Türkiye
Giriş Tarihi : 12-09-2013 12:06   Güncelleme : 12-09-2013 12:06

BÜYÜK ÜLKENİN MUHTEŞEM GENÇLERİNE HİTABE…

Türkiye ve İslâm dünyası zor günler yaşıyor. Yüzyıl önce kırılan kemikler aceleyle tedavi edildi ama sonra gördük ki yanlış kaynamış, şimdi tekrar kemiği kırıp düzgün hale getirirken fitne kol gezmeye başladı. Müslümanlar kendi aralarında cemaatle kavgalı, diğerleri bastırılmış kelimelerini kusmak için siyasi gafları bekliyor.

BÜYÜK ÜLKENİN MUHTEŞEM GENÇLERİNE HİTABE…
Size ütopya gibi gelse de şunları söylemek isterim: Kutuplaşmayın. Laik düşüncede olanlarla anti laik düşünen kardeşlerimiz oturup çay içebiliyorlar bu ülkede. Bence şunu unutmayın; iki gün önce mezhep kavgası yaptığınız bir insan acil kan gerekirken size kan verecektir. Ben bunu çok yaşadım. Bu memleketin en çok bu huyunu severim. İkili ilişkilerinizi veya kutuplaşmalarınızı siyaset üstünden kurmayın, onlar için üzmeyin, üzülmeyin. Bağımsız bir karakteriniz varsa başkasını siyaset sopasıyla dövmezsiniz.

Güzel kardeşlerim, konferans verirken kürsüden sizlere baktığımda o kadar güzelsiniz ki… Ben sizlere olan inancımı hiç yitirmedim. Lütfen yakın zamanda bu memleket insanlarını mezhep kavgalarına sürüklemeye çalışan yapılar var, onlara alet olmayın. Bugün bu gençlik arkadaşı inancı gereği örtünüyor diye onu aşağılamayacak kadar akıllı ve vicdanlıdır. İslâmcı kardeşlerimiz de sonuna kadar sabırlı davranıyor. 

Yeni bir yüzyılda sizler klasik düşmanlıkları, öfke ve tartışmaları aşmalısınız. Bütün renklerinizle birbiriniz için telaşlanarak, ağlayarak, sevinerek muhteşem bir halı örün. Yeni kuşaklar bu halının üstünde çıplak ayak üşütmeden büyüsün. Fazıl Say bir ninni bestelesin, ezan okunurken inanmasak bile saygı gösterelim. Bir öteki diğerinin müziğine, yediğine, içtiğine karışmasın. Bunu denemek lazım, bu deneyi yapabilecek en uygun kuşaksınız. Hepinizde nur var, insanlık var, merhamet var ben şahidim. Sadece on yılı kavgasız atlatırsak inanın birinci ligdeyiz. 

Kürt ve Türk kardeşlerime de istirham ediyorum, aman gaza gelmeyin. Barış süreci takvime bağlanamaz. Biz zaten iç içeyiz. Yan yana beraberiz. Siyasi kavgalar çıkarıp üstümüzden nemalananlara imkân vermeyiniz. Bu ülke kalkınırsa, güzelleşir ve zenginleşirse dünyanın en mutlu Türkiye’si ve Kürdistan’ı olacaktır. Bütün mesele bu toprakların rahmet ülkesi olmasıdır. Dört yüz elli çeşit peynirin üretildiği bir ülkenin Batı’dan dayatılan bir demokrasiye ihtiyacı yoktur. Herhangi bir mahalle muhtarımız inanın Belçika’yı yönetebilir. Küçük ülkelerden buraya bakıp eleştirmek kolaydır, onun avantajını kullanarak bizi anlayamıyorlar. Piyano, obua çalan milletler, uzun hava, maya çeken memleketleri anlayamazlar, kafaları basmaz.

Devletler biter, hükümetler çöker, günahlar baki kalır.

Sanatı, şiiri, resmi, romanı, sinemayı, müziği ve tüm incelikleri siyaset yüzünden unutan kuru bir ülke olmayalım. İyi bir şiir yazılmadan güzel bir rejim kurulamaz, yakıcı bir türküye bağlıdır yüreklerimiz. Hele yüreklerimiz kardeş olsun inanın bileklerimiz de kardeş olacak.

Bir mucize bekliyorum gençlikten. Liberal olmadığımı aslında birkaç yıldır siyasi yazılar yazsaydım paraya boğulacağımı biliyorsunuz. Ben sivri köşelerimi hastalıklarda yonttum. Bir hacı amcayla hastaneye gittim, alevi hemşireler bekledi başucumda, inançsız doktorlar yaptı ameliyatlarımı, narkozdan ayılırken iki Kürt hasta bakıcı sedyeyle yatağıma götürdü. Bunları çok yaşadım. Kan alırken CHP’li arkadaşınki tuttu. Damarlarımda onun kanı geziyor. Bu yüzden siyasi kızgınlıklar yaşadığımda kanı, hacı amcayı, Alevi hemşireyi, inançsız doktoru hatırlayıp sakinleşiyorum. 

İnşallah kardeşlerim; bu sayfadaki on binlerce insan yazıyı bir kez paylaşınca daha güzel düşüneceğiz, inşallah bu gençlik kimliklerini inkâr etmeden ve kimseyi incitmeden adam gibi yaşamasını öğretecek dünyaya. Ben inanıyorum, siz de amin deyin bitsin bu yazı…

BÜLENT AKYÜREK
adminadmin