Küçücük bir tomurcuk, döner hercai güle
Söz geçirmek zor gülüm, bağrı yanık bülbüle
Mevsim hazan mevsimi, döner ateşler küle
Yokluğunda can verir erir yürek mum gibi
Göğüslemek zor gülüm, vuslat denilen ipi
Varlığın bir Nevbahar, yokluğun sanki hazan
Sen olma gel ne olur, bu aşkı sakın bozan
Böyle yazmış be gülüm, bize kaderi yazan
Sensiz naçar bir kulum sanki ufacık sabi
Göğüslemek zor gülüm, vuslat denilen ipi
Yayılır dalga dalga, ayrılık ateşten kor
Sevdanın acısını, özlem çekenlere sor
Bir bilsen ki bu hasret, nasıl acı nasıl zor
Gönül kutsal bir kitap, bense kitaba tâbi
Göğüslemek zor gülüm, vuslat denilen ipi
Damarda akar da kan, gözlerde yaş mı durur
Yürek koş sarıl der de, engeldir hep kör gurur
Bir rüzgâr eser geçer, toz duman hep savrulur
Gönül sahra çöllerde, dua eden bir nebi
Göğüslemek zor gülüm, vuslat denilen ipi
Kâh ağlar deli gönül, sonsuza kanat açar
Kâh güler güzel yüzü, neşe mutluluk saçar
Dere tepe demeden, koşar kendinden kaçar
Yüksek dağların suyu, nehirdir derya debi
Göğüslemek zor gülüm, vuslat denilen ipi…
Selma Çanakçıoğlu















































































































































































































