Toplum olarak gerek inanç, gerekse töre boyutunda en değerli müessesemiz ailedir. Bizi biz yapan hasletlerimizin başında geniş anlamda aile bağları, çekirdek anlamda ise aile kurumu sarsılmaz bir yapıya sahiptir.
Yaşadığımız her türlü sıkıntıda aile üyelerinin dayanışması ile sosyal patlamaların önüne geçmiş olmamızda bir realite olarak karşımızda durmaktadır. Bu durum modern batı toplumlarında olmayan bir özellik olarak bizi ayakta tutmaktadır.
Batıda biz kavramı kabul görmediği için, ben düşüncesi ile herkes ferdi hareket etmektedir. Reşit yaşına gelen her birey adeta özürlüğünü ilan ederek aileden kopmaktadır. Bu anlamda birlikte yaşamada onlar için normal ve kabul edilebilir bir durumdur.
Eskiden bizim toplumda birlikte yaşama konusu, inancın da ötesinde mahalle baskısı yüzünden kabul edilemezdi. Buna kimse de en azından cesaret edemezdi. Fakat küreselleşmenin birçok olumsuzluğu yanında aile kurumu da bundan nasibini alarak yozlaşmıştır.





















































































































































































































