Türkiye
Giriş Tarihi : 11-07-2013 10:34   Güncelleme : 11-07-2013 10:34

BÖLGENİN KADERİNİ KENDİ KADERİMİZ BİLECEĞİZ

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Bütün bölgenin kaderini kendi kaderimiz bileceğiz ve ilgileneceğiz"

BÖLGENİN KADERİNİ KENDİ KADERİMİZ BİLECEĞİZ
Davutoğlu, Şehitkamil Kültür ve Kongre Merkezinde, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, bu toprakların hiçbir zaman statik olmadığını ve bu topraklarda oturanların hareketliliğe anlam vermek zorunda olduğunu belirtti. Buna anlam verilmemesi ve yeni nesillere aktarılmaması durumunda gelecek nesillerin ızdırap çekeceğini ifade eden Davutoğlu, " Biz bu anlamı doğru vermeliyiz" diye konuştu.
 
Dün Nizip'teki kampı gezerken her bir Suriyeli'nin gözünde minnet ve şükran duygusunu gördüğünü vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:
 
"Biz bu minnet ve şükran duygularına borçluluk hisleriyle yaklaşmayız. Tarihin topluluklara imtihan yaşattığı dönemler vardır, yüzyıllar vardır, on yıllar vardır. Öyle imtihan dönemleri vardır ki ülkeler, şehirler ve bütün bir insanlık sınava girer. Biz böyle bir imtihanı tarihte çok yaşadık. O sınavdan geçen milletler, şehirler, tarihe öyle bir sicil kaydı düşürürler ki o sicil kaydını kimse silemez."
 
Antep Savunması'nın sembol isimlerinden Şahinbey'i anlayanın Antep'in ve Türk milletinin asli özünü kavrayacağına dikkati çeken Davutoğlu, şunları anlattı:
 
"Şahinbey, Yemen'de, Trablus'ta, Balkanlarda, Çanakkale'de, Galiçya'da, Filistin'de savaşmıştır. Bunların ardından gelip Antep Savunması'nda savaşmıştır. Şahinbey'in savunduğu, direndiği ve onuru için kardeş halklar adına mücadele verdiği toprakları gözünüzde canlandırın. İşte bizim dış politikamızın da hiçbir zaman terk etmeyeceği topraklar, Şahinbey'in gönlüyle yüreğiyle, bileğiyle dolaştığı topraklardır. Gaziantep'in yiğit insanları, Yemen'i yabancı sayabilir mi?, 'Yemen'e niye ilgi duyuyoruz?' diye sorabilirler mi? Şahinbey, Yemen'deydi. Libya kaynarken 'Ankara'da rahat uyuyabiliriz, Antep'te işimize bakabiliriz' diyebilir mi? Libya kaynarken bir başka sömürgeci güç Libya'yı almaya çalışırken Şahinbey oradaydı. Balkanlar kaynarken Gaziantepli, 'Balkanlar bana uzak orayla Edirne, İstanbul ilgilensin diyebilir mi?' Şahinbey Balkanlardaydı."
 
"100 yıl sonra büyük bir imtihanın daha içindeyiz"
 
Davutoğlu, 100 yıl  sonra büyük bir imtihanın daha içinde olduklarını vurguladı. Davutoğlu şunları kaydetti:
 
"Ya bütün bu coğrafyadaki kardeşlerimizin kaderleriyle ilgileneceğiz, onların dertlerini dert, acılarını acı, gözyaşlarını gözyaşımız bileceğiz ya da Anadolu coğrafyasına hapsolunduğumuz hissiyle bütün bu çevrelerden koparak zor ayakta duracağız. Artık kaderler ortak. 100 bin Suriyeli kardeşimiz şehit edilmişse, milyonlarcası evlerinden edilmişse, biz ramazanda burada otururken Humus'ta hala hava bombardımanıyla oruç bile tutmaları imkansız kılınan kardeşlerimiz varken, biz onları kaderlerine terk edebilir miyiz? Son 3 yıl içinde hiçbir gece yok ki kardeş topraktan gelen bir acıyla uykumuz bölünmemiş olsun. Biz bu ızdırabı paylaşırken Gazianteplilere teşekkür etmeye geldim."
 
Davutoğlu, Suriyeli sığınmacılara kucak açan Gazianteplilere teşekkür etti. 
 
Türkiye'nin her zaman haklının ve mazlumun yanında yer alacağını ifade eden Davutoğlu, "açık kapı" politikasından dolayı hakkında 2 gensoru verildiğini ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eleştirildiğini hatırlattı. "Ne yapsaydık değerli Gaziantepliler?" diye soran Davutoğlu, şöyle konuştu:
 
"İçinize siner miydi? Bugün Nizip'te bizlere dua eden kamplarda, İslahiye'de, Karkamış'ta dua edenler, sınırın öbür tarafında olsalardı ve asırların getirdiği kardeşliğe rağmen aç ve susuz kapımızın önünde bekliyor olsalardı, bu bize yakışır mıydı? Bu Gaziantep'e, bu Hatay'a, Şanlıurfa'ya, Kilis'e, bu Türkiye'ye yakışır mıydı? Emin olun ki Gaziantep'in kucak açtığı her Halepli, her Humuslu, her İdlipli, Lazkiyeli, ister Türkmen ister Arap ister Çerkez ister Kürt olsun, gönlünde bir Gaziantep aşkıyla evlerine dönecekler, Türkiye aşkıyla dönecekler ve nesiller boyu aynen Gaziantep destanı gibi bizim mazlumlara kucak açma destanımız bu topraklarda anlatılacak. Zor günler geçer. Her zorun arkasından bir kolaylık var diyor Rabbim. Onların hepsi geçer."
 
Davutoğlu, zor günlerde takınılan asil tavırların asla unutulmayacağını ifade ederek, "Bütün bölgenin kaderini kendi kaderimiz bileceğiz ve ilgileneceğiz. Elhamdülillah ki bu ilgiyi gösterecek kudretimiz var. On sene önce bu kudretimiz yoktu. Çünkü kendi borcunu ödeyemeyen ülke konumundaydık. Şimdi kudretimiz var" şeklinde konuştu.
 
"Bu milletin yükselişinin önünde set olmak isteyenler her zaman çıkacak"
 
Davutoğlu, Türkiye’de son bir ay içinde yaşanılanlara bakıldığında, en ufak bir zaafta bütün başarıları sıfırla çarpmak isteyen çevreler olacağının, en ufak bir sarsıntıda büyük depremler çıkarmak isteyenler çıkacağının görüldüğünü belirterek, şöyle devam etti:
 
"Bu milletin yükselişinin önünde set olmak isteyenler her zaman çıkacak. Bir manevi şahsiyetin söylediği şöyle bir şey var; Dışarıdan bakıldığında Türkiye bir ağaç gibidir. Kurumaya yüz tuttuğunda dibine biraz su verirler, eskiden yapılan dış yardımlardı. Gümrahlaştıdığında kollarını kesmeye çalışırlar. Biz gümrahlaşıyoruz artık, çünkü biliyorlar ki eğer Türkiye gümrahlaşırsa, bu ağaç bir çınar ağacı, Devleti Ali Osmaniye’nin sembolü olan çınar ağacı gibi gümrahlaşırsa, daha birçok halk, birçok millet, birçok ülke o gümrah ağacın gölgesinde barış, huzur ve sükunet bulacak. Onu engellemek için onlar her şeyi yapacaklar. Onların engellemelerine karşı da biz son 10 yıl içinde gerçekleştirdiğimiz yükselişi daha ileri aşamalara götürmek için gece ve gündüz çalışacağız."
 
Türkiye'yi bir anda türbülansa sokmak isteyenlerin, bunu asla başaramayacaklarını ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:
 
"Başaramayacaklar inşallah, çünkü artık bu millet öz güvenini yakaladı. Bütün bu yaşanan olaylarda uluslararası basının, Suriye’ye sesiz kalan, dünyadaki bir çok zulme sessiz kalan ve vermeyen bir basının, saatlerce Taksim Meydanı'ndan ortada daha olay yokken bile savaş muhabirleri yayın yapıyor diye yayın yapmasının sebebi ve sarsmaya çalıştığı şey, tek bir şey, öz güvenimiz. Öyle bir türbülansa, öyle bir psikolojik türbülansa sokmak istediler ki, paniğe kapılalım, ayaklarımız titresin, ne yapacağımızı bilemeyelim. Bu toprağa basan ayaklar eğer bastığı topraktan eminse, o ayak, o diz titremez arkadaşlar. Biz hangi tarihi mirasla hangi toprağa bastığımızın bilincindeyiz ve her bir bu şekilde gelen dalga bizi daha güçlü kılar."
 
"Kimseye hiçbir şey empoze etmeyiz"
 
Davutoğlu, Ortadoğu'da halklar ayağa kalktığında Türkiye'nin hiç tereddüt göstermeden halkların yanında yer aldığını vurgulayarak "İlk andan itibaren hep şunu söyledik; kimseye hiçbir şey empoze etmeyiz, kimseye diktede bulunmayız, kimsenin içişlerine karışmayız ancak Ortadoğu'da kardeş halklar ne isterse, onların iradesi neyse onların yanında yer alırız. Onların iradesini engellememek isteyen baskıcı rejimler, zulümler karşısında o halkların yanında yer aldık, almaya da devam edeceğiz" diye konuştu.
 
Mısır'da demokrasiye gölge düşürmek isteyenlere karşı Türkiye'nin tutumunun çok açık olduğunu dile getiren Davutoğlu, halkın iradesiyle iktidara gelenlerin ancak halk iradesiyle götürülebileceklerini söyledi.
 
Türkiye'nin bir kişiyi, bir grup veya bir partiyi savunmadığını kaydeden Davutoğlu, "Bizim savunduğumuz seçilmiş bir cumhurbaşkanının iradesidir. Çünkü seçilmiş o cumhurbaşkanı aynı zamanda Mısır halkının iradesini yansıttığı için seçilmiştir. Yanlış yapılmışsa bir takım hatalar olmuşsa onun hesabını soracak olan Mısır halkıdır. Hiçbir başka otorite bunu soramaz" dedi.
 
"Nasıl rahmetli Menderes'in emanetine sahip çıkmayı siyasi bir borç addetmişsek, Mısır'da da aynısını savunuruz, Suriye’de de, Tunus’ta da, dünyanın her yerinde aynısını savunuruz" diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Ama bir oryantalist kafa var. 'Bu Müslümanlar, bu Ortadoğulular, kendi başlarına demokrasi yaşayamazlar. Onlara yarı demokrasi de yeter' diyen bir zihniyet var. Biz buna isyan ediyoruz ve diyoruz ki tarihte en kadim devletleri kurmuş olan bu Ortadoğu halkları, bugün de en sistemli siyasi yapıları kurarlar ve bu konuda hiçbir başka milletten hiçbir başka bölgeden ya da kıtadan daha geri değildirler."
 
"Kardeş kavgasının olmadığı bir Mısır"
 
Davutoğlu, Mısır'da demokrasinin yeniden ihdas edilmesi için her türlü çabayı göstereceklerini belirterek, "Kimse bizi bu çabadan alıkoyamaz. Çünkü biliyoruz ki, tarihteki en büyük medeniyetleri kurmuş olan bu Mısır halkı, kendisine kendi kaderini tayin etme hakkı verildiğinde çok daha büyük başarılara imza atar ve Türkiye ile Mısır, Ortadoğu bölgesinde yeni bir düzenin eksenini oluşturur. Bizim niyetimiz, arzumuz budur. Kardeş kavgasının olmadığı, gerilimlerin yaşanmadığı bir Mısır istiyoruz" diye konuştu.
 
Çatışmalar başlamadan önce iyi olan ilişkileri korumak için Suriye yönetimine de aylarca yalvardıklarını anımsatan Davutoğlu, şunları anlattı:
 
"Kendi halkına zulmetme, orduyla halkı karşı karşıya getirme, ne destek istiyorsan Türkiye Cumhuriyeti Devleti arkanda' dedi sayın Başbakanımız. Yeter ki bir an önce halkınla barış ve halkın iradesine dayalı seçimleri gerçekleştir. Bu olmuş olsaydı bugün Suriye, Sünnisiyle, Nusayrisiyle, Arabıyla Türkmeniyle, Kürdüyle yıldız bir ülke olurdu, yanı başımızda."
 
Türkiye'nin coğrafi ve siyasi sınırlarını sabit turarak, ekonomik sınırlarını genişleteceğine işaret eden Davutoğlu, "Ekonomide sınır tanımayacağız. Ortadoğu'da yaptığımız birçok açılımın, Balkanlar'da Orta Asya'da, Afrika'da, ana sebebi budur. Herkesle vizeleri kaldıracağız. Kısa zamanda Avrupa Birliği'yle de kaldıracağız" şeklinde konuştu.
 
Davutoğlu, Türkiye’nin başarısının arkasındaki unsurların demokrasi, güçlü bir ekonomik modelin hayata geçirilmesi ve vakur bir duruş ile uluslararası itibar olduğunu sözlerine ekledi.
adminadmin