Fikir
Giriş Tarihi : 25-07-2013 11:50   Güncelleme : 25-07-2013 11:50

YERLİ OTOMOBİLDE ÖNCELİK ELEKTRİKLİ ARAÇ

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Ergün, yerli otomobil çalışmalarına ilişkin, elektrikli araç teknolojilerinin geliştirilmesinde daha hızlı bir çalışmanın başlayacağını bildirdi.

YERLİ OTOMOBİLDE ÖNCELİK  ELEKTRİKLİ ARAÇ
 
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Muharrem Yılmaz ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul eden Ergün, burada yaptığı konuşmada, sivil toplum kuruluşlarının (STK) Türkiye'de önemli bir yeri olduğunu söyledi.
 
Ergün, STK'ların kendi alanlarında daha verimli çalışma yapma imkanına sahip olduklarını çünkü bunları gönüllü bir şeklide yaptıklarını belirterek, TÜSİAD'ı da iş dünyasına büyük katkı sağlayan bir STK olarak gördüklerini ifade etti.
 
Dünyanın hem ekonomik hem de siyasi açıdan önemli çalkantılardan geçtiğine işaret eden Ergün, doğal olarak bu çalkantıların Türkiye'yi de etkilediğini bildirdi. Bunların daha ne kadar devam edeceğinin çok da öngörülebilir olmadığını dile getiren Ergün, bu nedenle herkesin bu çalkantıları dikkate alan bir yaklaşım içinde olması gerektiğini söyledi.
 
Bakan Ergün, özellikle Afrika ve Ortadoğu'daki siyasi sorunların da Türkiye ekonomisi ve politikaları üzerinde doğal olarak etkilerinin olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
 
"O zaman hepimiz bu çalkantılı dönemi sağlıklı bir şekilde geçirmek için doğru adımlar atmamız lazım. Zaten üzerimizde bu çalkantıların yükü var. Bunların siyasi yükleri de karşımıza geliyor. Olan biten karşısında bir siyasi duruş da sergilemeniz, bu siyasi duruşu sergilerken de dengeleri gözetmeniz gerekiyor ama duruşunuzun da ileride sizi, 'güvenilmez insanlar bunlar' dedirtmeyecek bir duruş olması gerekiyor, yani ilkeli bir duruş olması lazım. Ülkenizin çıkarlarını da gözeten ama ahlaki, siyasi ilkeleri de gözeten bir duruş olması lazım. Yani bir anda demokrasiden vazgeçen, bir anda demokratik duruşunu terkeden bir ülke görüntüsü, gelecek açısından güven veren bir görüntü olmaz. Tüm bunları birlikte değerlendirdiğimiz zaman, bu çalkantılı dönemde, üzerimize kendi içimizden ilave yükler koymamamız lazım. Bu ilave yüklerin kimseye faydası olmayacaktır."
 
"Ar-Ge harcaması, milli gelirin yüzde 3'üne çıkacak"
 
Türkiye'nin bugün artık anlamlı hedefler koyabildiğine, 10 yıl sonrası için planlar yapabildiğine işaret eden Ergün, bu hedeflerden birinin de Türkiye'nin sanayisini komple dönüştürmek olduğunu bildirdi. Türkiye'nin sanayisini orta üstü ve yüksek teknoloji ile üretim yapan, ürünler üreten bir sanayiye dönüştürmeyi hedeflediklerini, bunun için de Ar-Ge potansiyelini hızlandırmak gibi adımlara önem verdiklerini anlatan Ergün, "Son 10 yılda Türkiye'nin Ar-Ge potansiyelinde çok ciddi artış oldu. Milli gelirimiz 230 milyar dolarken, bunun yüzde 0,5'i kadar Ar-Ge harcaması yapıyorduk. Şimdi milli gelirimiz 800 milyar dolar ve bunun yüzde 1'i kadar Ar-Ge harcaması yapıyoruz" diye konuştu.
 
Bakan Ergün, bu kapsamda Türkiye'nin her bölgesinde üniversite-sanayi işbirliğini sağlamaya çalıştıklarını ve bu hafta Van'da bir çalışma yürütüleceğini belirterek, söz konusu çalışmaların, Ar-Ge harcamalarını da artıracağını söyledi.
 
Önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye'nin önemli hedefleri olduğuna dikkati çeken Ergün, "10 yıl sonra milli gelirde 2 trilyon dolarlık hedefimiz var ve Ar-Ge'ye yaptığımız harcama da 10 yıl sonra yüzde 3'e çıksın istiyoruz. Bu hedefleri olan bir Türkiye'nin, kendi içinde dünyadaki konjonktürü de dikkate alarak, daha yakın, daha işbirliği içinde çalışması lazım. Zaten var olan yükleri daha da fazla artıracak adımlardan çok özenle kaçınmak gerekiyor" dedi.
 
Bakan Ergün, kabulün ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
 
Yerli otomobil çalışmalarının sorulması üzerine Ergün, Türkiye'de bu alanda çok önemli bir kapasite olduğunu söyledi. Bu alandaki mühendislik ve Ar-Ge kabiliyetinin, Türkiye'de çok gelişmiş olduğuna dikkati çeken Ergün, şunları kaydetti:
 
"Biz bu potansiyelin bir markalaşmaya dönmesi için sektörü destekliyoruz, motive ediyoruz. Marka yaratmak da tabi ki bir süreçtir. Biz bunun için gereken destekleri verelim. Bir babayiğit adı takıldı biliyorsunuz. Aslında sektör, toptan bu işin babayiğidi ama üretim konusunda babayiğit olan sektörün, markalaşma konusunda da bu babayiğitliği göstermesini bekliyoruz. Toplumda bu işe çok büyük bir istek var. Bu destek ve beklentiyi görmek lazım, biz onu sağlamaya çalışıyoruz. Şimdi babalar var ama o kadar yiğit değiller, bu konuda yiğitlik göstermediler şimdiye kadar. Yiğitler var aşağıda ama onlar da baba değiller. Ya onlardan biri, ikisi birleşecek baba olacaklar. Ya da gerçekten bu işin babası olanlar bir yiğitlik yapacaklar, Türkiye'de markalaşma konusunda adım atacaklar."
 
Bu konuda bazı çalışmaların yapıldığını, bazılarının da hala sürdüğünü anlatan Ergün, "Hem fosil yakıtlı araçlarla ilgili hem de elektrikli araçlarla ilgili çalışmalar var. Belki elektrikli araç markalaşması süreci, daha hızlı bir şekilde hareketlenebilir. Çünkü TÜBİTAK da bu konuda bir çağrıya çıktı ve önemli bir Ar-Ge desteği vereceğini ilan etti. Zannedersem 20 konsorsiyum buna teklif vermişti. Bunlardan 10'u uygun bulunarak ikinci elemeye tabi tutulacaklar. Ondan sonra da elektrikli araç teknolojilerinin üretilmesi ve geliştirilmesi sürecinde, ötekine nazaran daha hızlı bir çalışma başlamış olacak" diye konuştu.
 
"Burada kararı verecek olan piyasa"
 
TÜSİAD Başkanı Yılmaz da konuya ilişkin, şunları söyledi:
 
"Tabi biz piyasa ekonomisinin girişimcilerimize yol göstermesini, kaynaklarımızın en etkin şekilde kullanılacağı piyasa ekonomisinin gelişmesini sağlamak mecburiyetindeyiz. Piyasa ekonomisinin tüm kurum ve kurallarıyla gelişmesi, işlemesi, yatırımcıların, girişimcilerin doğru kararlar vermesi için ön şart. O bakımdan Türkiye, piyasa ekonomisini geliştirme konusundaki kararlılığını, bunun kurumlarını, kurallarını istikrar içinde geliştirme yönündeki kararlılığını sürdürürse, bunun adı istikrardır. İstikrarını sürdürürse piyasa da yatırımcılara fırsatları daha etkin şekilde kullanma sinyallerini verecektir. Türkiye'de piyasalar, Türkiye'de yatırımcıların yeni bir araç markası, otomobil markası yaratmalarına uygun hale geldiği gün, göreceksiniz bu da olacak. Burada kararı verecek olan piyasa."
 
"Büyüme hedefinde değişiklik yapmayı gerektirecek bir durum görmüyorum"
 
Merkez Bankası'nın, faiz koridorunun üst bandında 75 baz puan artışa gitmesinin sorulması üzerine de Ergün, bankanın, Türkiye'nin orta vadeli hedefleri ve dünyadaki gelişmelere göre para politikasını belirlediğini söyledi.
 
Bu kapsamda da çeşitli adımlar atan Merkez Bankası'nın dünkü kararın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ergün, "Kuşkusuz, büyümeye sadece bunun etkisi olmaz. Büyümeye etki eden unsurlardan biri budur ama tek başına bu değildir. İhracat pazarlarımızdaki olumlu gelişmeler, bizim büyümemizi daha da hızlandırabilir ama ihracat pazarlarımızdaki olumsuz gelişmeler, içeride faiz oranlarımız ne olursa olsun, sizin üretim gücünüzü son derece önemli oranda etkileyebilir. Dolayısıyla ben Türkiye'nin, orta vadeli hedefleri istikametinde ilerleyeceğini düşünüyorum. Bugün itibarıyla orta vadeli hedeflerde, yüzde 4'lük büyüme hedefinde herhangi bir değişiklik yapmayı gerektirecek bir durum görmüyorum" yanıtını verdi.
adminadmin