İstanbul Fatih’teki İHH Genel Merkezi’nde açıklanan rapor, uyuşturucu, alkol, bahis, sigara ve dijital bağımlılıklar konusunda dikkat çekici veriler ortaya koydu.
2018’de “Mahallene ve Okuluna Sahip Çık, Uyuşturucuya Hayır!” sloganıyla başlatılan saha çalışmaları kapsamında 42 ilde öğretmenler, uzman doktorlar, din görevlileri, bağımlı aileleri, tedavi merkezleri ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla hazırlanan raporun yazımını Osman Atalay üstlendi. Toplantıya Yeşilay, Mazlum-Der, Özgür-Der, Yetim Vakfı ve İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği dahil çok sayıda sivil toplum kuruluşu katıldı.
Raporda Kritik Uyarı: 30 Milyona Yakın Genç Korunmalı
Basın toplantısında konuşan Osman Atalay, bağımlılıkların yalnızca sağlık ya da asayiş sorunu olmadığını, doğrudan gençliği, aile yapısını ve toplumsal güvenliği tehdit ettiğini vurguladı.
Atalay, 2025 saha verilerine göre uyuşturucu, bahis ve alkol kullanımına başlama yaşının 15’ten 13’e düştüğünü belirterek, Türkiye’de 18 milyon ilk, orta ve lise öğrencisi ile 6 milyon üniversite öğrencisinin bulunduğunu, buna eğitimde ve istihdamda yer almayan 5 milyon “ev genci”nin de eklendiğinde korunması gereken genç nüfusun 30 milyona yaklaştığını söyledi.
Uyuşturucuya Başlangıçta Yakın Çevre Etkisi Öne Çıkıyor
Raporun dikkat çeken verilerinden biri de uyuşturucu kullanımına başlama dinamikleri oldu. Nevzat Tarhan’ın 2024 verilerine atıf yapan Atalay, Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kişinin madde ve davranış bağımlılığı taşıdığına ilişkin güçlü göstergeler bulunduğunu söyledi.
Emniyetin NARKOLOG verilerine göre gençlerin yüzde 74,4’ünün maddeyi ilk kez arkadaş çevresinden veya yakın ilişkiler üzerinden temin ettiği, kullanıcıların yüzde 71,2’sinin ise 15-24 yaş aralığında uyuşturucuyla tanıştığı belirtildi. Raporda önleyici politikaların özellikle bu yaş grubuna odaklanması gerektiği vurgulandı.
Suça Sürüklenen Çocuk Sayısı 185 Bini Aştı
Raporda çocuk ve gençlerin suça sürüklenmesine ilişkin veriler de dikkat çekti. Açıklamaya göre 2025’te suça bulaşmış çocuk sayısı 185 bin 256 olarak kayda geçti.
Ayrıca Ekim 2025 verilerine göre cezaevlerinde bulunan 420 bin 904 mahkûmun 149 bin 523’ünün uyuşturucu bağlantılı suçlardan hükümlü ya da tutuklu olduğu belirtildi. Bu tablo, bağımlılığın yalnızca bireysel değil, aynı zamanda adli ve toplumsal bir kriz boyutu taşıdığı yönünde değerlendirildi.
Yasa Dışı Bahis ve Alkol Tüketiminde Artış
Rapor, yasa dışı bahis ve alkol tüketimindeki yükselişe de dikkat çekti. 18-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 5,4’ünün sürekli yasa dışı bahis oynadığı belirtilirken, Türkiye’de 8 ila 10 milyon kişinin düzenli yasa dışı bahis oynadığı ifade edildi.
2002’de 5 olan resmi şans oyunu sayısının 2025’te 13’e yükseldiği aktarılırken, düzenli alkol tüketen kişi sayısının 2020’de 13,8 milyondan 2025’te 17,3 milyona çıktığı, 18 yaş üstü nüfusta oranının yüzde 28’den yüzde 33’e yükseldiği kaydedildi.
Dijital Bağımlılık ve Popüler Oyunlar Alarm Veriyor
Raporda dijital bağımlılık da önemli tehdit başlıklarından biri olarak yer aldı. Türkiye’de internet bağımlılığı oranının yaklaşık yüzde 13 olduğu, teknoloji kullanımının yüzde 64’ünün eğlenme ve zaman geçirme amacıyla gerçekleştiği belirtildi.
Atalay, Türkiye’de milyonlarca çocuk, ergen ve yetişkinin bağımlısı haline geldiği en az 7 popüler oyun bulunduğunu, en yaygın oyunun yaklaşık 4 milyon aktif oyuncuya ve günlük 500 bin kullanıcıya sahip olduğunu açıkladı. Son dönemde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan trajik olaylarla internet oyunu bağımlılığının yeniden gündeme taşındığı belirtildi.
Tedavide Başarı Oranı Düşük, “Sosyal Tedavi” Önerisi
AMATEM bünyesindeki uyuşturucu tedavilerinde başarı oranının yüzde 3 seviyesinde kaldığı belirtilirken, bunun ciddi bir yapısal sorun olduğu ifade edildi.
Atalay, kısa süreli detoks uygulamaları yerine 1 ila 3 aylık uzun süreli tedavi modellerinin tartışılması gerektiğini, başarı anahtarının “sosyal tedavi” aşamasında bulunduğunu söyledi. Tedavide biyolojik, psikolojik ve sosyal yaklaşımın birlikte ele alınması gerektiği kaydedildi.
Yeni Öneri: Bağımlılıklarla Mücadele Başkanlığı Kurulsun
Raporun en dikkat çeken çözüm önerileri arasında “Bağımlılıklarla Mücadele Başkanlığı” kurulması yer aldı. Mevcut parçalı yapının tek merkezden koordine edilmesi gerektiğini belirten Atalay, bütçesi ve yetkisi tanımlanmış üst düzey bir başkanlık ya da enstitü modelini önerdi.
İlköğretim düzeyinde farkındalık politikalarının yoğunlaştırılması, rehberlik öğretmenlerine sertifikalı bağımlılık eğitimi verilmesi, aile-okul-öğretmen ilişkisinin güçlendirilmesi ve dezavantajlı çocukların spor, sanat, meslek ve hobi faaliyetleriyle desteklenmesi çağrısı yapıldı.
Alkol ve Bahis Bayileri İçin 500 Metre Mesafe Önerisi
Raporda dikkat çeken önerilerden biri de alkol ve bahis bayilerine erişimin zorlaştırılması oldu. Buna göre okul, yurt, dershane ve ibadethanelere mesafe sınırının en az 500 metreye çıkarılması istendi.
Türkiye’de 74 binin üzerinde okul, 1 milyonu aşkın öğretmen ve 90 bin camide görev yapan 135 bin din görevlisinin bağımlılıkla mücadelede aktif rol üstlenebileceği vurgulandı.
“Bağımlılıklar Nedeniyle 78 Milyar Dolar Dışarıya Gidiyor”
Yeşilay Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Çağrı Soyer, bağımlılık ekonomisine ilişkin çarpıcı veriler paylaştı.
Soyer’e göre sigara 24 milyar dolar, alkol 9 milyar dolar, kumar 40 milyar dolar, uyuşturucu ise 5 milyar dolarlık ekonomik kayba yol açıyor. Toplam 78 milyar dolarlık bu yükün Türkiye ekonomisine ciddi zarar verdiği vurgulandı.
STK’lardan Ortak Çağrı: Önleyici Mücadele Güçlendirilmeli
Toplantıda konuşan Demet Tezcan, bağımlılık tehdidinin özellikle dezavantajlı çocukları hedef aldığını söyledi.
Musa Üzer, “Kumarın yasalı yasa dışısı yoktur” diyerek devlet politikalarında tutarlılık çağrısı yaptı.
Yunus Çetinkol sivil toplumun önündeki hukuki engellerin kaldırılması gerektiğini belirtirken, Ercan Mayaer tedavi kurumlarının kapasitesinin artırılmasını istedi.
Toplantı Uyarılarla Sona Erdi
İnternet kullanımının günlük ortalama 7 saati aştığını belirten Mustafa Özbek ise çocukların teknoloji kullanımında bilinç oluşturulmasının zorunlu hale geldiğini vurguladı.
Kamuoyuna sunulan rapor, bağımlılık meselesini yalnızca güvenlik ya da sağlık boyutunda değil; gençlik, aile, ekonomi ve toplumsal gelecek ekseninde stratejik bir tehdit olarak tanımlarken, çözüm için devlet-sivil toplum iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısıyla sona erdi.















































































































































































































