Tutunamayanlar (1972) – Oğuz Atay
Posted on November 8, 2012 Rate This
Çok fazla tarif edilemez ve anlatılamaz bir eser Tutunamayanlar. Yani anlatmaya kalksanız sayfalarca yazmanız gerekir. Sadece “tutunamayanlar”ın tarifini özet geçmek bile ne mümkün. Tutunamayanlar’dan cesaretle bahsedip, onlar adına bir roman çıkartan Oğuz Atay’ın saygıyla elini sıkmak ve “Sen ne yaptın be adam” demek isterdim. Ortaya bir fikir bir anlayış atan kitap bulmak kolay değildir edebiyatımızda, aynı zamanda yön veren. Her ne kadar kitaba Joyce’un Ulysses’ine öykünmüştür yakıştırmaları yapılsa da, kitabın başarısını gölgeleyememiştir bu eleştiriler, dahası çoğunlukla yapılan eleştiriler teknik üzerinde yoğunlaşır. Kitabın başarısı başgöstermekte olan modern insan sorunlarını bizim dilimizle anlatmayı çok güzel becermesinde yatar ve buna cesaret edilebilmesinde. Kendi entelektüelimizi derinden hicvetmesi, oluşum safhasında olan modern insanın olamamışlığını, ortaya atılan tutunamayan kavramını bu derece ayrıntılı ve renkli anlatması da her baba yiğidin harcı olmasa gerek. Laf kalabalığını bir kenara bırakıp “tutunamayan” adamın kim olduğuna kendimizce bir bakalım.
Selim Işık, Turgut Özben ve romandaki bir kaç diğer kahraman tutunamayanlar sınıfındadırlar. Aslında Turgut tutunmuştur hayatının bir devresine kadar ama Selim’in intiharıyla tutunmaktan vargeçmiştir. Bu adamlar uğraşılarında gayet başarılı adamlardır. Selim ve Turgut mühendistir ve işlerini de aslında yapmak istediklerinde gayet iyi yapmaktadırlar. Mesele iş-güç meselesi değildir. Yani tutunamamış birini yeteneksiz-istidatsız ya da çalışamayacak kadar derbeder zannetmemek gerekir. Yaşamları boyunca, ”ben ne yapmak istiyorum” sorusuna kafa yormuşlardır ama asıl sorun onlar için kendilerini bazen duygusal bazen düşünsel manada yalnız hissetmeleridir. Paylaşamamak, anlaşılamamak, konuşamamak, aradığını bulamamak gibi dertleri vardır.
Bir bocalama gibi duran bu durum, aslında belli bir bilinç seviyesinin de göstergesidir. ”Bu duruma nasıl geldim? Neden bana yaşamasını öğretmediler? Neden bana, -bizden bu kadar, gerisini sen bulup çıkaracaksın.” dedikleri zaman isyan etmedim? diyen Selim, bir bilinç noktasındadır, işte bu takılı kalma durumu, hep aynı döngüde bu soruları sorma durumuna “tutunamama” döngüsü diyebiliriz. Selim tutunamaya tutunamaya intiharı seçmiştir, Turgut’un tutunamamaktan anladığı kaçmaktır, kitaptaki diğer tutunamayanlar ise yaşamlarına bu şekilde devam etmektedirler.
Toplumun kendisi tutunamayanlar için ”daha hayattayken ölmenin bir nedeni”dir, onlar toplum için anormal tiplerdir. Oysa toplumun kendisinin anormal olduğu gerçeğini görenlerdir tutunamayanlar. Bir bakıma dünyanın kendisine daha merhametli davranmasını bekleyenlerdir. Selim belki trajedisinde ileri gitmiştir, ama onun intiharı veya Turgut’un kendine kaçışı birer galibiyettir onlar için. Dönüşü olmayacak şekilde kendilerini bilinçle bu noktaya getirmişlerdir.
Tutunamayanlar’ı tarif edebilecek değilim bir kaç sözle, belki kitabı defalarca okumak gerekir ancak modern romancılığımızın ilk ve en başarılı eserlerinden biri olan bu kitap, öncelikli okunması gereken kitaplar arasına alınmalıdır. Toplum bilinci, toplumun kişiye etkisi, kişinin kendi iç dünyasında yaşadıklarının bu kadar güzel analizi bu eseri erken yaşta okunması gerekenler listesine alıyor. Dili ve barındırdığı onlarca değişik hikaye de kitabın başarısını perçinlemektedir.
M – Kasım 2012
admin




















































































































































































































