Türkiye
Giriş Tarihi : 30-07-2013 11:16   Güncelleme : 30-07-2013 11:16

“3000 AİLE”NİN SON HOKKABAZLIĞI: “GEZİ PARKI”

Hesabı Sorulmalı; Hesabı Sormayandan da Hesab Sorulmalı

“3000 AİLE”NİN SON HOKKABAZLIĞI: “GEZİ PARKI”
İsmi “İnönü Gezi Parkı” imiş, sağolsun DP bu oligarşik ve faşist tutumun yansıması olan ismi değiştirip “Taksim Gezi Parkı” hâline sokmuş; aslında burada lügatten çıkan güzel bir ibret var: Taksim, “kısım” kelimesinden geliyor, “tek tip insan” isteyen faşist veya “tek el”lerin düzeni olan “oligarşi”ye karşı DP’nin, yani şehid edilen Menderes’in yaptığı “NO PASARAN” demek! Veya şimdiki hâliyle “EDİ BESE!” Zaten sloganları DP’nin “YETER! SÖZ MİLLETİN” değil miydi?! “NO PASARAN” diyen ADAMI, demokrasiye ilk darbe ile “antidemokrat” masalı uydurmuş ama, aslında ezanı “Arapça DA” okunur diye kanun çıkarttı diye astılar!
 
Tam bir HOKKABAZ bunlar anlayacağınız!
 
“Taksim şehir düzenlemesi” yapılırken “yayalar unutulmuş!” Bunu diyen “Taksim bilmem ne derneği!” Belediye de görüyor sonra bunu: Ceylan Otel tarafında kaldırım yok! Dernek de onu söylüyor! Belediye işe girişiyor, o cenahta “yayalar” için düzenleme yapacak; 12 ağaç sökülecek, 9’u sökülüyor, 3’ü sökülecekken, “Sırrı abi… Sırrı abi…” diye bağırışılıyor, o da “yettim lo!” diye Mis sokaktan fırlayıp lang diye çukura dalıyor! “Sırrı abi”nin görüntülerine bakarsanız, hemen arkasının cadde olduğunu görürsünüz! “Sırrı abi”, “he gözüm ne var, anlat bi’yol” felan diyecek fırsatı da olmuyor, açıktan da soramıyor ayıp olmasın diye, neticede “üç ağaç” kurtuldu, “gerisi teferruat!”
 
S.S.Önder ki SSÖ ve ‘Sesö’ artık, elinde hep “tuzluk”la dolaşmasının kahrını çok çekti; nitekim 2010’da TV’de “Mirzabeyoğlu’na işkenceye lânet! Dedesi Hacı Musa Bey de çok çekmişti bu zalimlerden” demişti, sonra LPG mi LGS mi neyse Lezbiyen ve Gay yani Homotlar birliğinin eli kalem tutan ve adı Türk kendileri Ermeni (öyle! yalan-iftira değil, öyle olduklarını kendileri söylediler) ve felâket “Kürt yurtseveri” olanları, “Hacı Musa, Ermeni katilidir, şarkılara geçmiştir” bu demiş, garibim SeSö’de “desene gözüm!” diyerek özür dilemiş “ama Mirzabeyoğlu için söylediklerim doğrudur” demişti! Hep “dolmuş durağı”nda bekleyen SeSö’ye “uyma bu Lezzo-gay’lere, o şarkılara geçen Musa başka Musa; inanmazsan tarih oku; inanmazsan “Hoxbun”un kurucularına bak; ulaa gözüm inanmazsan “Yılmaz abi’ne sor oolum!” demiştik ki sordu herhal, bir daha böyle laflar söylemedi! Lâkin “SeSö’yü dolmuş durağında gördüm!” lafı yerleşti mi bir kere!!! Şu “Gazman” gibi,” Sesööö!!! diye her çığlığa- yufka yürekli işte!- anında koşar oldu! O şarkıdaki gibi, her çığlığa koşarsan “kalbin yorulur!”
 
SeSö’de “yine dolmuşa geldik” diye “wake up!” oldu ve sonra uzak durdu oradan; konuştuğunda bahsettiği, o ilk günü –hakikaten hangi AHMAK ise o!- gazlı saldırının salaklığı ve “SÜRECİN PROVEKE EDİLMESİ” oldu!
 
SeSö o hokkabazı araya dursun, kendine uyarı mahiyetinde (araban var ne diye hâlâ dolmuş durağında beklersin, gibi!) İmralı’ya giden heyete alınmadı ya, o anladı, ama o “hokkabaz” bunu da âlet etti, “eylemlere katıldı diye heyete alınmadı” diye cazgırlık yaptı, BDP’li Demirtaş’ta bu sorulunca Ada dönüşü, siyasette ne kadar toy olduklarını gösterici “hükümetin heyete karışmasını kınıyorum” dedi; dedi ama Öcalan’ın okuduğu mesajında bundan eser olmadığı gibi, “SÜREÇ DARBECİ PROVAKASYONA UĞRATILDI!” lafı vardı! Yani Demirtaş, herhal Ada’da da birşeyler oldu, küsmüş ….! Neyse, 15 gün sonraki heyete SeSö konulur, olur, biter!
 
Bu iş Network’de kotarıldı; Twitter ve Facebook’ta internette o zaman “moda” olan “yahoo grub” ve “forum”larda hangi dolapların döndüğünü, kimlerin ne laflar ettiğini “iyi” bileniz; sonra Ergenekon olarak bunlar tek tek toplatılıp, o mesajlar sorulduğunda, “geyik yapıyorduk vallah… yahu gaza geldik işte!” gibi teviller, biraz sonra da “dijital delil, delil değildir, hem tahrif etmişler” hokkabazlığını ve cazgırlığını da biliyoruz! Bu eylemler ilk başladığında organizasyonun Twitter olduğunu gördüğümüzde, “aha, dejavu!” dedik! Fena çuvallayacaklar; “ben demedim, etmedim!” diye bakalım şimdi napacaklar, demiştik! Eylemlerin yoğunlaşması ile artan “140 karakter” salaklığı, 11 milyon’a vurmuşken, “tencere tava, hep aynı hava!” ihtarı ile 5-6 milyona inmeye başladı! Bizim “internet mücahidi” dediklerimizin benzeri ne çokmuş! 11 milyon mesaj! Ne dedin, ne yaptın yahu?! Zoru görünce anında TORNİSTAN! Bir de “tensizlik” başlamış, “tweet’leri siliyorlar”mış; dilediğin kadar “delete” yap, silinmez!
 
Ha bir de “Red Hack” çıktı tabii; akıl veriyor, “bilgisayarda şunu yapın, bunu yapın, IP’nizi şöyle gizleyin!” vs… “Reyhanlı katliamı”na dair bazı evrakları “hack’ledik” diye hava atan bu grub, sonra “tornistan” edip “e-mail geldi, aldık koyduk!” dedi! Yani bunlar da HOKKABAZ! Hacker değil crack’er, hatta o bile değiller! Sadece “gönderileni” yayınlayan “hokkabaz hacker (!)”lar! Verdikleri “öğüt”ler bile ne kadar boş olduklarını, aslında “vazifeli hokkabaz” olduklarını gösteriyor: Eylemciler sokakta, İPhon’ları ile, cep telefonları ile “tweet”lerken ne IP’ini gizleme?! Direkt CEP NUMARASI var zaten! Telefon’dan atılan-girilen net’i gizleyen teknoloji nerede hokkabaz?!
 
Bu “hacker hokkabazları”na tüyo: Kabiliyetin varsa Windows’u “kıracak”sın; “düzenleyecek”sin, atacaksın “flash”a, her yere o “kırık” olanla gireceksin! İşin bittimi “flash”ı çıkar, normal işletim sistemi ile gir! Becerebilir misin? Veya havalanmaya gerek yok, programa da gerek yok “live proxy” bulacaksın, ama “web page” olacak, oradan gireceksin Network’e! Rus, Kanada, Çin “live proxy page”leri tavsiye edilir!!!
 
‘Hesval’lerin başı,’ darbeci provokasyon’ dedi!.. Öyle mi? Öyle! Provokasyon olduğu, kitlelerin “ajite” edildiğinde şübhe yok, “gaza getirildiler” ve “Twitter temizliği” yapılmaya başlandığında, “Devrime Yürüyoruz” diye, başlayan eylem yönlendirilmeye çalışılıp, sonra “Muhtıra gibi liste” ile tırmandırılıp, Atatürk Havalimanı ve etrafındaki semtler gecenin 1’inden sabahın 4’üne kadar SESSİZ (KALAN) KİTLE tarafından İŞGAL EDİLDİĞİNDE, iş sadece “hayat tarzıma müdahale etme!” YUMUŞAK-ÇALIĞINA indiriliverip, şimdi –provokatör gazeteci dahi ki Ayşe Arman mesela- “provokatörlere uymayın” demeye başladıysa, öyle!
 
Eylemlere MHP ve BDP-PKK katılmayınca, olacağı buydu! “Metalciler”in işaretini millete “MHP’liler de burada” ve “çakma PKK bayrağı”nı da BDP’lileri çekmek için kullanmaya çalıştılar, millet yemedi! Ha, BDP’liler yok muydu, vardı, SeSö “abi” zaten ilk ânda oradaydı ama sonra ÇEKİLDİ, BDP’nin “sol ittifakçıları” elbette oradaydı, Mis Sokak’tan hoop oraya geldiler! Hepsi zaten orada, İstiklâl’deler veya Çiçek Pasajındalar! Hayatları bu! “Partisiz kitle” lafı da YALAN! CHP, Merkez ile İller’in çatlağına yol açacak şekilde eylemde! Gıda, ilaç, su ve nakliye, lojistik destek; bunlar onların marifetleri! Şişli’li M. Sarıgül ki GS’yi elinde tutan Kıraç-Koç’un UŞAĞI olan kulüp başkanı ile “seferber” oldu! “Le’s ottomans” otelini, barını, wc’ni, wireless’ini açtı, “eylemcilere!” Şişli Belediye’si işin tam göbeğinde! Çünkü CHP’ye işte bu KOÇ-GS işbirliği ile yamanıp, İstanbul Büyükşehir Başkanı olacak! Bu kafayla … olur, diyelim! Agop’ların, Hristo’ların, Levi’lerin oyları ile mi? Kırıp dökerek mi? CHP’nin yanında İşçi Partisi/ İP ve beş senede ancak büyüyen “akraba çocukları”ndan oluşan TGB, SİP, HKP, KP vs. “ıvır zıvır parti” de oradayken, Taksim’deki A. Kültür Merkezi’nin cephesinde bilumum partinin pankartı varken, üstelik bunların önünde TV’lerde “kitle partisiz kitledir!” demek ÖKÜZLÜK ve AHMAKLIKTIR! Şöyle olabilir yalnız: Bilumum partiler olarak uğraştık yalnız bu kitle, yalnız bu “yuppi gençlik” var ya, takmadı bizi, hakkaten partisiz bunlar! Bak bu olur!
 
Bu arada, eylemler olurken Ergenekon’da savunma yapan Perinçek, “Aydınlık”ta, “Milletin Önderi” diye nitelenmişti, iki gün sonra (cumartesi) Perinçek buna atıfla, “ben Millet’in değil İP’in önderiyim; İP yakında iktidarda olacak, o zaman Milletin Önderi olacağım. Ol vakit İP’in Gnl. Bşk. kim olur, bilmem!” diye yazdı ki, bu İP’in yeniden “bölünmesi”nin yakın olduğunu da ortaya koyuyor! Davada savunma yapanların “İP Önderi” dememesi, sadece isnadlar üzerinde savunma yapmaları, kulağımıza gelen huzursuzluklar, Ulusal Kanal ve Aydınlık’ta 2 ay kadar önce yapılan değişik ile eskileri atılıp, yenilerin yani TGB elemanlarının “yayın yönetmeni” olmaları da bunun işareti! Perinçek, “çocukları” aldatabiliyor, lâkin eskiler artık o masalları yemiyor ki “değişiklik” oldu! Gayet güzel!
 
Şimdi böyle “yuppi gençlik” ve “sosyete güzelleri”nin eylemleri sürerken, Başbakan’ın yurtdışına gitmesi niye ertelensin?! Aslında bu, GAZ ALMA olarak ta görülebilir; hem “biriken gaz” boşaldı (“yuppi gençlik”teki) hem de hokkabazların ne yapabileceği ölçüldü! Gaz alındı! Hokkabazlar görüldü, deşifre oldu, kitleye tesir etmedikleri görüldü! 70 milyon liraya mal olan bir “gaz alma operasyonu”! Sorun değil, çünkü bir çok insan ki içinde ÜNLÜLER DE OLACAK; “AJİTASYON” yani “YALAN HABER YAYMA”dan yargılanacak; bu tür “zararlı” eylem davalarında da hem yalan haberden yargılanacaklar hem de tabii olarak ZARARI ÖDEMEYE mahkûm edilecekler! Yani Provokatör “artist, gazeteci” bunları, 70 milyonu tazmin edecek! Güzel İş!
 
Şu “artizz ve gasteci” meselesi… “Artizzler” mesela…
 
Parlak oğlanımız Memet Ali Alabora! (Mehmet değil, “memet”, kendisi öyle yazıyor. Yani? Allah Resûlü’nün ismini almaktan ve Mehmet-çik’likten kaçınıyor!) Bu oğlan, 27 Mayıs’ta olan ilk hadiseden sonra, oturmuş, gıkı çıkmamış, üç gün sonra, 30 Mayıs’ta (30. 05. 2013  21:45) “Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anladın mı? Hadi gel” diye “tweet” atmış. Bundan 6 saat sonra Bahtiyar Engin denilen artizz’de, “ölmek için daha güzel bir gün olabilir mi? 2. Kurtuluş mücadelesinin ilk şehitlerinden olmak var günün sonunda” demiş! Uzun bacakları ile hep “omuzlar”da dolaşan manken-şarkıcı yani artizz Asuman Krause’de, “3 ağaç için hale bak diyen şerefsizler, 3 ağaç için direnmek, 5 torba kömüre namusunu satmaktan iyidir” demiş. Gülben Ergen çocukları ile plajda güneşlenirken “ mesele ağaçlar değil, ülke birikmiş isyanlarını dışa vuruyor!” buyurmuş. “İspanyol devrimcimiz” Ece Temelkuran da, taa İspanyollardan “1. Raund alındı. Maç yeni başlıyor. Devleti anlayışlı amca sanmayın. Bu gece Taksim’i yalnız bırakmayın!” yazmış! Kürt “hewal”lerin göz bebeği “sosyolog” artizz Maya Arakon ise, “Polis, Gezi Parkı savunucularına saldırıyor, çok sayıda yaralı ve ölü var!” demiş! Artizz Maya, sosyolog ya, bu tweet’in “ajitasyon” olup olmadığına Savcı karşısında cevab verir! Ama bunlar, tıpkı “2. Kurtuluş Savaşı” çığlıklarını Ulusal Kanal’da atan, “Milli Merkez” gericiliğinin üyesi “teolog” Zekeriya Beyaz gibi, (sabaha kadar porno filmi seyretmişti de) “sosyolojik araştırma yapıyorum” demeye alışkınlar; artizz Maya o zaman “teolog Beyaz” ile grub sosyolojisi yapsınlar!!!,
 
Şu “artizz”lerin bu işe girmeleri, Menajerleri vasıtasıyla… Bu işin arkasında “faiz lobisi” varsa, bir tarafta da “reklam lobisi” vardır! Bu kadar “artizz” nereden çıktı?! “Emek Sineması” için bile ortaya çıkmayanlar hem de 3. ve 4. Gün nereden fırladılar?! Acaba onlara menajerleri aracılığıyla hafta “sonu katılımı” için KAÇ BİN DOLAR ÖDENDİ? Çıkmayanlar nasıl tehdit edildi? Mesela, Murat Boz isimli şarkıcı, “hem Greenpace’çisin hem de gelmiyorsun” çıkışmasına “Greenpeace, kutupla, ozanla ilgilenir, bu iş ise başka!” diye cevab veriyor! Şu “müzik listeleri” var ya, bakınız şimdi şarkıcı bir haftada liste’de olacak mı?! “Mesaj atmayan” şarkıcılar “listeden atılmak”la tehdit edilmiş mi?
 
Çok ta “sembolistler” ha! Gezi Parkı bildirisini Halil Ergenç okuyor! Yani “hürremin göğüsleri”nden başka bir şey düşünmeyen “Muhteşem Kanunî!” Bu sembolik davranışla, “Sen kendine ‘Sultan’ dedirtiyorsun ya, al sana ‘Kanunî’ o zaman!” ironisi yapılıyor! Taytlı partilerin çocuğu Halit ise “wake up” oluyor herhâlde, (nasılsa ‘Hesab’ tamamdır galiba) “Lütfen bu şiddeti durdurun!” diyor! Bu ise hokkabazlar tarafından sömürülüyor, “şiddeti durdurun dedi hükümete!” diye yayılıyor. Oysa taytların çocuğu Halit, “3 ağaç” için etrafı yakıp yıkan hokkabazların tetikçisi İ.T.’lere söylüyor bunu! Bunlar da bir avuç; saklandıları kitlenin içinde hayat bulan “plakçılar- çapulcular” yani! Sıla’lar, Cumbul’lar, Keremcem’ler, Kocaoğlu’lar, Dere’ler, Günsür’ler, Dormen’ler, Fettahoğlu’lar, Çakır’lar, Tarkan’lar vs… Hele o Tarkan! “Doğa Derneği”nin Seferhisar’daki “doğa okulu” projesi için vereceği konseri ertelemiş, doğrusu ertelenmiş, suratına “Vandetta” maskesi takmış! O Seferhisar’daki okul! Ormanın içinde, tek katlı BETON! Ağaç kesildi mi? Onu bırak o betonu dikeceğinize AHŞAP niye yapmadınız? 30 sene sonra defolup gittiğinizde oradan o beton n’olacak?! Tam bir provokatörlük yaparak sınavları erteleyen Koç Üniversitesi; binlerce ağaç kesildi orası için! Açılışı yapılırken, Salomon Demirel, “BURAYA KARŞI ÇIKAN, ŞİMDİ NEREDE?” diye soruyordu gevrek gevrek gülerek. Koçlar ile! Hapisteydi, “ağaçları kestirmem!” diye karşı çıkan! Şiir okumuştu da! İsmi de “muhtar bile olamaz artık” diye manşet atılan Başbakan Erdoğan!
 
O halde bu “artizz”ler; “ne varsa çocuklar da var!” diye polis arabası yakan çocukların(!) resmini överek “paylaş”an Ayşe Arman isimli azgın “gasteci” gibi (Tofaş’ın Bursa’daki koridorları bu Ayşe’nin ‘geyiği’ile çınlar hâlâ!) “gasteciler”, provokatörlere DESTEK VERMEKTEN SAVCI karşısına çıkacaklar!
 
“Her ni’zıkkıma karşı ÇARŞI’ya gelince… İlla Bezm-i Alem Camii’ndeki PUŞTLUKLARI MI görmeniz gerekiyordu .ittirolup gitmeniz için?! Elinde bırak bira şişesini, kola şişesi, ayağında ayakkabı ile camiye girip, -onca resim var, inkar etmeyin!- sarmaş dolaş “yatak odası” gibi yatan “girl-boy frieds”lere niye “karşı” değilsin pabucumun ÇARŞI’sı!? Tamam “Anarşist”sin de, SALAK MISIN bir de? Beşiktaş “sizden sorulur” değil mi? Bezm-i Âlem’in hesabı da SİZDEN SORULACAK haberiniz olsun!!!
 
“Polis şiddette orantısız davrandı!”
 
Ne halta yaradığını anlamadığım bir söz! “Oran”la ne alakası var? Güç, güçtür! Neticede öldüremeyeceğine göre “güç” kullanımının “oranı” ne demek? Kolu kırsa bir şey değil de kol’un yanında “extra” olarak kafa’yı kırınca mı “oran”sız oluyor yani?! İsmi üstünde bunlar “KOL”luk Kuvveti! Kol’unu kullanıyor, demek ki “bacak”ını kullanmamalı! Bakın bu işte “oran”sız falan değil, tam mızıkçılık! Şimdi bunlar su sıkarken, biber gazı yayarken “bacak”larını kullanıyor ise suçlular, ama bunlar “Kol”ları ile yapıyorlarsa bir mahsur yok!!! İşin şakası bir yana, hele SeSö “abi”nin olduğu günlerde, “çevreci”lere “sheltoks” sıkar gibi gaz sıkıp, üstüne bir de çadırları yakmak HAYVANLIK değil ise nedir? Ertesi günü bunu da devam ettirmek? Hükümet işte bu “emri” kim verdi ise onu bulmalı ve DEFETMELİ!
 
Çünkü kim ise o, çok kolay ağlayabilen “AĞLAYAN ŞEYTAN”ın “HİZMET ERİ”DİR! Yaptı ve sonra da çıkıp “şefkat tokadı” dedi üstelik! O “tokat” yapılanlara değil, Başbakan’a! Ardından baktı; Başbakan, “ben gelene kadar tepinin, o kadar!” dedi ve Afrika’ya gitti, bu sefer de “itidal” tavsiye etti!
 
“Gezi Parkı”, çok şeyi deşifre etti!
 
Sadece şu yeter: Perinçek, eylemler olurken yaptığı savunmasında, “Samanyolu TV”ye çağrı yapıp, “Tuncay Güney’in Erdoğan ile görüntüsünü yayınlayın!” dedi! Röportaj görüntüsü yani… Yayınlamadılar! Avukat’a verip mahkeme salonunda seyrettirdiler! AĞLAYAN ve TOPAL ŞEYTAN “COOPERATİON”ı işte böyle! Buna, “demokrasi sadece seçim değildir!” diyerek “gül” pardon “tüy” dikeni de unutmamak gerek!
 
Şu “yaşam tarzı” meselesi… Bu da Corc olabiliyor Push’dan; İkiz Kuleler’e saldırı sonrası söylediği laf; ne doğru hem, ondan sonra girdi buralara! AŞAĞILIKÇA hem! Gazetelerin “magazin” ilavelerine bakın orada “Life style” sayfalarını bulun ve görün!
 
Bunların “yaşam tarzı” (life style’i) her gece bir manken ile veya filancanın karısı veya “girl friend”i ile seks yapmak! Bekârlığa veda partileri düzenleyip, dansöz’den zenci piçi peydahlamak! Karılarını, kızlarını, “kız arkadaşı”nı dövmek! Bu! O “life style” sayfalarında, yani “yaşam tarzları”nda başka ne var? Bir de “sarhoş” olmak, Ayakta duracak hali kalmadan içmek; o “life style” sayfaları bunlarla dolu!
 
“Yaşam tarzıma dokunma!” imiş!
 
Ne dokunması! Memleket için, dünya için, insanlık için İMHA EDİLMESİ gereken bir lağım çukuru o! Burada, şimdiye kadar ve halen “askeri, polisi, devleti” emrinde olan bu oligarşik, faşist, lağım çukuru “3000 AİLE DİKTATÖRLÜĞÜ”nin HAYAT TARZI yok edilmeli ki memleket feraha ulaşsın! ABD’nin “1000 Ailesi”, Fransa’nın “200 Ailesi” ile BAĞLANTILI bu “LIFE STYLE” YOK EDİLECEK!
 
Son “Alkol düzenlemesi” üzerinden bu GAFTİRİKLERİ de işte bu HOKKABAZLAR iğfâl etti! “Benim birama karışma!” Senin birana karışan YOK! Zıkkımlan ama meyhanede veya evinde, diyor bu kanun! “Piknikte içeceğim!” dersen, “Kandıralı orda dur!” artık! İçemeyeceksin! Başka bir şey yok! Senin bu yaptığın “life style” değil zaten “keyif”! Onun için “aradan çekil!”
 
BD-İBDA’nın TEKLİF ETTİĞİ “Başyücelik Devleti”nde “Vatan Dışı” teklifi vardır. Buna göre “Türk’ün toprağı”nda ( yani “Türk=Müslüman herkes”) gayr-ı müslimler ve hele YAHUDİ ile DÖNMELER-SABATAYİSTLER OLMAYACAK! Son tahlilde! Ama inanın, öyle, Agop, Hristo, Yorpi var ki, adı Tarkan, Halit, Cem, Uğur, Emin, Mutlu, Aydın, Rahmi, Mustafa, Hüsnü, Kemal’den daha AHLÂKLI! Ki bu ADİ MÜSLÜMANLARIN kabuğunu soysanız altından SOYUNDAKİ BOZUKLUK çıkar! Bu “Hristo amca, Agop abi, Maria teyze” belki “vatandışı” edilir lâkin sonra “misafir” statüsünde öteki kapıdan içeri alınır da bu “TÜSİAD/ Tüm Siyonist Alçak Dönmeler” –ilkeye göre- kuruşlarını dahi alamadan, bir daha ASLA ayak basmamak üzere defedilirler! Artık bu aşağılıkları hangi devlet alırsa, oraya!
 
Başbakan zannımızca bu son HOKKABAZLIK ile herşeyi net olarak gördü! Üzerinden ATALETİ ATMALI artık! Görüldüğü dibi, hisler bunlar! 1999’da “Mirzabeyoğlu” söylemişti: “DİK DURUN! KARŞINIZDA LEŞLER VAR!” Başbakan da, son “Ustalık” devrinde “Dik duruyoruz; diklenmiyoruz!” demeye başladı! Güzel!
 
“28 Şubat Siyonist Kalkışması”nın SİVİL/BASIN-PATRON-YARGI ayağına da DALIN! “28 Şubat Siyasi Yargı Kararları”nı İPTAL EDİN! “Gezi Parkı Hokkabazlığı’nı ortaya koyan (salak, şapşal, gerzek “sayın vatandaşı” bir kenara koyun) “gasteci-artizz” ve onların menajerlerine, reklam anlaşması yapanlarına, eylem günü sınav erteleyen ve böylece apaçık “YÖK mevzuatı”nı çiğneyen Üniversitelere, SAVCILIK MÜZEKKERESİ GÖNDERİN! “Düşünce ve ifade hürriyeti” başka (bendeniz, “eylem yapılmalı” denmesine bile hürriyet diyenlerdenim) ama “katılımcı” olarak “YAKTIK-YIKTIK” gibi “eylemci” olduğunu göstermek ve “teşvik etmek” başka!
 
Hepiniz Savcılığa çıkacaksınız! Hesab vereceksiniz. Sizden hesab sormayandan BİZ HESAb SORARIZ! “Mirzabeyoğlu” ve arkadaşları tek eylemleri, tek “emirleri” olmadan İDAM cezası alsın, siz PLAKÇILIK yapın, yakın, yıkın, medhedin “düşünce açıklama” olsun!!! Öyle mi?!
 
Ne diyordu bi Twitter fırlaması, Başbakan için:
 
“Bi git yaw, bi git!”
 
Öyle!
 
“Bi gidin be, bi gidin! Yoksa APS ile BİZ GÖNDERECEĞİZ!”
 
“Kininin, dilinin, dininin, öcünün intikamcısı GENÇLİK” olarak!
 
“Sttrn gdn b yw”
 
İşte bu kadar!
http://www.furkandergisi.com/index.php/tr/furkan-yazarlari/salih-demirci/1534-q3000-aileqnin-son-hokkabazligi-qgezi-parkiq
FURKAN DERGİSİ.COM
adminadmin