesi İnsanlar için uzun ama İnsanlık tarihi için oldukça yakın bir dönem ve Sykes-Picot anlaşması sonrası çizilen sınırların tarihleri İnsanlık tarihi için çok yakın…
Geçtiğimiz yıldan beri artık daha da artan bir talep ile Irak’tan ayrılma kararlığını ifade eden Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani, Sykes – Picot Antlaşması’nın 100’üncü yıl dönümünde “Bölge halkının görüşü ve demografi göz önünde bulundurulmadan 100 yıl önce yapılan anlaşma Kürt milleti başta olmak üzere bölgedeki milletlere büyük bir zulüm yapıldı” dedi.
Sykes-Picot,Kurdistan ve Dokunulmazlık Yasası
‘IRAK ZATEN BÖLÜNDÜ’
Halihazırda Irak’ın mezhep çizgileriyle zaten fiili olarak bölündüğü belirten Barzani, “Bölgede ve özellikle Irak’ta grupları zorla bir arada yaşatmayı amaçlayan anlaşmadan sonra istikrar ve barış hiç yaşanmadı. Irak, Suriye ve birçok ülkede DEAŞ’le birlikte yeni sınırlar çizilmiştir. 100 yıl önce silah zoruyla istikrar sağlanmaya çalışılan ve başarılı olunamayan bölge ve Irak’ın üst düzey yetkilileri bundan sorumludur.” dedi.
‘SKYES-PICOT SONA ERDİ’
Bölgedeki diğer Kürt guruplarıyla ilgili olarak da açıklamada bulunan (IKBY) Başkanı Mesud Barzani: “Her parçanın kendine has durumu var. Bu yüzden Kürt sorunu diğer parçalarda barış ve diyalog içinde, o parçanın özellikleri gözönünde bulundurularak çözülmeli. Vatandaşlık kavramının oluşmadı, artık sınır ve egemenlik bir anlam ifade etmiyor. Sykes – Picot sona erdi. Şimdi ortaya çıkan gerçek itiraf edilmeli” dedi.
IKBY Başkanı Mesud Barzani’nin bu açıklamalarının tamamı TBMM’de Dokunulmazlık Yasası öncesiydi. Hatta hatırlatmak babında söyleyecek olursak eğer,Geçtiğimiz son iki yıldan beri Barzani’nin Türkiye’nin 82 ili olmak yada Türkiye’ye defalarca bağlanmak istediğini açık bir dil ile ifade ettiğini biliyoruz. IKBY Başkanı Mesud Barzani hem zeki hem de bölgede ki siyasi yaşamına baktığımızda HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yaşı kadar siyasi geçmişi olduğunu da biliyoruz.Irak Kürdistan Bölgesini harita olarak incelediğimizde Irak,Suriye,İran ve Türkiye ile sınır komşuluğu söz konusu. Suriye’de ki iç çatışma ve kaos ortamı Suriye ile birlikte yol almasını imkansız kılarken,Irak ve İran ile zaten bir araya gelemeyecek olan Irak Kurdistan bölgesi için tek seçenek Türkiye kalıyor. Türkiye’siz Ürettiği petrolü dış pazarlara sunması mümkün olmayan Irak Kürdistan Bölgesinin tek seçeneği Sunni yapıda ki Türkiye’dir.
Geçtiğimiz 7 Haziran seçimleri sonrası Sırtlarını Terör Örgütlerine dayadıklarını aleni bir şekilde ifade eden HDP Eş Genel Başkanı Fiğen Yüksekdağ ve her seferinde Türkiye’yi suçlayan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile birlikte HDP Grubu hatırlayacağımız üzere Türkiye Cumhuriyetinden korkmadıklarını hiç bir şekilde kimsenin kendilerine bir şey yapamayacağını ifade ediyorlardı,O kadar ki D.Bakır Sur’da ki hendekli ihanet sonrası ise HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “Kürdistan’a hiç bu kadar yakın olmamıştık.”sözlerini de hatırlatmak isterim. Suruç saldırısı sonrası HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ve HDP Grubunun Terör Örgütü lehinde ki açıklamaları sonrası hatırlanacağı üzere,Demirtaş Dokunulmazlıklarının Kaldırılması için Tüm HDP’li Milletvekillerinin TBMM’ye dokunulmazlıklarının kalkması için dilekçe verdiklerini ve bunu siyasi şova dönüştürmeye çalıştıklarını hepimiz biliyoruz.
Peki,Neydi bu özgüven? Kime bu kadar güvenilmişti?
Açık ve Net!
IKBY Başkanı Mesut Barzani’nin bu yıl söylediği “Sykes – Picot sona erdi.” sözünü dikkate almayan hala Sykes – Picot’tan Medet uman HDP Eş Başkanları,HDP Grubu ve PKK vardı.
Sykes – Picot hedefinin gerçekleşeceğinden o kadar emindi ki HDP Grubu, Aleni bir şekilde PKK’yı desteklemekte bir mahsur görmüyordu.Zira PKK Bölgede Türkiye Cumhuriyetini zorlayacak ve Türkiye Cumhuriyeti geri çekilecek akabinde Marksist-Leninst Yapıda Mesut Barzani’nin Kurdistan yapısının tam zıttı bir Kürdistan Kurulacaktı!
Ancak Evdeki hesap çarşıya uymadı….
Hendekli Kürdistan kalkışması hem PKK’nın hemde HDP’nin hüsranı oldu.Üstüne üstlük olan halk desteğini de kaybettirdi. Kısacası AB ile ABD tarafından da desteklenen yeni Sykes-Picot,Türkiye Cumhuriyetinin kararlı tutumu sonrası sona erdi.
Midyata pirince giderken evdeki bulgurdan olunmuştu…
Sykes – Picot’a bel bağlayan HDP’nin şimdilerde aman dokunulmazlıklarımızı kaldırmayın demesi,Anayasa Mahkemesinin kapısını aşındırması işte bu yüzden…
Tabii ki Hala Türkiye içerisinde ve Türkiye dışında Sykes – Picot hayali Sykes-Picot,Kurdistan ve Dokunulmazlık Yasasıkuranlar var. Bunlardan bir tanesi “Kürdistan Bölgesinin Federal Irak Devletinden ayrılması” başlıklı tezi sunan Dr. Adnan Abdullah, “51 projesi” adını verdiği tezi.
Güney Kürdistanın Amerika Birleşik Devletlerinin (ABD) 51’inci eyaleti olmasını içeren tezle ilgili olarak Rûdaw’a konuşan Dr. Adnan Abdullah, tezin yasal olarak Kürdistan Bölgesinin ABD’nin eyaleti olmasını farklı boyutlarını ele aldığını belirtti.
Dr. Adnan Abdullah, “Siyasi olarak projenin uygulanması Kürt liderliğinin Amerika’yı ikna etmesine bağlı. Bence bunu yapabilirler” dedi.
Görüldüğü üzere Sykes – Picot’u ABD, Büyük İsrail projesi için aradan 100 yıl geçmesine rağmen desteklerken,Sykes – Picot’tan hala Marksist-Leninst yapıda bir Kürdistan çıkarma yada ABD’nin mandası bir Kürdistan kurdurma hayali kuranlar var…
Bugün Rakka’da DEAŞ’ı temizlemek için var gücüyle saldıran PYD’ye her türlü desteği veren ABD, Sykes – Picot’u hayata geçirmeye çalışırken halkın demografik yapısını umursamayıp,Bölgede yaşamını devam ettirmeye çalışan halkın sıkıntılarını göz ardı etmektedir.Zira hedeflenen DEAŞ’ı bitirmek değil daha temiz bir bölge olarak Büyük İsrail’e kapı açmaktır.
Her ne kadar Fütursuzca Terör Örgütü PYD’ye desteğini veren ABD Yönetimi,son tahlilde PYD-YPG’nin devlet olma hevesi ve Akdeniz’e açılma hevesini göz ardı etmeye çalışsa da hem Sykes – Picot hem Akvaryum Balığı Kürdistan ,hem de Büyük İsrail Projesi Türkiye’nin bu kararlı tutumu ve politikaları sonucu yaşamaz,ölür…
admin




















































































































































































































